İSTANBUL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İSTANBUL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Haziran 2014 Pazartesi

SOKAKLAR BENİM


CİHANGİR SOKAKLARI

Bugün dışarıya çıkmaktan ziyade evde kalıp biraz resim çalışmak istiyordum.
Çalıştım.Ama devamı gelmedi.
Bazen olur ya bir şey için o an karar verir ve kendini dışarıya atarsın.
Ben de öyle yaptım.


Cihangir sokaklarında hem yürüyorum hem fotoğraf çekiyorum.
Her taraf buram buram tarih kokuyor.Bir süre geçtikten sonra geldiğimde aynı bulamıyacağımı biliyorum.Günümüz siyasetçileri her ne kadar geçmişi seviyor gibi gözükseler de tarih kokan her yerin rant uğruna bir bir yıkılmasına göz yumuyor.Böyle olunca da bu siyasetçiler hakkında para çağrışımı yapan düşünceler kafamın bir köşesine gelip oturuyor.



Duvar resimlerini siyasetçilere benzetirim;Çirkinliği güzellikle örtmek.Kanmak isteyenleri cilalı görüntüler ve laflarla nasıl da kandırıyorlar.


Neyse bu güzellikleri siyasetçilerden bahsederek kirletmeyelim değil mi ama.Ara sokaklarda dolaşmaya devammm.


Bu yolun sonu Bo Sahne'ye çıkar.Yunus Günçe'nin gösterisini izleyeceğim.



Kafamda Böcekler Var (KBV) Yunus Günçe'nin Bo Sahne'de sergilediği eğlenceli,güzel ve bol kahkahalı gösterisinin adı.
Daha önce kendisini izlemişliğim var.Bu sefer daha bir sıcaktı,seyirciyle iletişimi ayrı bir güzeldi.
Gösteri sonunda ki seyirciyle iletişimi görülmeye değer...
Yolun açık olsun.
Gelecek sezona ailemden ve arkadaşlarımdan kişiler getireceğim,ona göre.


BO SAHNE


Adres
Ağa Hamamı Sokak
18/1 - 34433
Cihangir / İSTANBUL


Telefon
0212 251 37 42
0212 251 37 07


Fax
0212 251 20 14

E-mail
bosahne@bosahne.com
İnternet adresi

NOT:
Yunus Günçe ile çekilen selfie fotoğraf ve beraber çekildiğimiz fotoğraflar dışındakiler bana aittir.
Selfie fotoğrafı Yunus Günçe çekti.
Yunus Günçe ile olduğum fotoğrafı ise rica ettiğim bir izleyici çekti.
Teşekkür ederim.


9 Haziran 2014 Pazartesi

DÜŞLERİ DE YAŞAMAK LAZIM


SADECE HAYATTA KALMAK MI ÖNEMLİ?

Kafamı dağıtmak üzere dışarı atıyorum kendimi.
Bildik yerlerde dolanacağım.


Bir köşede yavru kedinin korkuyla miyavladığını duyuyorum.
"Şeker şey seni."
Hemen ilerisinde bir kap içerisinde süt var.İki etraftaki esnaf besliyor diye düşünüyorum.
Bir kediye sahip olmak istiyorum ama çalışan insan için bu zor olsa gerek.Ne bileyim insanın kendisi için bir hayvanı evin içine hapsetmesi bana doğru gelmiyor.
Belki sonra.Emeklilikte...Belki...

Hava bir açıyor bir kapıyor.Ahhh yağmura tutulmadan tekrar eve dönerim inşallah diyorum.
Bugün güneş farklı gülümsüyor.
Böyle de gülümsemeye devam etsin.


İnsan kalabalığı...
Her zaman olduğu gibi.
Yürümeme devam ediyorum etrafı seyrederek.


Balık alsam mı diye geçiriyorum içimden sonra vazgeçiyorum.
Ne kadar taze olursa olsun eve sinen o kokusundan hoşlanmıyorum.
Bir zamanlar ne çok yapardım.
Seneler oldu,karides dışında evde balık yapmıyorum artık.


Sanki deniz çağırıyor beni.
Rengini seviyorum.Kendisini sseyretmeye doyamıyorum.
Bir yere oturup güzel düşlere bırakmalı insan kendisini...



