kedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mayıs 2023 Pazartesi

KEDİLERİM ÜZERİNE BİR YAZI

ONLAR DA BİR CANLI 


“Senden önce onlara bir şey olmasını dile” şeklinde bir cümlenin geçtiği konuşma benim kötü olmama yetti. Anne babası ölen çocuğa neden yetim deniyor daha iyi anladım. Dolayısıyla bana bir şey olduğunda geride kalan iki canlıya (Beyaz ve Minnoş)  ne olacağını paragraf başında ki cümle söylemiş oldu. Üzüldüm. Bir kaç gün kendime gelemedim. Zaten o ara bahçede yaşayan bir kaç gün sonra altıncı senesine girecek “Gece” diye çağırdığımız kedinin ölümü beni oldukça sarsmıştı. Üzerine birde bu konuşma beni altüst etmeye yetti. 


Beyaz’ ın bana geldiği güne gittim. El kadardı. Çoğu yerlerinde tüy bile yoktu. 2017 de Bodrum depremini birlikte yaşamış bahçede havanın aydınlanmasını beklemiştik. 


Diğer kedilerden farkı, her söyleneni anlayıp ona göre davranmasıydı. Teras kapısı açık olduğu halde dışarıyı hiç merak etmedi. Evin içinde kendine seçtiği yerde keyfine baktı. 



Seni bırakmıyorum dedi, bende taşınırken onu bırakmadım. Böylece birlikte altı seneyi devirdik, mayıs ayıyla birlikte yedinci senemize girdik. Çok farklı bir kedi. Kendine has benim bidenem. 

“Mutlu yıllar Beyaz.”


Bir kedinin nasıl olduğunu Minnoş’ u sahiplendikten kısa bir süre sonra öğrendim. Bunu da erkek kedinin ağzından almıştım; ölüm artığı. Daha küçükken ne afet bir kedi olacağını göstermişti. 



Perdelerin halini görmelisiniz, hele kanepelerin altı, ya çiçeklerim. Neyse ikinci senemize girdiğimiz şu günlerde bazı huylarından sanki vazgeçti. Ne yapalım onu da öyle kabullendik. 



Onların yaptıklarını hoş karşılıyorum. Bir oda bir salon ev Beyaz’ a yetiyor ama büyük olasılıkla Minnoş’ a yetmiyor. Minnoş oyuncu bir kedi. Beyaz ise oyun oynamayı tamamıyla bıraktı. Arada Beyaz önde Minnoş arkada odaya koştururlar ya da Minnoş önde Beyaz arkada salona koştururlar. 


İkisini de çok seviyorum. Bir bakışla, bir seslenişle ne söylediklerini anlayabiliyorum. Sokakta yapamazlar. Benden sonra yeğenimin alıp çiftliğe götüreceğini düşünüyorum. Düşünmekten ziyade ondan istiyorum. Beyaz, ilk önce odada belki sonra terasta kimseyi rahatsız etmeden yaşar gider. Minnoş ise merakını gidermek için çiftliğin her yerini gezecektir. Ama geleceği yer yine Beyaz’ ın yanı olacaktır. 


NOT: 

Beyaz’ ın yavruyken ki fotoğrafları bana geldikten 2 hafta sonra çektiğim fotoğraflardır. Sahiplenmek hiç aklımda yoktu. 


NOT: 

Fotoğraflar bana aittir. 


5 Şubat 2023 Pazar

GECE

​BİR KEDİNİN HİKAYESİ 

2017 yılı Aralık ayında bu semte taşındığımda karşılaşmıştım. Farklı renklerin irili ufaklı karışımı güzel tüylere sahip bir kediydi. Ara sıra karşılaştığımızda yanımda bulundurduğum mamadan verirdim. Bir süre sonra sabah-akşam bahçede mama yemeğe gelmeye başladı. Gün geçtikçe büyüyen karnı onun hamile olduğunu gösteriyordu. Nitekim 2018 yılının şubat ayı karşı komşunun bahçesinin kuytu bir köşesinde yavrularını dünyaya getirdi. 


