Meyhane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Meyhane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ocak 2018 Pazartesi

YENİ YIL YENİ GÜN İŞTE ADINA NE DERSEN


HER GÜN YENİ BİR GÜN



2018 yılının ilk gününe sessizce girdim. Esasında sessiz giren bendim oysa iki etrafım çok gürültülüydü. 2017 yılını bitirip 2018 yılını karşılayacağım yere gitmek üzere evden çıkarken telefonumu yanıma almak istemedim. Yok fotoğraf çekmek yok video kaydı yapmak, sosyal medyada paylaşmak... Niyetim bu yıl ve takip eden yıllarda bu durumdan sıyrılmak. Zaten telefon, telefon özelliğinden sıyrılıp her boku yapan şey durumuna geldi.



Bu yıl da kendimle ilgili bir takım kararlar aldım. Gelecek uygulaması hakkında ipuçları verecektir. Bir süredir sosyal medyayla  arama mesafe koydum. Öyle de devam edecek. Emekli olduktan sonra günlerin isminin bir anlamı kalmadı. Bir şey yapmam için hafta içi ya da hafta sonu gibi tanımların olmasına gerek yok. Hatta kutlama yapmak için günün özel bir isminin olmasına bile gerek yok. Her gün yeni bir başlangıçtır ve özeldir.



2018’ i kararlarınızı uygulayarak, her bir canlıya size davranılmasını istediğiniz gibi iyi davranarak, güzel, sağlıklı, mutlu olarak geçirmeniz dileklerimle... 
İstediğiniz gibi yaşayın emi. 

NOT :
Fotoğraflar bana aittir.

14 Ocak 2016 Perşembe

2015 GİTTİ 2016'YA BAK


BİR ORDAN BİR BURDAN AKLIMA DÜŞENLER


2015'in bana en güzel getirisi haziran ayında emekli olmam (ki çok istediğim bir şeydi) ve kasım ayı itibariyle çok sevdiğim bir yer olan Bodrum'a yerleşmem olmuştur.
Yıllarca özlemini yaşadığım şeyi gerçekleştirmenin yaşattığı mutluluğu anlatamam.2016'ya da sevdiğim bu yerde gerçekleşmesini istediğim başka güzel düşüncelerle girdim.
Sizlerin de dilekleri gerçekleşsin emi...


2015 yılının son günlerinde Fazıl Say konseri ile kendimi ödüllendirdim.Sanatçı kendi besteleriyle başladığı konsere başka bestecilerin eserleriyle devam etti.Eserler hakkında açıklamalarda bulunması güzeldi.Konserden memnun bir şekilde ayrıldım ama konserin yapıldığı mekan için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.Mekan hakkında yazdıklarımı buradan;
okuyabilirsiniz.

Cacık Meyhanede 2016'ya girerken...

"Eski dostlar" geri planda benim sesimde fena değilmiş hani hahahaha...


Cacık meyhanede Anıl'ın şarkılarıyla 2016'ya merhaba dedim.
Keyifliydi...Eğlenceliydi...Güzeldi..
.


Bu arada Bodrum'da yeni çıkan kitaplara hemen sahip olamayacağımı ama siparişini verdiğimde 2-3 gün içerisinde elimde olacağını öğrendim.
Bir deneyeyim istedim ve sipariş verdim.
Dedikleri gibi 3 gün sonra istediğim kitaplar geldi.Bu umuyorum her zaman böyledir.

"Yılgın" öykü kitabını Tülin Dursun yazmış.
Yitik Ülke yayınlamış.İyi de etmiş.


