dost etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dost etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mayıs 2020 Cuma

BEYAZ


YENİ YAŞINA GİRDİ 


İyiki doğdun Beyaz. 
Mutlu yıllar kızım. 



            Birlikte dördüncü senemize girdik. Nice yıllara diyorum. 



NOT: 
Fotoğraflar ve video bana aittir. Video “YouTube” kanalımdan alıntılanmıştır. 

10 Mart 2018 Cumartesi

YASEMİN

UMARIM İSTEDİĞİ GİBİ YAŞAMIŞTIR



İnsan kendisiyle meşgulken kendisi dışındakiler ilgi alanı dışına çıkıyor. Eğer siz sağlıklıysanız ve istiyorsanız çevrenizdeki insanlarla ilgilisinizdir. Eğer hastalık yatağa düşürüp ikide bir hastaneye taşıyorsa etrafınıza ilginizi kaybediyorsunuz. Yaşadığım stres bana çok, başkasına az olabilir. Yaşadığım süreç beni yordu. Bu yorgunluğu yaşarken “YASEMİN” de abisinin deyimiyle gitmekle kalmak arasında mücadele ediyormuş. Benim bu yorgunluğum yanında onunkinin lafı mı olur? Dört ay bir “alo” dememişim, diyememişim. 
Son aylarda ev bakma, satın alma, yaşanan stres, taşınma, hastalanma, hastane, dinlenme, ilaç etkisiyle uyku nedeniyle hayatım karma karışıktı. Şimdi istesem de konuşamam ki. Ne acı...
Sözde çok sıcak olmayan bir mevsimde tedavisini de aksatmayacak şekilde Bodrum’ a gelecek hem dinlenecek hem de iki etrafı gezecektik. 
Ben, Necmiye, YASEMİN. 

Aile dostu, arkadaş, abla... 
Aynı illet annesini de alıp gitti. O da güçlü kadındı. 
Belki de biz öyle görmek istiyorduk. 
İnsanları kafamızda canlandırdığımız şekliyle görmeyi ne çok seviyoruz. Sanki işimize bu daha kolay geliyor. 
Kolaya kaçmak....

YASEMİN’ in ölümünü öğrendiğimde bir önceki postu yayınlamak üzereydim, duygularımı araya sıkıştırmıştım. Böyle bir insanı bir yazının arasına sıkıştırmak beni rahatsız etti. O yazıyı oradan alıp buraya yerleştirdim. Şimdi ne değişti bilmiyorum. O gittiği yerde nasıl, bir bilgim yok. 
Ben...
İçim acıyor... 
Mutluluğu hak ediyordu diye düşünüyorum. Yaşamın bir yerinden hep tutunmak için çabaladı. 
İlkelerinden taviz vermedi. Burada neyse yaşadığı ülkede de oydu. Yaşadıkları onu hayattan koparmadı ama bu hastalığı hediye etti. 
Yakasına yapışan hastalığın kötü zamanlarında bile hayattan kopmadı. Müzik çalışmalarına katıldı. Tiyatro gösterisinde görev aldı. Bunları büyük bir heyecanla anlatırdı. Hastalığın kendisini hayattan koparmasına izin vermedi. Etrafındaki insan kalabalığını her geçen gün azalttı. Kimi insanlar o durumda bile bencil, gaddar, kendini bilmez oluyordu. O tür insanları hayatının dışına attı. Yaşadı, bitti ve gitti. 
Yüreği güzel insanlar erkenden bu dünyadan göçüp gidiyor. Giderken de kendilerinden bir parça bırakıp gidiyor. Hayatla mücadelesini hastayken de hasta değilken de tek başına yaptı. İlkeleri doğrultusunda kimseye ağlayıp sızlamadı. 
Güzel bir hayat yaşamayı hak eden bir insandı. Güle güle. 