Üç tane şirin yavru. Biri annenin renginde biri sarı biri de siyah renkteydi. Bahçeye mama için indiğimde karşı bahçenin duvarına onun için de mama koyuyordum. İki-üç ay sonra yavrularda mama yemeğe başladı. Artık mama veren elimle, aradaki tel duvar ne kadar izin verirse oynaşmaya başladılar. Dördüncü ay bittiğinde anneyi kısırlaştıttırdım. Bir gün annenin rengine sahip kedi ortalıktan yok oldu. Bir süre sonra anne, sarı ve siyah yavrularını alarak bizim bahçeye taşındı. Artık yavruları bırakıp eskiden olduğu gibi iki etrafı dolaşmaya başlamıştı. İki yavru ise bahçede hayatlarından memnundu. 


Anne büyüyen yavruları yanında istememeye başladı. Gitmeleri için tıslıyor ya da pati vuruyordu. Gitmediler. Anne bahçeye gelmelerini seyrekleştirdi ve bir süre sonra bölgeyi terketti. Böylece sarı ve siyah kedi ile baş başa kaldık. Gündüz ve Gece diye çağırıyorduk, komşunun kızı böyle adlandırmıştı. Gündüz pandeminin azizliğine uğradı. İlk günleri hatırlayın, alışveriş poşetlerini bile silip içeriye alıyorduk. Sokakta her gün oynayan çocuklar artık yoktu. Mama verme ve alışveriş dışında sokakla ilişkimi kesmiştim. Üç-dört gün mama yemeğe gelmedi. Ne oldu acaba diye merak ederken bir köşede ölüsüyle karşılaştık. 


Gece, kendine özel bir kediydi. Diğerlerinden farklı olduğunu hemen gösteriyordu. Huyu evimin kedisi Beyaz’ a benziyordu. Ona arkadaş olsun diye eve almışlığım da var. O her seferinde kapıya gelip kapı koluna bakıp ağlayıp duruyordu. Mecbur kapıyı açıyordum. Veterinerimizden sokağa alışan kedinin hep dışarıya çıkmak isteyeceğini öğrendikten sonra ev kedisi yapmaktan vazgeçtim. Beyaz, kediler içerisinde sadece Gece’ ye ses çıkarmazdı. Hayat, birbiri ile alakalı olmadığını düşünsekte olayların birbirine bağlı olduğunu en nazik biçimde bize gösteriyor. Gece, evde kalsaydı Minnoş olmayacaktı. 


Gece, şubat ayında altıncı senesine girecekti. Ocak ayının son cumartesi akşamı mama yemeğe gelmedi. Pazar günü de gelmedi. Gün içerisinde defalarca aşağıya inip iki etrafta onu aradım. Aynı şeyi pazartesi günü de tekrarladım. Böyle birdenbire yok olan diğer kedilere ne olduysa bunun da başına o gelmiştir diye düşünmeye başladım. Kendimi sonuca alıştırmıştım (öyle gözüküyordu). Ertesi günü bir arabanın çarptığını duydum. 


Araba çarptıktan sonra sürünerek gittiği tarafı söylediler. Bu andan itibaren alışmış gözüken ben çok kötü oldum. Oraları tekrar araştırdım, gördüğüm insanlara tekrar sordum. Araba çok hızlıymış. Hey dümbük ara sokağa öyle hızlı girilir mi? O an bir çocuk olsa onu altına alırmış. Eğer çok fazla etkilenmemiş olsaydı gelirdi diye düşünüyorum. “Sürünerek” kelimesi arabanın üzerinden geçmiş olabileceği olasılığını düşünmeme neden oluyor. “Sürünerek” lafı aklıma geldikçe fena oluyor ve uyuyamıyorum. “Araba çarptı, öldü.” denseydi bu kadar etkilenmezdim. 


Evden çıktığımda “sürünerek” gittiği taraflara bakıyorum, oralarda siyah bir kıpırtı görebilirim umuduyla. Merdivenden aşağıya inerken ise diğer kedilerle beraber aşağıda mama için beklediğini düşünüyorum. Bir haftayı geçti. Ağrısıyla, acısıyla, kırığıyla nereye pıstıysa orada yalnızlığıyla gitti. Oysa tersi yöne (bizim bahçeye) sürünseydi şu an belki daha farklı olurdu. 