Güzel 4 öykü okudum.
1. öykü sevindirdi.Yılgın mutlu ol emi.
Mutlu olduğun yerden alan insanlar kendilerine göre mutlu olacağın yerlere vermeye çalışıyor.
Gittiğin yerde de mutlu ol.
2. öykü şaşırttı,olabilir mi diye sorgulattı.
Küçüklüğünden itibaren yaşamının mutlu,güzel her kademesine şahit ol,onunla birlikte üzül ama üniversiteye gidecek yetişkin biri olduktan sonra seni aldığım yere veriyorum de.
Açıklama yapılmasını anlayabiliyorum ama bu yapılanı anlamakta güçlük çekiyorum.
Böyle bir vicdansızlığı kalbim almıyor.
3. öykü olmaması gereken ama maalesef hala yaşanan.Hatta çevremde ki insanlardan bunu yaşayanlar var.Kişi kendine yardım etmek istemediği sürece hiç kimse bir şey yapamıyor.
Uzun bir öykü olmasına rağmen sonu nasıl bitecek diye soluksuz okudum.Söylemem...
4. öykü Soma...
Sanırım bir şey anlatmama gerek yok.
Ama onların "fıtratlarında ne var" ben de merak ediyorum."Fıtrat" kelimesini alıp gö... 

"Dünyanın İlk Sabahı" şair Ömer Turan'ın 3. şiir kitabı;


ben berkin

adım
upuzun bir uykunun içindeydi
şimdi bütün uykular benim içimde

o sabah
duygusunu yitirmiş
bir devlet mermisiyle uzandım boşluğu
gördüm,bir kuş havalandı
yeryüzünün kalbine doğru
bir kuş,kanatlarında ölüm sorusu
uzak dağlara,uzak yollara bakmak istedim
Can'ımdan bir can daha çekildi
soğudu tenimin yaz çocukluğu

yanımda yatan gelinciğe soruyorum
insan giderken ölüme
eksilir mi yüzündeki gülümseme

....
....(Seçtiğim bu şiirin devamını ve diğer şiirleri kitabı alarak okuyabilirsiniz.)


"Jazz Hikayeleri" kitabının yazarı Aslı Levent.
Ne yalan söyleyeyim kitabın ismi kitabı karıştırmaksızın ve içinden bir şeyler okumaksızın satın almamı sağladı.Jazz hikayeleri okuyacağımı sanıyordum.Yazar tarafından yazılan önsözü okuduğumda düşündüğüm gibi olmadığını anladım.
Sadece iki hikayenin jazz'la ilgili olması ben de hayal kırıklığı yaratmış olsa da diğer hikayelerinin içine girdikçe bu yavaş yavaş yok olmaya başladı.
"Hayatlar...Yaşanmış veya yaşanmamış...Bir yerlerde başlamış,sonra unutulmuş,ihmal edilmiş ve sağa sola saçılmış hayatlar!" diye başlayan "Sanal eksen" başlıklı hikayede gerçekle rüya arasında gidip sonucun ne olacağı merakı ile sayfaları yutarcasına bitirmek zevkine vardım.
"İnfaz" da içim paralandı.Nefes alma ihtiyacı hissettim.Kendimi bahçemin güzelliğini görebilecek bir köşeye fırlattım.
Daha sonra tekrar hikayelerin içine girip çıktım.

"Çiçek Açan Urgan" şair Radu Vancu'nun seçme şiirlerinden oluşan bir kitap;


Kami Kaze

Aşkımız yaşlı bir alkolik

Taşkın ve huysuz
Coşkulu ve bunalımda
Pişman ve ayyaş
iflah olmaz bir bağımlı.

Öte yandan,NATO birliklerinde
İçki düşmanı,kanaatkâr Protestan bir pilot bile olsa
çılgın bir aşk olurdu aşkımız bu çılgın dünyada

...
...(Seçtiğim bu şiirin devamını ve diğer şiirleri kitabı alarak okuyabilirsiniz.)


"Darağacından notlar" Julius Fučık tarafından yazılmış.
Hayat her yerde aynı akarken bu hayatın içinde yaşayanlar birbirinden farklı hikayeler yaşamakta.
Kimisi kendi şekillendirdiği hayatı kimisi ise kendi dışında başkalarının kendine biçtiği hayatı yaşıyor.
Bu kitapda 2.sini okuyoruz.O kadar zorlu ve kötü bir hayat sürerken bu günlükleri tutmak her insanın yapacağı bir şey değil.Tehlikeli.
Onun kadar başkalarıda bu tehlikeyi göze almış ve bizim okuduğumuz bu kitap meydana gelmiş.
Hayat bazen bazı insanlara ağır bir bedel ödetiyor.
Anılar anılar...Üzücü...