Düşlediğim hayatta yaşayamadım.
Sanırım bunu beceremedim.
Ama sadece hayatta kalmak önemli değil ki!Düşleride yaşamak lazım.
Kendime kolayını buldum;olabilecek düşleri hayâl ediyorum.
O düşlerimle kendimi avutuyorum.
Nasıl olsa olacak ya da oluyor.
Ya diğerleri...


Bu güzel manzara,düşlerim birasız olur mu?Sağlığımıza...

NOT:
Fotoğraflar bana aittir.

28 Mayıs 2014 Çarşamba

ŞÖYLE BİR YÜRÜDÜM


TANIDIK YERLER...
AMA OYUNCULARI HAR ZAMAN FARKLI


Ayaklarım tanıdık yerlerde yürüyor,bana aldırış etmeksizin.
Buralardan kaç kere geçmişimdir,hatırlamıyorum.
Her seferinde bir farklılık dikkatimi çeker.



Kimisinde duvardaki resimler sokağın kişiliğini değiştirmiştir.Farklı bir sokakta yürüdüğümü hissetmişimdir.

Kimisinde o an oraya yolu düşmüş bir canlının yarattığı farkındalık,bir hoşluk sokağın kendisine sinmiştir.


Kimisinde de artık günümüzde yapılmayan ama geçmişte her zaman yapılmış ve hatta dokunulmadığı takdirde günümüzde de karşımıza çıkan çeşmeler,sokağa farklı bir kişilik kazandırmıştır.


Bu yürüyüşün sonunda şimdi de Otto Cihangir zamanı diyorum.Hoş bir mekan.Yemekler güzel,servis güzel...
Bahçede otturup keyif yapma zamanı.
Dolu olup kapıdan geri dönmemek için önceden arasanız iyi olur derim.Ya da bahçede değil de içeride oturacağım diyorsanız???


Daha fazla bilgi almak istiyorsanız aşağıdaki internet adresini inceleyebilirsiniz.



NOT: Fotoğraflar bana aittir.

18 Mayıs 2014 Pazar

GÜN KIZILA BOYANIRKEN


HER AN FARKLI


Gün,yüzünü ne çabuk değiştiriyor.
Bir fotoğraftan diğerine geçildiğinde zaman nasıl aynı zaman değilse sen de artık aynı değilsin.
Acıların üzerini hangi renk örtebilir?
Suskunluğun üzerini karanlıkla 
kapatmaya çalışan gün,güzelliğini gözler zor görüyor.
Acının bir rengi var mıdır?


NOT:
Fotoğraflar bana aittir.

29 Nisan 2014 Salı

TOMALAR YOKTU POLİS YOKTU


İNSANLAR NASIL EĞLENİYORDU?

Yürüyorum.
Aheste aheste...
Yine kalabalık.Tersi olsa şaşırmak gerekir.
Yolumun üstünde galeride sergiyi gezmek beni mutlu edecektir.O halde bu mutluluktan kendimi alıkoymayayım diyorum;







Sanat,insan hayatının olmazsa olmazlarından biri olmalıdır.Uygulayıcısı olunmasa bile kıyısından köşesinden tutunmak gerek.
Siyasetçilerimizi her hangi bir sanat etkinliğinde gördünüz mü?Sanatı tükürürken,yıktırırken,kapatırken v.s. hatırlıyorlar.
Amaaan...
Şu siyaseti tamamen hayatımdan çıkarmak istiyorum ama hayatın içinde yaşayan bir insan olarak hakkettiğim şekilde,hak eden kişilerce yönetilmek istiyorum.Maalesef böyle düşünmem başkalarınında böyle düşündüğünü göstermiyor.


Tramvay...
Eskiyi çağrıştırıyor.
Zaten her taraf buram buram tarih kokuyor (?).Ki tarihi yıkıp yerine AVM yapacak kadar severiz.
Hatta gözümüzü öyle karartırız ki gencecik insanların ölümüne neden oluruz da hâlâ üste çıkmaya çalışırız.