Gece, benim kendine has yakışıklı oğlum güle güle. Seni seviyorum. 


NOT: 

Fotoğraflar bana aittir. 


NOT: 

Bir haftayı geçti. Öncesi kış ortasında bahar havası yaşarken birden hava soğudu, yağmur, dolu. Eğer yaşıyorsa ve fiziki durumundan gelemiyorsa bu havada ne yapar? Buna benzer şey aklıma geldikçe çok kötü oluyorum. 


NOT: 

Bugün akşam (11/02/2023) bahçedeki kedilere mama verirken bir komşum geldi, “Gece” ile ilgili bilgi verdi. Cumartesi (28/01/2023) arabanın Gece’ ye çarptığı gün olaydan hemen sonra ablası belediyeden yardım istemiş, hemen gelmişler. Yavrum Gecemin belden aşağısı haşat olmuş can çekiştiğini söylemişler ve alıp gitmişler. Büyük ihtimalle daha fazla acı çekmesin diye uyutulur demişler. Ah yavrum, ara sokağa o hızla girmemesi gereken arabayı sürenin Allah belasını versin e mi? 

10 Aralık 2022 Cumartesi

ÜZÜLDÜM

​ÇOK ŞEKERDİ 



Bir sabah bahçedeki kedilere mama vermeye indiğimde tanımadığım çok şeker bir yavru kedi bana doğru koştu. O kadar sevimliydi ve kendini sevdirmesini biliyordu anlatamam. Hem ona hem de diğer kedilere mama verdim. Onları öylece bırakıp her sabah takip ettiğim güzergahta beni bekleyen kedi ve köpeklere mama vermeye devam ettim. Geri geldiğimde hala bahçedeydi. Normalde bahçedekiler yabancıları kovalar ama buna bir şey yapmadı. 


Küçük olduğu ve yeni bırakıldığı için özellikle yemesine odaklanmıştım. Daha sonra kuyruğu dikkatimi çekti. Benim kızların doktoruna kontrol etsin diye götürdüm. Kuyruğunun bir kısmının alınması gerektiği söylendi. Tamam dedim. Kontrol için de git-gel olmasın diye iyileşene kadar pansiyonda kaldı. Ara ara gittim, oynaştık. Adını Minnak koydum. 



10 gün sonra alıp bahçeye getirdim. Bahçedekilerle burun buruna tekrardan merhabalaştılar. Sonra benimle oynaşmaya başladı. Onu öyle gören bahçedekiler yalnız bırakır mı? Hadi hep beraber kudurduk. 


 Çiçeğin içerisinde uyurdu

Dört gün sonra köpek tarafından boğulduğunu öğrendim. Üzüldüm. Herkesin sevgilisiydi. Çok şekerdi. Evim daha büyük olsaydı 3. cü kedim olurdu. Bir oda bir salon ev için iki kedi (Beyaz ve Minnoş) bile fazla ama sığışıyoruz. Ev üçümüze anca yetiyor. 


                  Gece

Maalesef sokak hayvanlarının kaderi. Bir makalede okumuştum %80 ninin bir yaşını doldurmadan öldüğünü. Ya arabanın altında kalıyorlar ya da birileri tarafından zehirleniyorlar. Bu seneye kadar kendi olanaklarım ölçüsünde bahçedeki ve mahalledeki kedileri kısırlaştıttırıyordum, bundan vazgeçtim. O kadar kısırlaşan kediden bir tanesi sağ kaldı. Sağ kalan da bizim bahçe ve yan bahçeden ayrılmayan “Gece”ydi. İlk önce Beyaz’ a arkadaş olsun diye eve almak istemiştim ama olmadı. Her seferinde kapıya gelip açmam için ağlayıp durdu. O da beşinci senesini bitirecek. Doğduğu günden beri buradan ayrılmadı. 