NOT1 :
Fotoğraflar bana aittir.

NOT2 :
1) "Yılgın" Tülin Dursun Yitik Ülke Yayınları
2) "Dünyanın ilk Sabahı" Ömer Turan Yitik Ülke Yayınları
3) "Jazz Hikayeleri" Aslı Levent Artshop Yayıncılık
4) "Çiçek Açan Urgan" Radu Vancu Yitik Ülke Yayınları
5) "Darağacından notlar" Julius Fučik
Türkçesi :Celal Üster Yordam Kitap Yayınları


24 Aralık 2015 Perşembe

AYAKLARININ GÖTÜRDÜĞÜ YERE GİT


FOTOĞRAF,KİTAP VE İKİ MEKAN


Her gün yaptığım yürüyüşler beni muhakkak Bodrum'un ara sokaklarına götürür.
Keşfetmek üzere dalarım bir sokağa.
Eninde sonunda sokağın yolumu denize çıkaracağını bilirim.Zaman zaman fotoğraf çekmek için yürümeme ara verir,bana eşlik eden kuş seslerini dinler ve etrafa yayılan çiçek kokularını içime çekerim.



Bodrum'da bir ev hayal edilirse çoğu kişi denizi görecek bir ev hayal eder.
Hatta yeni yapılan,her tür konforun olduğu evleri tercih eder.
Ben ise gezdiğim bu sokaklarda bahçe içerisinde küçük bir ev hayal ederim.İçerisini de kendimi yansıtan az bir eşyayla döşediğimi düşünürüm.
Her eşya kullanılsın;yaşam,yaşanmışlık üzerine yapışsın isterim.Denizi gören evler nasıl pahalıysa ne yazık ki hayalini kurduğum evler de pahalı.
Hahahahaha hayal etmek de parayla değil ya!


"Dikkatini duygularına yoğunlaştır,
insanların yüreğinde en çok onlar kalır."
Mauro Bolognigni



Bu yürüyüşler sonrası Kumbahçe'de oturup denize karşı biramı içmeyi seviyorum.
Daha sonra da yanımda getirdiğim kitabın dünyasına giriyorum.
Etrafta müzik gürültüsü yok.
Sadece insanların,kuşların ve kıyıya vuran dalganın insanı sakinleştiren hoş sesi var.

"Yaptığımız her şey sadece ölüm düşüncesini aklımızdan atmak içindir."
Elio Petri


"Sen benim hayatımsın" Ferzan Özpetek'in ikinci kitabı.Kitap siparişim gelene kadar beni yormadan bir çırpıda okuyabileceğim bir kitap olarak düşünmüştüm.Yanılmamışım.
Her okuduğunuz bölüm adeta filmlerinden bölümleri gözünüzün önüne seriyor.
Kitapda olaylar olduğu gibi filmde ise yönetmenin istediği şekilde aktarılmış.
"Hı gerçekte böyleymiş" diye içinizden geçiriyorsunuz.Yazarın yaşamından alıntıların olduğu bir roman okuyorsunuz.
Yaşam kimilerine gülerken,kimilerine tebessüm ediyor ama kimilerine ise çok gaddar davranıyor.Bunun bir ortası olmalı.


Havada rakı kokusu var.
Ahtapot ızgarasının iyi olduğunu duyduğum gemi başı'na hem bunu tatmak hem de bir kadeh rakı içmek için uğramıştım.İki tane de otlu meze söyledim ama özellikle ahtapot ızgara için geldiğimi belirttim.Sanırım bundan sonra buraya geldiğimde bir kadeh rakıma ahtapot ızgara eşlik edecek.
Lezzetini tatmadan bilemezsiniz.Tadın derim.
(Mekan Marina'ya giderken sağ tarafta görmemeniz mümkün değil.)