Bir zamanlar kenarlarda ağaçlar yeşillerini kalabalığın içerisinde nasıl da görkemli gösteriyorlardı.
Şimdi yoklar.Sanki hiç bir zaman olmamışlar gibi.
Unuttunuz mu?
Hatırlamıyorum demiyorsunuz değil mi?
Hafızamız bu derece unutkan mı?


Tünelin orada farklı bir kalabalık var.Karadenizliler,güzel ve eğlenceli bir kalabalıkla davullu zurnalı bir miting yapıyorlar,İstiklale doğru.



Miting ne için?
Amaç ne?
Bilmiyorum.Kimseye de sormadım.
Ama karadeniz müziğini duyan yoldan geçen,lokantada,mağazada çalışan insanların o müziğe eşlik ederek oynamasını görmenizi isterdim.Karadenizin havasını almışcasına,adeta kendini orada hissederek oynaması (oynamaları) çok güzeldi.


Kadınlı-erkekli yoldan geçenler oyuna katıldı ve tüm kurtlarını döktü.Görmeliydiniz.


Tomalar yoktu,polis yoktu.Olsaydı bu eğlenceli halin neye dönüşeceğini tahmin edebiliyorum.
Yakın geçmişte defelarca yaşamadık mı?

NOT:
Fotoğraflar bana aittir.

28 Ocak 2012 Cumartesi

ÜÇ GÜZEL İNSAN

        ÜÇ GÜZEL İNSAN


        Üç güzel insanın buluşma noktası,dünyanın sayılı şehirlerinden biri olan İstanbul...

        İstanbul'un güzelliği tektir,misafir ettiği insana özgürlüğünü verir,davetkardır,baştan çıkarır,ne istiyorsan düşünmeksizin hepsini önüne serer.Sen yeter ki ne istediğini bil...

        Hal böyle olunca bir an bile boş geçebilir mi?Ben de misafirlerimin--geldikleri cumartesi sabahından başlamak üzere ertesi günün sabahına kadar--dolu dolu zaman geçirmesini istedim.Pazar günü de kısa bir uykudan sonra koşuşturmaca ve akşamı ise misafirlerimi yorgunlukla ama mutlulukla uğurlamak var.

        Cumartesi gündüz misafirlerimin isteklerini gerçekleştirme doğrultusunda akşam yapıldı.Asmalı mescit Otto Sofyalı'da içki molası vererek akşamımıza giriş yaptık.Ama ne giriş yaptık,mumlar eşliğinde.Çünkü elektrikler kesikti.İstanbul'un büyük kesiminde elektrik olmadığını gündüz proğramımızı gerçekleştirirken biliyor,görüyor ve kesintinin uzun süreceği haberlerini alıyorduk.Hatta gece için düşünülenlerin gerçekleşmeyeceğini konuşuyorduk biraz üzülerek.Gündüz azıcık yağan kar İstanbul'un bir çok bölgesinde elektiriğin kesilmesine neden oldu.İstanbul'a gelen elektirik bir yerden değil,birçok yerden kesildiği için metronun çalışması bile durmuştu.Yemek için Nevizade'ye doğru kısa bir yürüyüş yaptık.Orada da keyifle sohbet ederek içkilerimize devam ettik.Tabii gece bir yere gitmeyebiliriz düşüncesi olduğundan içki biraz fazla kaçtı.Fazla kaçan içkiyle beraber--elektrik varsın olmasındı--hadin eğlenceye devam ediyoruz dedim(herhalde bir jeneratör vardır diye düşünmüştüm).

         Soluğu Olimpia Elevent Hall'in önünde  aldık.70'li yılların konsepti eşliğinde gece yarısı ''Nil Burak'' eşlik edecekti.İçeriye girer girmez yiğenimle eğlenmeye başladık.Hem içki hem eğlence,vur patlasın çal oynasın.Yiğenim de iyi içiyormuş ha...Yanda ki yiğenime sarkıyor sanki.Daha olmadı fotoğrafını çektirdi.Bişiler fısıldıyordu.O gözler nasıldı?Yer gibi mi bakıyordu yoksa?Hahahaha...Ablam da dayı ile yiğenin eğlencesine uzaktan eşlik etti sanki.Onun da hoşuna gidiyor gibiydi.Kaşla göz arasında yiğenim annesini dansa bile kaldırdı.Ne hoş bir manzaraydı.