NOT1: 

Fotoğraflar bana aittir. Veterinerden geldikten sonra bir fotoğraf çekmişim, fırsat olmamış. Video çekmiştim ama buraya yükleyemedim. 

NOT2: 

Bahçedeki kedilere de iç-dış parazit damlası yapıyorum. 

29 Aralık 2021 Çarşamba

GİDİYOR

NİCE YILLARA
Ne berbat 2-3 sene geçirdik. Görünen o ki 2022 yılı da çok iyi geçmeyecek. Ama ben, yine de her şeye rağmen kendim için ve ülkem için güzel geçmesini diliyorum. Sizler de istediğiniz gibi bir yıl geçirin emi.
Bu yıl unutmadım ve kendime hediye aldım. İnsan kendini unutur mu? Bazen yaşananlar insana kendini unutturuyor. Kendime nasıl bir hediye almışım merakı içindeydim. Yeni yılı beklemeden açıverdim. Bir sevindim bir sevindim anlatamam. İstediğim bir şey hediye alınmış. Tabii havalara uçtum. Sizde böyle havalara uçuran mutluluklar yaşayın emi.
Hadi nice yıllara. NOT: Foroğraflar bana aiittir.

1 Ekim 2020 Perşembe

BİR RESİMİN HİKAYESİ

İKİ ADAM / GEÇMİŞ ZAMANDAN BİR AN

80*70
İşte o zaman içerisinde yapılan gezinin birinde dayı-yeğen keyif yapıyorken fotoğraf çektirmişler.
Başka bir zaman ise hep birlikte o fotoğraf, yağlı boya resim olarak tuvala aktarılmak istenmiş. 
Dayı da peki demiş.
Yeğen ve sevgili karısı başlamış bir şeyler yapmaya.
Dayı ise çok sonra üzerinde çalışmaya başlamış      başlamasına ama kafasına göre takılmayı tercih etmiş. Fırçayı kafasına estiği gibi sallamış. 
Boyaları ise o anın ruh hali belirlemiş.       
Fotoğraftan esinlenerek yapılan resimde dayı dayıya, yeğen yeğene, ortam da o ortama benzememiş.       
Kafasına göre takılmayı seven dayı benzetme kaygısı olmadan bir şeyler yapmış. 
İşte bu yazılanlar, yukarıdaki yağlıboya resimin hikayesidir.
2016 yılının yaz aylarında birlikte bir şeyler yapmak üzere başlanan bu resim  2020 yılının eylül ayında son halini aldı.
Resimi yaparken bana Beyaz eşlik etti. 
Uzanıp seyredişi her şeye bedeldi. 
Artık O’ nun resmini yapmak farz oldu. 
Çiçeklerimin hoş gülümsemesini de unutmamak gerek. Hele bahçede yer bulamayan Bodrum’ un (güya) adeta bir simgesi olan begonvilin, balkonumda resim yaparken bana gülümsemesini görmeliydiniz. 

Bodrum, hayalimde başka yerde. 
Yaşadığım yer ise hayalimin dışında. 
İnsan faktörü her şeyde ne kadar önemli. 
Şimdi bana kızacaksınız ama ne kadar çok aptal insan var. Onlarla yaşamak zorunda kalıyoruz. 
Ve ayak uyduran da hep biz oluyoruz. 

NOT1 : 
Resim,”İKİ ADAM /GEÇMİŞ ZAMANDAN BİR AN” isimli bir yağlıboya çalışmamdır. 

NOT2 : 
Fotoğraflar bana aittir. 



1 Mayıs 2020 Cuma

BEYAZ


YENİ YAŞINA GİRDİ 


İyiki doğdun Beyaz. 
Mutlu yıllar kızım. 



            Birlikte dördüncü senemize girdik. Nice yıllara diyorum. 



NOT: 
Fotoğraflar ve video bana aittir. Video “YouTube” kanalımdan alıntılanmıştır. 