25 Şubat 2018 Pazar

DÜN BUGÜN YARIN


YAŞANDI YAŞANIYOR YAŞANACAK


Beyaz’ı bilirsiniz, evimin kedisidir. Bir süredir yanımda değildi. Onunla buluşmak ve beni unutmadığını görmek hoştu. Mutluluğumu anlatamam. Bir arada olduğumuz sürece ne güzel seviştik onunla. Çok sevdiği saklambaç oyununu her istediğinde o sıkılana kadar oynadık. Her zaman yaptığı gibi yanıma sokulup uykuya dalması ayrı bir güzeldi. Hele “Bidenem” deyince yanıma gelip ne diyorsun der gibi “mev” lemesi beni benden alıyordu. 


                                                          https://youtu.be/dfXs9tyWZOI


Burada da hastane ile haşır neşirdim. İlaç içmeye devam. Korkulacak bir şey olmasa da ne bileyim insanda bir tedirginlik oluyor. Sanıyorum anlık yaşanan stres, daha önce yaşanmış olan stresin bir yerde biriktirdiklerini açığa çıkardı. Yaşanan şeyler bir Peri’nin elindeki sihirli değneğin dokunuşu ile yok edilemiyor. Umuyorum içtiğim ilaçlar sağlam olan midemin sağlığını bozmaz. Bu aralar yaşantımın bu kısmına kadar ki hastalanmama ve ilaç kullanmama durumunu telafi ediyorum. 
İnşallah 2018 yılını ilaç içerek geçirmem.


http://www.hurriyet.com.tr/hulya-kocyigitten-tartisilan-sozler-bu-ulkede-baski-yok-aksine-herkes-fazla-ozgur-40737590 

Yukarıdaki benzer bir söyleşiyi daha önce de okumuştum. Yaşamak için oluşturdukları fanusun dışında yaşananlardan haberi olmayan ya da işine öyle geldiği için sessiz kalan sanatçılar (?) o kadar çok ki. Bunlar bu ülkenin sanatçısı (?). 
Ülkesinin ne yaşadığından haberleri yok. 
Halk nasıl yaşıyor gözlerini kapatmışlar. 
Çığlıkları duymuyor, kulaklarınıı tıkamışlar. 
Ağızları ise güce iyi laf yapıyor. 
Bütün bunlar ne için? 
Düşününce midem bulanıyor. 
Sanatçı muhaliftir. Hadi empati kurun ve bir an için o kabuğunuzdan çıkın, muhalif olun ve haykırın. Gerçek neymiş o zaman görün. 

Sosyal medya paylaşımlarında izlediğim ve okuduğum bir kaç haberle ilgili not düşmeden yapamayacağım. İzlerken kulağınız “Nuh peygamber oğluyla cep telefonuyla görüştü” lafını benim gibi işitmişdir. Bunu söyleyen bir akademisyen. Televizyon proğramında söylemiş. Hem de bizim vergilerle çarkını döndüren bir televizyon kanalında. 
“Google” de bir padişahımız tarafından keşfedilmiş, duymuşsunuzdur. Bunu da bir başka bilim insanımız söylüyor. Esasında bu tarz bilim insanlarına göre dünyada ne keşfedildiyse ya bir yerlerde yazıyor ya da daha önceden biz bulmuşuzdur.
Gel gör ki bunu kimse ileriye taşıyamamış. Esasında bu söylemlerle bilim insanlarımızı, girişimcilerimizi, bizi yöneten insanları yerin dibine sokup çıkartıyorlar. Bunları çağımıza uygun geliştirecek kafaya sahip kimsenin bulunmadığını söylüyorlar. Ya bir gidin Allah aşkına. Siz de bir şeyler keşfedin, üretin. Bu boş konuşmaları bilim insanları olarak sizler yapmayın bari. Bu kafayla Türkiye gittikçe eriyor, dünyada yeri kalmayacak. 
Bak kimse üzerine alınmasın, zaten kimseye de söylemiyorum içimden geçti;
“Man kafa saman kafa”..


ŞİMDİ...



