sokak hayvanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sokak hayvanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Şubat 2023 Pazar

GECE

BİR KEDİNİN HİKAYESİ 

2017 yılı Aralık ayında bu semte taşındığımda karşılaşmıştım. Farklı renklerin irili ufaklı karışımı güzel tüylere sahip bir kediydi. Ara sıra karşılaştığımızda yanımda bulundurduğum mamadan verirdim. Bir süre sonra sabah-akşam bahçede mama yemeğe gelmeye başladı. Gün geçtikçe büyüyen karnı onun hamile olduğunu gösteriyordu. Nitekim 2018 yılının şubat ayı karşı komşunun bahçesinin kuytu bir köşesinde yavrularını dünyaya getirdi. 


Üç tane şirin yavru. Biri annenin renginde biri sarı biri de siyah renkteydi. Bahçeye mama için indiğimde karşı bahçenin duvarına onun için de mama koyuyordum. İki-üç ay sonra yavrularda mama yemeğe başladı. Artık mama veren elimle, aradaki tel duvar ne kadar izin verirse oynaşmaya başladılar. Dördüncü ay bittiğinde anneyi kısırlaştıttırdım. Bir gün annenin rengine sahip kedi ortalıktan yok oldu. Bir süre sonra anne, sarı ve siyah yavrularını alarak bizim bahçeye taşındı. Artık yavruları bırakıp eskiden olduğu gibi iki etrafı dolaşmaya başlamıştı. İki yavru ise bahçede hayatlarından memnundu. 


Anne büyüyen yavruları yanında istememeye başladı. Gitmeleri için tıslıyor ya da pati vuruyordu. Gitmediler. Anne bahçeye gelmelerini seyrekleştirdi ve bir süre sonra bölgeyi terketti. Böylece sarı ve siyah kedi ile baş başa kaldık. Gündüz ve Gece diye çağırıyorduk, komşunun kızı böyle adlandırmıştı. Gündüz pandeminin azizliğine uğradı. İlk günleri hatırlayın, alışveriş poşetlerini bile silip içeriye alıyorduk. Sokakta her gün oynayan çocuklar artık yoktu. Mama verme ve alışveriş dışında sokakla ilişkimi kesmiştim. Üç-dört gün mama yemeğe gelmedi. Ne oldu acaba diye merak ederken bir köşede ölüsüyle karşılaştık. 


Gece, kendine özel bir kediydi. Diğerlerinden farklı olduğunu hemen gösteriyordu. Huyu evimin kedisi Beyaz’ a benziyordu. Ona arkadaş olsun diye eve almışlığım da var. O her seferinde kapıya gelip kapı koluna bakıp ağlayıp duruyordu. Mecbur kapıyı açıyordum. Veterinerimizden sokağa alışan kedinin hep dışarıya çıkmak isteyeceğini öğrendikten sonra ev kedisi yapmaktan vazgeçtim. Beyaz, kediler içerisinde sadece Gece’ ye ses çıkarmazdı. Hayat, birbiri ile alakalı olmadığını düşünsekte olayların birbirine bağlı olduğunu en nazik biçimde bize gösteriyor. Gece, evde kalsaydı Minnoş olmayacaktı. 


Gece, şubat ayında altıncı senesine girecekti. Ocak ayının son cumartesi akşamı mama yemeğe gelmedi. Pazar günü de gelmedi. Gün içerisinde defalarca aşağıya inip iki etrafta onu aradım. Aynı şeyi pazartesi günü de tekrarladım. Böyle birdenbire yok olan diğer kedilere ne olduysa bunun da başına o gelmiştir diye düşünmeye başladım. Kendimi sonuca alıştırmıştım (öyle gözüküyordu). Ertesi günü bir arabanın çarptığını duydum. 