Yeni yıla "Cacık Meyhane" de gireceğim.
İşletme sahipleri daha önce İstanbul'da Fransız Kültür Merkezinin arka sokağında hoş bir Cafe/Bar işletiyorlardı.Zaman zaman sevdiğim Beyoğlu'nun kalabalığından kaçar buraya sığınırdım.
Köşeye oturup biramı yudumlarken geri planda çalan müziğin kulağımı okşamasını severdim.
Gecesinin de güzel ve eğlenceli geçtiği söylenirdi ama bir türlü kendime fırsat yaratıp gidememiştim.
Geçen sene İstanbul'daki mekanı kapatıp Bodrum'a göçtüler.Burada da güzel bir mekan işletiyorlar.
(Cacık Meyhane Atatürk caddesi üzerindedir.
Eğer barlar sokağını geziyor ya da Kumbahçe sahilinde dolaşıyorsanız Azmak başında ki ilkokulun yanındaki dar sokaktan Atatürk caddesine çıktığınızda tam karşınızda göreceksiniz.)

NOT :
Fotoğraflar bana aittir.
Bodrum'dan manzaralar.


26 Kasım 2015 Perşembe

BODRUM HANENDE MEY


MEYHANE


Bodrum'a geldiğinizde uğramak isteyeceğiniz hoş,şirin,güzel bir meyhane.


Mezelerine bayıldım.Masamda muhakkak olmasını istediğim karides (ki az bir zeytinyağında olacak ve üzerine sadece acı pul biber eklenecek) ise harikaydı.
Damağımda bıraktığı tad şimdiye kadar yediklerimden farklı bir lezzetteydi.
Deniz börülcesi masamda muhakkak olmalı.Mezeler güzel.
İstediklerinizi seçip bir an önce rakı keyfinize başlayabilirsiniz.

                     Afiyet olsun

Meyhaneyi bulmak için özel bir çaba harcamanıza gerek yok.Zaten Bodrum'u adımlarınızla keşfederken farkında olmaksızın yakınından geçiyorsunuzdur.
Barlar sokağını dolaşırken sağ tarafınızda göreceğiniz Gözen  oteli arkanıza alırsanız karşınızda ki küçük sokağın içerisindedir.
Bu ara sokaklar Bodrum'un kalabalık zamanlarında o kalabalığa karışmadan sizi istediğiniz yere götürür.




NOT1 :
Fotoğraflar bana aittir.

NOT2 :
Kışın gidebileceğiniz bir başka güzel meyhane (yazın kapatıyor) bir göz atın isterseniz ;




21 Kasım 2015 Cumartesi

YENİ BİR BAŞLANGICA DOĞRU


ADIM ADIM


Ev bulana kadar buradayım yani Bodrum'da.
Bulduğum an küçük çantamı alıp eve geçeceğim ve yeğenin düğününe kadar kalmaya devam edeceğim.Gelirken küçük çantama alabileceği kadar gerekli eşyayı yerleştirdim.
"Bunlar yetecek mi?"
diye soranlara da
"Yeter"
diye yanıt verdim.
Çünkü hayatımı sadeleştirmek istiyorum.
Buna da bir yerden başlamak gerekiyor ben de kıyafetlerden başladım.Zaten kıyafet ve ayakkabılarımın bir kısmını verdim diğer bir kısmını da eve uğrarsam halledeceğim.
Geçmişte Milli Eğitimden istifa edip işimi değiştirdiğimde de bir hafta içerisinde (birer adet kendime bırakarak) kumaş pantolon ve ceketleri dağıtmıştım.Bir konuda aldığın kararları ya  hemen uygularsın ya da uygulamazsın.Eğer ileri bir tarihe öteliyorsan bilki o iş olmaz.Ötelemenin içerisinde boğulup gidersin.


Burada ayağımda bir spor ayakkabı üzerimde aşörtmenle bütün günü geçiriyorum.
Resmi ya da resmi olmayan kurumda işimi bitirip karnımı doyurmak için bir yere oturabiliyorum.
Şimdiye kadar yapmadığım bir şeydi.
Ne rahatmış ne keyifliymiş.

