Karaköy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Karaköy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Haziran 2014 Pazartesi

DÜŞLERİ DE YAŞAMAK LAZIM


SADECE HAYATTA KALMAK MI ÖNEMLİ?

Kafamı dağıtmak üzere dışarı atıyorum kendimi.
Bildik yerlerde dolanacağım.


Bir köşede yavru kedinin korkuyla miyavladığını duyuyorum.
"Şeker şey seni."
Hemen ilerisinde bir kap içerisinde süt var.İki etraftaki esnaf besliyor diye düşünüyorum.
Bir kediye sahip olmak istiyorum ama çalışan insan için bu zor olsa gerek.Ne bileyim insanın kendisi için bir hayvanı evin içine hapsetmesi bana doğru gelmiyor.
Belki sonra.Emeklilikte...Belki...

Hava bir açıyor bir kapıyor.Ahhh yağmura tutulmadan tekrar eve dönerim inşallah diyorum.
Bugün güneş farklı gülümsüyor.
Böyle de gülümsemeye devam etsin.


İnsan kalabalığı...
Her zaman olduğu gibi.
Yürümeme devam ediyorum etrafı seyrederek.


Balık alsam mı diye geçiriyorum içimden sonra vazgeçiyorum.
Ne kadar taze olursa olsun eve sinen o kokusundan hoşlanmıyorum.
Bir zamanlar ne çok yapardım.
Seneler oldu,karides dışında evde balık yapmıyorum artık.


Sanki deniz çağırıyor beni.
Rengini seviyorum.Kendisini sseyretmeye doyamıyorum.
Bir yere oturup güzel düşlere bırakmalı insan kendisini...



Düşlediğim hayatta yaşayamadım.
Sanırım bunu beceremedim.
Ama sadece hayatta kalmak önemli değil ki!Düşleride yaşamak lazım.
Kendime kolayını buldum;olabilecek düşleri hayâl ediyorum.
O düşlerimle kendimi avutuyorum.
Nasıl olsa olacak ya da oluyor.
Ya diğerleri...


Bu güzel manzara,düşlerim birasız olur mu?Sağlığımıza...

NOT:
Fotoğraflar bana aittir.

28 Mayıs 2014 Çarşamba

ŞÖYLE BİR YÜRÜDÜM


TANIDIK YERLER...
AMA OYUNCULARI HAR ZAMAN FARKLI


Ayaklarım tanıdık yerlerde yürüyor,bana aldırış etmeksizin.
Buralardan kaç kere geçmişimdir,hatırlamıyorum.
Her seferinde bir farklılık dikkatimi çeker.



Kimisinde duvardaki resimler sokağın kişiliğini değiştirmiştir.Farklı bir sokakta yürüdüğümü hissetmişimdir.

Kimisinde o an oraya yolu düşmüş bir canlının yarattığı farkındalık,bir hoşluk sokağın kendisine sinmiştir.


Kimisinde de artık günümüzde yapılmayan ama geçmişte her zaman yapılmış ve hatta dokunulmadığı takdirde günümüzde de karşımıza çıkan çeşmeler,sokağa farklı bir kişilik kazandırmıştır.


Bu yürüyüşün sonunda şimdi de Otto Cihangir zamanı diyorum.Hoş bir mekan.Yemekler güzel,servis güzel...
Bahçede otturup keyif yapma zamanı.
Dolu olup kapıdan geri dönmemek için önceden arasanız iyi olur derim.Ya da bahçede değil de içeride oturacağım diyorsanız???


Daha fazla bilgi almak istiyorsanız aşağıdaki internet adresini inceleyebilirsiniz.



NOT: Fotoğraflar bana aittir.

25 Mart 2014 Salı

HAYATIN İÇİNDEN MANZARALAR


BİR GÜNÜN ARDINDA KALAN


Günlerden cumartesi...Güzel bir gün.
Yürüyorum...


Hava güzel,ben güzel,her şey güzel...


Kuş seslerini dinliyorum/tabii araba seslerini ve olur olmaz çalan korna seslerini duymamazlıktan geliyorum.Gözlerim ufacık bir yeşil görse sevincinden yuvalarından fırlıyor gibi oluyor.


İkincikat-karaköy tiyatroda "Üst Kattaki Terörist" oyununu seyretmeden önce etrafı şöyle bir gezeyim diyorum ama bildik yerlere değil.







Hemen bir ara sokağa sapıyorum.Dar bir sokak.İki etrafında küçük esnaf dükkanları sıralanmış.Buraları turistler çoktan keşfetmiş.Küçücük bir dükkana sahip balıkçının önünde sıra var.Kimisi oturmuş siparişini bekliyor kimisi dürüm yaptırmış hem yürüyor hem atıştırıyor.
"Yesem mi?"
diye aklımdan geçiriyorum ama vazgeçiyorum.Balık yemek istemiyorum.


İlerde gözüken çay bahçesi olduğunu düşündüğüm yer oldukça kalabalık.Oturup bir çay içmeli ve kalabalığın içinde kaybolmalı diye düşünürken ayaklarım çoktan beni oraya doğru götürüyor.


Yürüyorum...


Hem yürüyorum hem fotoğraf çekiyorum.
"Çek abi çek"
diyor fısıltıyla eski bir arabaya yaslanmış çocukluktan yeni yeni çıkmaya başlamış olan genç.Ona doğru bakıyorum ama başka bir şeyin fotoğrafını çekiyorum.



Yavaş yavaş tiyatroya doğru yürümeli,oyun zamanı yaklaşıyor.Ana caddede yürürken yönümü "Arap Camii" yazan işaret tabelasının gösterdiği sokağa doğru çeviriyorum.




Girişte yazan açıklamadan oldukça eski olduğunu ve kiliseden camiye dönüştürüldüğünü öğreniyorum.




İkincikat-karaköy'de güzel bir oyun izledikten sonra 
"gecenin hareketli ve gümbürtülü akışına kendini bırakıp kaybolmalı" diye geçiriyorum içimden.Eee içimden böyle bir şey geçiyorsa neden uygulamayayım değil mi ama?
Hadi geceye akalım...

NOT :
Fotoğraflar bana aittir.