Nefes aldığım yer. 
Ruhumun engin denizlerinde gezdiği zaman. 
Aklımın her şeyi unuttuğu, gözlerimin ise gördüğü bütün güzellikleri depoladığı an. Sevgiyle buluştuğum, anladığım, tattığım, tekrar tekrar doğduğum yer. Hem burada hem de içimde başka başka yerlere yolculuk yaşatan. Hem hayal dünyam hem gerçeğim. 



YARIN... 

Hayaller var, yapılmak istenenler var, var gidi var. Şu an düşüncede olanı, yarın gerçekleştirmek için bekliyor. Soru işaretleriyle dolu yarın yaşanan hikayelerle sadeleşecek ve güzelleşecek. 
Hikayeler biriktikçe güzeldir. 
Yaşanılan hikayeler yaşamın toplamıdır.
Yarınlar ise bilinmez hikayelerin beklediği yerdir.
Ama yarınlar her daim güzeldir. 

NOT :
Fotoğraflar ve video bana aittir.

16 Ekim 2011 Pazar

DOSTLUK

               DOSTLUK


               Çoğu zaman,kendimize göre adlandırdığımız 'dostluk' kelimesi kişiden kişiye değişiklik gösterir.Karşıdakini kendimize yakın görüyorsak ve birlikte yapılanlar diğer arkadaşlara göre fazlaysa 'DOST' diye tanımlamaktan kendimizi alamıyoruz.


               Güzel gözlerle baktığımız bu insanların yaptığı olumsuz şeylere de kötü gözle bakamıyoruz.Bu yapılanlar bir,iki,üç,...diye giderken biz hala 'DOST' demeye devam ediyoruz.Bu durum ta ki(bir insanın duvara toslaması)büyük bir hızla duvara çarpıp,duvarda izimiz kalana dek devam ediyor.Artık bu andan itibaren arkadaşlık aynı değildir.Olaylara aynı değil de başka pencerelerden farklı gözlerle bakmaya başlıyorsunuz.Yapılanları daha gerçekci bir yaklaşımla görebiliyorsunuz.Gerçi önceside görüyorsunuz ama kendinizce bahaneler bulup geçiştiriyorsunuz,sizin dostunuz ya!


                Bir de bakıyorsunuz,(ne yapıyorsanız yapın)yaptığınız sürece hep yanınızda,ihtiyacınız olduğunda ise yanınızda yok(çok önemli işleri olur).Duvara çarpmadan sonra bunun ve buna benzer herşeyin sorgulamasıda beraberinde geliyor.Birde bakıyorsunuz elde var sıfır.Çok kötü bir duygu.Ama zaman herşeyin ilacı;bu duyguyu da yeniyorsunuz.


                Hayat devam ediyor ve siz bu insanlara hayatınızı kapatıyorsunuz.Karşınızdaki insanı 'DOST' olarak tanımlayıp bunu yaşadığınızda çok kırılıyorsunuz,üzülüyorsunuz,v.s....


                İnsanın en iyi 'DOST'unun ailesi olduğunu gördüm ve yaşadım.Her şekilde her zaman sizin yanınızdalar;çıkarsız,beklentisiz,...


                Artık hayatımda 'DOST' istemiyorum.Sadece arkadaş istiyorum.Karşımdaki bunu kabul ediyorsa kapım açık yoksa güle güle.Çünkü arkadaş olarak kabul ettiğin insanın yaptığı seni o kadar yaralamıyor.Arkanı dönüp çekip gidiyorsun,hayatını etkilemiyor bile.Biri gidiyor bir başkası geliyor.


               'DOST' kelimesini çok çabuk harcıyoruz.Yeni tanıştığımız,daha doğru dürüst tanımadığımız insana 'DOST'um diyebiliyoruz.Yakın olmak başka 'dost'luk başka.Ehh arkadaşlığında derecesi vardır değil mi?İyi arkadaş,samimi arkadaş,paylaşımın diğerlerine göre biraz daha fazla olduğu arkadaş,v.s....


               Benim en iyi 'DOST'um,ailemdir deyip bu konuya bir virgül atmak istiyorum....



DOST

benden
      bana
         başka
             dost
                 var
                    mı?
            (M.Yumru)