   Çiçek kokulu sokaklarında kuş cıvıltıları eşliğinde yürümeyi özlemişim


Daha ev tutmadan emekli aylığımı alacağım bankanın Bodrum çarşı şubesi olmasına karar vermiştim.
Hahahahaha ilk günden beri aylığım buraya yatıyor.Yaşadığım yerde ki banka hesabımı da buraya aktarmak için gereken işlemleri yaptım.Anlayacağınız yaşadığım yerle bağlantımı bir bir ortadan kaldırıyorum.


İşlerimi bitirmiş tam meyhaneciler sokağının yanından geçiyordum ki her zaman gittiğim "Bodrum Balıkevi" ne oturup bir kadeh rakı içmek istedim.Sokağa girdim ama diğer taraftan çıktım.Ne bileyim böyle aşörtmenle tuhafıma gitti ya.
Saat 15:30-16:00 arası 2-3 masa var.
Canım da çok istiyor.Geri döndüm ve bir masaya oturup güzel bir rakı keyfi yaptım.
Açıkcası bu şekilde hoş karşıladığım bir şey değil ama en azından gündüz bu rahatlığı yaşayayım ya,akşam da böyle çıkacak değiliz ya.
Bu duruma sahil kasabasında yaşamanın güzelliği diyelim.


NOT :
Fotoğraflar bana aittir.

29 Haziran 2015 Pazartesi

KUTLAMA,O BU ŞU DERKEN


HAFTASONU BİTTİ


            İstiklal Caddesi

Yaşamımın güzel bir anı için özel kutlama yapayım istedim.Bugünü nasıl da bekledim ama.Hani birşeyle tüm bağınızı koparırsınız da kopamayıp onun kopmasını beklersiniz ya işte o durumdaydım.Ama bitti.
Valla bitti.Velattalin âmin.

       İlk defa selfi fotoğraf çeken ben

Sokaklarda amaçsız dolaştım.
Bazen kalabalık nereye götürüyorsa karşı koymadım,gittim.
Ayaklarım yere değmiyordu sanki.
Uçuyordum.

                     Arter

Yolumun üzerinde ARTER'e uğradım.
"SPACELİNER" ,desen ve mekan arasındaki ilşkiyi araştıran işlere odaklanan grup sergisini gezdim.
17 Sanatçının işlerinin yer aldığı sergi,çizginin yüzeyden özgürleşip mekansallaşmasına ilişkin farklı yöntem ve yaklaşımları örneklendiriyor.

                    Arter

Sergiyi 15/05/-02/08/2015 tarihleri arasında gezebilirsiniz.Bir yere not edin.

             Tiyatro KaraKutu 

Bu güzel günümde tiyatro olmalıydı ve çoktandır gitmek istediğim bir tiyatroyu seçtim;Tiyatro Karakutu:Benim adım Anna.
Oyun başlama saatini beklediğimiz yer karman-çorman gözükse de sıcak bir ortamdı.Bu arada orada çalıştığını anladığım hanımefendiyle edebiyat üzerine koyu bir sohbete dalmış olan hanımefendi keşke oyun içerisinde telefonunuzu çıkarıp bir kaç kez kayıt yapmasaydınız.Sonrası telefonunuzla o kadar ilgilenmeseydiniz.Ya da en öne oturacağınıza en arkaya otursaydınız.
Yok yok böyle insanlar kendilerini ille ki diğer insanların gözünün içine sokacaklar.
Soktun da ne oldu?
Benim gözümde bir paçavrasın.


BENİM ADIM ANNA
Anna,yaşadıkların o kadar acı dolu ki sonunun öyle bitmesi sanki bizim aklımızla dalga geçiyorsun hissi uyandırdı.
Bizler çocuk değiliz ki.Ne biliimmm yaani.


Gerginlikten sonra biraz yürüyüp bir yerlerde gevşeyip geceye akmam lazımdı.
Geceler benimmmm...