Araba çarptıktan sonra sürünerek gittiği tarafı söylediler. Bu andan itibaren alışmış gözüken ben çok kötü oldum. Oraları tekrar araştırdım, gördüğüm insanlara tekrar sordum. Araba çok hızlıymış. Hey dümbük ara sokağa öyle hızlı girilir mi? O an bir çocuk olsa onu altına alırmış. Eğer çok fazla etkilenmemiş olsaydı gelirdi diye düşünüyorum. “Sürünerek” kelimesi arabanın üzerinden geçmiş olabileceği olasılığını düşünmeme neden oluyor. “Sürünerek” lafı aklıma geldikçe fena oluyor ve uyuyamıyorum. “Araba çarptı, öldü.” denseydi bu kadar etkilenmezdim. 


Evden çıktığımda “sürünerek” gittiği taraflara bakıyorum, oralarda siyah bir kıpırtı görebilirim umuduyla. Merdivenden aşağıya inerken ise diğer kedilerle beraber aşağıda mama için beklediğini düşünüyorum. Bir haftayı geçti. Ağrısıyla, acısıyla, kırığıyla nereye pıstıysa orada yalnızlığıyla gitti. Oysa tersi yöne (bizim bahçeye) sürünseydi şu an belki daha farklı olurdu. 


Gece, benim kendine has yakışıklı oğlum güle güle. Seni seviyorum. 


NOT: 

Fotoğraflar bana aittir. 


NOT: 

Bir haftayı geçti. Öncesi kış ortasında bahar havası yaşarken birden hava soğudu, yağmur, dolu. Eğer yaşıyorsa ve fiziki durumundan gelemiyorsa bu havada ne yapar? Buna benzer şey aklıma geldikçe çok kötü oluyorum. 


NOT: 

Bugün akşam (11/02/2023) bahçedeki kedilere mama verirken bir komşum geldi, “Gece” ile ilgili bilgi verdi. Cumartesi (28/01/2023) arabanın Gece’ ye çarptığı gün olaydan hemen sonra ablası belediyeden yardım istemiş, hemen gelmişler. Yavrum Gecemin belden aşağısı haşat olmuş can çekiştiğini söylemişler ve alıp gitmişler. Büyük ihtimalle daha fazla acı çekmesin diye uyutulur demişler. Ah yavrum, ara sokağa o hızla girmemesi gereken arabayı sürenin Allah belasını versin e mi? 

12 Mayıs 2020 Salı

KORONOVİRÜSLÜ GÜNLER


İNSANI ÖLÜME GÖTÜREN VİRÜS
Koronovirüs günlerinde sokak hayvanlarina mama dağıtımı ve ihtiyaç dışında evden dışarı çıkmıyorum. Eksik bir şeyleri almak için çıktığımda ise tedirginliğim son safhada. Çünkü alacağım şeyi benden önce elleyen insanları bilmiyorum. Torbaları, paketleri silip eve almalar. İçeride meyve ve sebzeleri ise defalarca yıkamalar. Bundan ne kadar sıkılsam da yapmaktan vazgeçmiyorum. Aslında hepimiz salgın için potansiyeliz. 

Kim ne derse desin bu koronavirüs salgını bize şunu gösterdi; bundan sonra elleşmek, sarılmak, öpüşmek yok. Her şey mesafeli olacak. Olmalı da. 

Sabah saat 06:00 gibi sokak hayvanlarına mama dağıtmak üzere evden çıkıyorum. Bu saatlerde Bodrum sokakları tenha ama bazen de maskesiz insanlarla dolu oluyor. Bunlara şöyle okkalı ceza yazılmalı ki işin ciddiyetini anlasınlar. 

Market alışverişimi, açıldıkları sabah saatlerinde yapıyorum. Yolda bir çok maskesiz insan görüyorum. Ara sokaklarda şortunu giymiş yan yana yürüyüş yapan gençler oluyor. Sokağa çıkma yasağı olan gençler motorsiklete binip nereye gidiyorsa gidiyor. Bunlara dur diyen birileri ise yok. 