8 Ağustos 2019 Perşembe

BİR KAÇ GÜZEL CAN


BAHÇENİN YAKIŞIKLILARI 


Bu canlara, çocukluklarından beri bahçede bakıyorum. Anneleri, yavrular büyüdükten sonra gitsinler diye tısladı durdu ama gitmediler. Anne, bunlar gitmeyince mama yemeye arada sırada gelmeye başladı ve bir süre sonra da buraları terketti. Oysa hepsinin karnı doyuyordu. 


Bu fotoğraftaki sarıyla sarmaş dolaş olan siyah-beyaz kedi mahallede bir köşede sürekli duran bir arabanın altında uyurken (nasıl bir uykuya daldıysa) araba hareket edip üzerinden geçmiş. Haber verdiler, koştum kurtarır miyiz diye ama son nefesini elimde verdi. Oysa kısırlaştırma ameliyatı da yaptırtmıştımki erkek kediler tarafından rahatsız edilmesin, güzel bir şekilde hayatına devam etsin diye.


Üçü bir arada güzel oynaşırlardı. Üzüldüm ama yapacak bir şey yoktu. Anılarda kaldı şehla gözlü kızım. Maalesef sokak canlarının kaderi bu.



Bahçe şimdi sarı ve siyah yakışıklılara kaldı. Ev kedisi olacak türdenler ama sahiplenen çıkmadı. Her eve bir can lazım. 



Bu fotoğraftaki de benim evimin gülü, evimin bidenesi Beyaz’ dır. Birbirimizi iyiki sahiplenmişiz. Önceliklerimi değiştirdi. 



Siyah ve sarı da bahçenin gülü.

NOT:
Fotoğraflar bana aittir. 

1 Mayıs 2019 Çarşamba

DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN BEYAZIM


BİDENEM 


İki yıl ne çabuk geçti bidenem. 
Birlikte sevindik, birlikte mutlu olduk. 
Evimin gülü, mutluluğu, sevinci... 
Üzüntüme ortak oluşunu yerim senin bidenem. 
Hayatımda her zaman ol emi. 


İlk gününden şu güne doğru fotoğraflarla hayat hikayesi. 

NOT: 
Fotoğraf ve video bana aittir. 



20 Ocak 2019 Pazar

SOKAK HAYVANLARI


HEPSİNİN AYRI BİR HİKAYESİ VAR 

 Bu benim Beyazım, bidenem.

Bodrum, her sahil kasabasında olduğu gibi 
kedi-köpek cenneti. Tabii bu, onlar açısından cennet mi sorgulanır. Yavruyken insanların hoşuna gidiyorlar, erişkin hale geldiğinde ise türlü türlü bahanelerle kolayca sokağa atılıyorlar. O ana kadar sokak yüzü görmeyen canlının birdenbire yabancı ortamda kendini bulması aynı durumda bir insanın yaşayacağı duyguların benzerini yaşamasına neden oluyor. 
İnsan, yavrusunu sokağa atar mı? 
Evinde beslediği hayvanı sokağa atan gün gelir onu da yapar. Böyle insanlara canlı hiç bir şey emanet etmeyin, kendinizi bile.

                       Bunlar bahçe(?) de baktığım yavru kediler.

                      Anne ve yavruları

Sokak hayvanlarıyla haşır neşir olmaya başladıktan sonra onlardan bir daha vazgeçmek mümkün değil. Bu farklı bir duygu. Yürürken, otururken, bir şeyler yaparken belki kimsenin görmediği etrafınızdaki bu canlılara farklı gözlerle bakıyorsunuz. Gözünde problem varsa cebinizde ya da çantanızda bulunan göz damlası veya merhemi sürmek istersiniz. Eğer işlemi yapmışsanız evinize içiniz rahat gidersiniz. Ertesi gün hem kontrol için hem de işlemi bir kere daha yapmak üzere yine aynı yerde kendinizi bulursunuz.


Çok tatlı, oyuncu bir köpek. Sahiplenilmeyi hak ediyor..