Sabaha merhaba deyip kendimi kitapla onurlandırma zamanı;Mephisto kitapevinden Yitik Ülke Yayınlarından yayımlanmış "Eski Sevgiliye Yazılmış Mektuplar" kitabını alıp doğruca Yapı Kredi Yayınların geçici olarak bulundukları yere gidip daha önce not ettiğim öykü kitaplarını seçmek var.

                   Nevizade

Eeee artık kutlamamı yapayım değil mi ama.
Doğru Nevizade'ye...
Rakı keyfi yapacağım.
Rakıya başlayalı şurda ne oldu ki.
Abim ve yeğen Eren ile karşılıklı içmişim o kadar.Tek başına kutlama yapacağım.


Nerde Bodrum'da ki otlardan oluşan mezeler.
İşte gördüğünüz gibi.
Arkadaş ben ot seviyorum ve bunu her geçen gün daha iyi anlıyorum.


Yaaa ilk başlarda tahtaya çıkmış öğrencinin elini nereye koyacağını bilmiyor durumundaydım.Alışmışım herşeyi yeğen Eren'in organize etmesine.
İlk defa tek başına rakı içiyorum.
Başlarda bocalamama rağmen bir süre sonra kendi dünyamın içine girdim.O saatten sonra da dış dünya "siz kendinizle uğraşın emi".
Keyifliydi,hoştu ve Bodrumlu hayaller vardı.


"Mahmut hayallerin gerçekleşmesi dileğiyle..."


Bu hayallerin arasından aşağıdaki gerçeklerden bahsetmeden de geçemiyeceğim.İsterim ki sizlerde düşünün.


Kim ne derse desin,ne düşünürse düşünsün Sezen Aksu'nun geçmişte siyasetin o dar günlerinde ki çıkışını unutamıyorum.
O zamana kadar zaten politik bir insan değildi ki.Niye yaptı?
Şimdi söyleşilerde bir şeyler diyor ama hala anlamakta zorlanıyorum.
O zamandan bu zamana ne olaylar yaşandı ama sesini duyamadık.
Geçmiş ola Sezen Aksu.


Bir merak ettiğim şey de "akil insanlar"?
Allahaşkına bunlar ne yaptı?Kendileri de dahil olmak üzere anlayan biri bi zahmet açıklar mı?Seçim süreci boyunca meydanlarda söylenen lafları duyunca kendilerinin ne için "akil insanlar" olarak bir araya getirildiklerini sorguladılar mı acaba?
Hele o sanatçıların o karede yer almaları neydi öyle?Geriye aklımda kalan keçili bir reklam,ailesinin ve çevresinin karşı çıktığını söyleyen ama devam eden biri,yine ailesinin yaptıklarından dolayı dışladığı bir diğeri,erken ayıkıp hastalığını bahane edip ayrılan bir diğeri...
İşte bizim sanatçılarımız.
Aaaa sanmayın her sanatçımız böyle.
Dışlanacağını ve her türlü protestoya uğrayacağını bilip de söylemlerini esirgemeyen sanatçılarımız da var.Bunlar her zaman var olsun emi.


Dün İstiklal de yaşananlar neydi öyle?
Kaçıncı Yüzyılda yaşıyoruz yahu?Bizim siyasetçiler sanki bu yüzyılın dışında başka bir alemde yaşıyorlar.İki de bir herşeyin içine dini sokmazlar mı?Bize (kendi işine geldiği gibi anladığı) dini öğretmeye çalışanların dinden ne anladığını uygulamalarıyla görmekteyiz.Karşımızdakine cinsiyet gözeterek değil insan olarak bakmayı öğrenmeliyiz.Nasıl bir ikiyüzlülüktür,ahlak anlayışıdır bu böyle?
Yok yok ramazanda hassas falan değil düpedüz ikiyüzlüsünüz.


NOT :
Fotoğraflar bana aittir.

Sezen Aksu,"Akil İnsanlar" ve Onur yürüyüşü fotoğrafları internetten alıntılanmıştır.

"Benim Adım Anna" oyunu fotoğrafı Tiyatro Karakutu'nun aşağıda ki internet sitesinden alıntılanmıştır.