Ramazan ayında iftara misafir kabul eden, misafirliğe giden insanlar var. Yani işin ciddiyetini kavramamış insanlar çok. Bulaşıcı olmazsa ne bok yerse yesinler diyeceğim ama olmuyor işte. Bodrum’ da bu durumu kontrol eden birim var mı acaba? Tedbir almayı insanlara bırakırsanız olacağı bu. 

Bir şirkette her birimin kriz prosedürü vardır ve bu durumda ne yapması gerektiğini bilir (eğer kriz prosedürünüz varsa). Zaten bir şirket ehil insanlar tarafından yönetilirse normal/kriz zamanı farketmez, işler düzeninde gider. Genel müdürü alıp yerine bir tanıdığınızı getirirseniz, o da diğer birimlere aynı şeyi yaparsa elin ayağına dolaşır. Yapılacak basit şeyleri bile yapamazsınız. Şeffaf olmak şart. 

Devlet ve devletin her birimi devletin ağırbaşlılığını taşımalı, ona göre davranmalı. Devletin memuru parti elemanı gibi davranmamalı. Çünkü devlet memuru= Parti elemanı değildir. Gerçi boşa yazıyorum sistem partili Cumhurbaşkanı ... 

Bir şeyler yanlış gidiyor ve bunun herkes farkında ama hiç bir şey yapılamıyor. Yanlış giden şeyler düzeltilmeli. Salgın ayrıştırma değil birleştirme aracı olarak kullanılmalı. Devlet olanaklarını kullanıp zenginleşen insanlara ise devletin bir yaptırımı olmalıdır.  

Bu koronavirus salgını bittiğinde Diyanet ve Kızılay kurumları tekrar gözden geçirilmeli. 
Bu kurumlarda gönüllülük esas olmalı ve kurumların statüsünü para kazanma amacıyla yöneticileri kullanamamalı. Din adamı siyaset dışı olmalı. Ne o son model makam arabası, şaşalı yaşam, siyaset yaparcasına konuşmalar. Gönüllülük esas olmalı ve devlet maaş vermemeli. Bu durumda Diyanetin cemaat diye nitelendirilenlerden ne farkı var. 

Son söz olarak; 
Ben şahsen, Cumhurbaşkanı insanların arasına girmedikçe, Ak parti miting düzenleyip parti genel başkanını davet etmedikçe kendimi korumaya devam edeceğim. 

8 Ağustos 2019 Perşembe

BİR KAÇ GÜZEL CAN


BAHÇENİN YAKIŞIKLILARI 


Bu canlara, çocukluklarından beri bahçede bakıyorum. Anneleri, yavrular büyüdükten sonra gitsinler diye tısladı durdu ama gitmediler. Anne, bunlar gitmeyince mama yemeye arada sırada gelmeye başladı ve bir süre sonra da buraları terketti. Oysa hepsinin karnı doyuyordu. 


Bu fotoğraftaki sarıyla sarmaş dolaş olan siyah-beyaz kedi mahallede bir köşede sürekli duran bir arabanın altında uyurken (nasıl bir uykuya daldıysa) araba hareket edip üzerinden geçmiş. Haber verdiler, koştum kurtarır miyiz diye ama son nefesini elimde verdi. Oysa kısırlaştırma ameliyatı da yaptırtmıştımki erkek kediler tarafından rahatsız edilmesin, güzel bir şekilde hayatına devam etsin diye.


Üçü bir arada güzel oynaşırlardı. Üzüldüm ama yapacak bir şey yoktu. Anılarda kaldı şehla gözlü kızım. Maalesef sokak canlarının kaderi bu.



Bahçe şimdi sarı ve siyah yakışıklılara kaldı. Ev kedisi olacak türdenler ama sahiplenen çıkmadı. Her eve bir can lazım. 



Bu fotoğraftaki de benim evimin gülü, evimin bidenesi Beyaz’ dır. Birbirimizi iyiki sahiplenmişiz. Önceliklerimi değiştirdi. 



Siyah ve sarı da bahçenin gülü.

NOT:
Fotoğraflar bana aittir.