         Nil Burak da canlı canlı ne söylüyor ama.İnsanları coşturdukça coşturuyor.Bir ara Selçuk Ural ve Atilla Atasoy'da şarkılarıyla eşlik etti.Ne varsa eskilerde var.Şu an ki olanaklar olsaymış neler neler üretirlermiş.Ahh ne kalabalıktı ve o kalabalıkla beraber ne eğleniyorduk.Günün yorgunluğu yavaş yavaş bizi vurmaya başladığından,saat 02:00 civarlarında coşkuyla süren eğlenceyi terkettik.

         İstiklal,her zaman olduğu gibi kalabalık.İstanbul'un 24 saat capcanlı olan bölgesi.Biz de kendimizi kalabalığın içine bırakıp taksime kadar yürümek istedik.O da ne,ben sevinçle bağırdım gibi,yiğenim de bana eşlik ediyor sanki.Hahahaha...Yolumuzun üstünde Şampiyon kokoreç'e uğramışız.Kokoreçleri yiğenimle biz yemişiz de yanında içmek üzere istediğimiz ayranları neresi içmiş ablamdan öğrendik.Hahahaha...Ablamın kestane satan tablayı görüp canı çektiği için bir miktar alması ama bizim yüzümüzden doğru dürüst yiyememesi.Hahahaha...Sanki kokoreçleri biz yemedik gibi ablam kestaneleri ağzına götüremeden elinden bir ben bir yiğenim alıyoruz.Sabah kahvaltıda bir kestane anca yiyebildiğini sitem ederek söyledi.Tabii yiğenimle ben 'Hahahaha' modundayız...

          Sohbet edilerek uzun ve güzel bir kahvaltı yapıldı..Arkasından pazar günü için ne isteniyorsa onlar yapıldı.Akşamı ise güzel geçen iki günün ardından misafirlerimi havaalanına uğurladım.Hayatımızda güzel günlerin bolca olması temennileriyle,yakın zamanda yine buluşmak üzere sözler alınarak vedalaşıldı.

           İstanbul, bu üç güzel insanı çok seviyor.Adeta ''dayıyı esir aldım,siz de nasıl olsa onu görmek için geleceksiniz ve her gelişinizde benim farklı bir yüzümü göreceksiniz.Benden vazgeçmek zordur,tiryakilik yaratırım insanda'' diyor...

           Senden vazgeçen kim,İSTANBUL?



YAŞAM YAŞAMAKTIR
                     ZAMAN İÇİNDE

yaşam bitmez,sürer gider aynı hızla
sen olmasanda sürecek,ben olmasamda.
şarkı dinliyorum.
şarkının içinde düş kuruyorum,
geçmişe giderek fotoğrafları bir bir önüme açıyorum,
hepsinin ayrı bir anısı var.
hatırlıyorum;kimi zaman gülüyorum
kimi zaman bir hüzün kaplıyor içimi.
düşünüyorum o zamanı,
düşünüyorum o günleri
zaman gelecek,o zamanda
bugünleri gözler önüne sereceğim.
kimbilir,neler neler düşüneceğim.

zaman yaşama zamanıdır.
                     (M.Yumru)



ARMAĞANLARIN EN GÜZELİ

kutu gibi bir ağız
kutu gibi ağzın üstüne bir burun
minnacık bir burun
üstüne bir çift iri göz
iri gözün üstüne bir çift kaş
tepesinde bir tutam saç
ve bir çocuk
küçücük,minnacık yeniyıl armağanı.
                    (31/12/1987-M.Yumru)


SEVİNÇ

ben ağlıyorum/sevinçten
ya sen,sen niye ağlıyorsun?
geldiğin için mutluluktan
sevinç gözyaşları mı döküyorsun?
ne güzel...
                    (31/12/1987-M.Yumru)

EREN
      yiğenime...

her çocuk görüşümde
gözlerimde sen
ve kimbilir ne şaşıracağım
seni gördüğümde.
yaramaz afacan,
sevimli afacan.
        (22/12/1989-M.Yumru)