Her gün mama dağıtımı yapıyorsanız, çizdiğiniz güzergahta sizi bekleyen canları sağsalim görünce mutlu olursunuz. Birini görmediğinizde kafanızda türlü türlü soru işaretleri oluşur. Ertesi gün gördüğünüzde istem dışı derin bir “ohh” içinizden dışınıza doğru akmıştır.
Böyle olmak hoş mu? 
Tabii ki değil. 
Ne siz böyle olun ne de sokak hayvanları bu durumda olsun. Ama burası Türkiye. Yaşanacak her şey her canlı için geçerli. İster insan olsun ister hayvan.

    İki tatlı kısır kedi. Mamadan önce sevgi onlar için her şey.

Her hayvan sahibini ya da  besleyeni hayvansever diye düşünmeyin. Sosyal medyada hayvanların iyiliğine açılmış gruplara girip verilen ilanlara ve yorumlara bakın. Kimi ilanlar ve kimi yorumlar sizi sinirden çatlatabilir. Ben bir kaç ilan verdim ve ilan vermemenin daha iyi olacağını anladım. Bir yuva aradığınız canlı için ilk gelen mesajlar “sizin şansınız” , “evimde 5 (10), bahçemde 80 (100) kedi-köpeğe bakıyorum, birbirlerine alışırlar”. Bu insanlar için sizin şartlarınızın uygun olup olmaması önemli değil. Onlar çok çok kedi-köpeğe bakıyorlar, öyleyse siz de bakabilirsiniz. Zaten sizin de baktığınızı bilseler böyle mesaj yazmazlar. O ne öyle 80-100 sokak hayvanına bakmak o kadar kolay mı? Hıı ayda bir kaç kez çıkıp mama veriyorsan bu sayıda sokak hayvanına baktığını söylersin (kürinden). Ama adam akıllı her gün mama veriyorsan bu iş az parayla olmaz. Güzergahımda her gün mama veren insan olarak söylüyorum bunu. 

    Arka ayağının biri aksayan çok tatlı bir köpek

Hangi bölgede, hangi şehirde ilan veriliyorsa oradaki insanlar yanıt vermeli diye düşünüyorum. İlanı veren kişi ile aynı şehirde yaşanıyorsa “sizin şansınız” denileceği yerde arabaya atlayıp o şansı kendisine tanımalı kişi. Klavye vasıtasıyla hayvan severlik olmuyor. Söylemlerle uygulama birbiriyle tutarlı olmalı. Ağzı başka şey vücudu başka şey söylememeli.  


     OASİS’ in önüne bu köpek için gidiyorum. Çok nazlı, şeker gibi kendine münhasıran bir köpek.

                               Canım benim

Peki kendi sorumluluğunu üstlenemeyecek çocuklara ailelerin hediye olarak hayvan almalarına ne dersiniz? Çocuğun yemeğini önüne koy, üstünü başını yıka, her şeyini aile olarak kendin yap ama gidip ona bir canlıyı emanet et. Sıkılınca da bir oyuncak gibi sokağa at. Ya da bin bir türlü bahaneler üreterek terket. Maalesef sokağa bırakılan bu hayvanlar, sokak yaşamını bilmedikleri için bir süre sonra ölüyorlar.  
         
Sokağın başında beni gördüklerinde bir bir ortaya çıkıyorlar 

Kimisi arabanın altından kimisi bahçeden 

Afiyet olsun


Sokak hayvanları her türlü işkenceye uğrayarak öldürülüyor, tecavüze uğruyor ama bunu yapanlar (eğer) şikayet varsa küçük bir para cezası alıp kurtuluyor. Oysa uzmanlar bas bas bağırıyor “hayvana bunu yapan insana da yapar” diye. Aldıran yok. Hala söz verdikleri yasa çıkacak. Türkiye’ de hiç bir canlının kıymeti yok. 

Her canlının yaşamaya hakkı vardır. Lütfen saygı duyalım.


NOT1 :
Kesi-köpek sayısı her gün aynı sayıda olmuyor. Fotoğraftakiler sabit olanlar. Sayı artış göstermekte. Üzülmemek elde değil. İnsan istiyor ki hepsinin bir evi olsun. Aksine sokağa atılan kedi-köpek sayısı her geçen gün artıyor.

NOT2 :
Fotoğraflar bana aittir.