oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Aralık 2023 Pazartesi

1. ULUSLARARASI BODRUM TİYATRO FESTİVALİ

BODRUM’ DA SANAT 

Belki duydunuz belki duymadınız ama kasım ayında Bodrum’ un bir uluslarası tiyatro festivali oldu. 

Umarım başarılı olur. 

Bu festivallerin bir amacının Bodrum dışında yaşayan insanları buraya çekmektir diye düşünüyorum. 

Bu insanlar, parasını verip seçtiği oyunlara gelecek, otelde kalacak, yeme-içme-eğlence ve tarihi yerleri gezme derken para harcayacak. 

Bu festivalle birlikte Bodrum kazanacak. 


Ben tiyatro sever olarak festivaldeki  oyunlar için bilet almadım. 

Gitmedim. 

Esasında “biletinial” dan başlangıç olarak festivalin açılış oyunu olan “Deli Dumrul” oyunu için bilet almaya kalkışmıştım ama bir türlü alamamıştım. 

Sonra İzmir’de bu oyunun bilet fiyatının 30₺ olduğunu öğrenince 500₺ ya bilet almaktan vazgeçtim. 

Bileti alıp sonra bunu öğrenseydim kendimi enayi gibi hissedecektim. 

Bodrum çevresinden gelecek insanlar bu oyunu Izmir’ de 30₺ ya seyretmek ve şehri gezmek dururken 500₺ vererek neden buraya gelsin? 

Bir süre sonra tüm biletlerde başka başka indirimler yapıldı. 

Bu ilk önce düşünülmeliydi. 

Yeni olan festivale başka ülkelerden ya da şehirlerden seyirci akacağını mı düşündüler acaba? 

Bodrum’ da yaşayan ve tiyatro sever bir insan olarak bu festivalin olduğunu bir başka oyun için bilet almak üzere sisteme girdiğimde gördüm. 

Daha doğru dürüst festivalin gerçekleşeceği bir yerde reklamını yapamamışlar da başka şehirlerden ya da ülkelerden seyirci mi bekliyorlar? 


Bu festival sayesinde Ortakentte “İnspera Bodrum Kültür Sanat Merkezi” nin olduğunu öğrenmiş oldum. Festival bünyesinde bir çok oyun ve konser burada sahneleniyordu. 



Bu projenin ortakları “Inspera, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Bodrum Belediyesi, Bodrum ve Karya Bölgesi Kültür Sanat ve Tanıtma Vakfı (BOSAV) ve Mey/Diageo” imiş (kaynak Aytun Aktan). 


Yıllardır Bodrum’un bir klasik müzik orkestrası ve festivali olmalı diye çabalayan Numan Beyin (Numan Pekdemir ) kulağını çınlatmadan geçemedim. 

Her zaman konsere gelen yetkililere bunu söyler durur. 

Betin Güneş konserinde de yeni atanan kaymakam cebinden kâğıt, kalem çıkarıp not aldı. 

İkinci bölümde kendisini göremedim. 

Belki başka bir yere oturmuştur günahını almayayım. 

Günümüzde devletin önemli kademelerinde bulunan insanları bu tür aktivitelerde göremiyoruz. 

Çok meşguller, sanata zaman ayıramıyorlar. 

Not aldığıyla kalacak diye düşünüyorum. 


Ben, 2015 Kasım ayından bu yana Bodrum’ da yaşıyorum. 

O zamandan bu zamana (belki daha öncesi var) çırpınıp duran Numan Bey’ e yukarıdaki kuruluşlar ya da bakanlık, belediye yardım etmiş olsaydı Bodrum’ un çoktan klasik müzik orkestrası ve klasik müzik festivali olurdu. 


Hâlâ heryere bina dikilen bir yerde kim(ler) böyle bir şeyle ilgilenir, değil mi ama? 


NOT: 

Fotoğraflar bana aittir. 

19 Mayıs 2015 Salı

"DİKTAT" OYUNUNA DAİR...


DİKTAT


Aynı savaşta farklı taraflarda olmuş aile üyelerinden abi ve kardeşin(üvey),geçmişte ve şu an yaşadıklarından kesitler izliyoruz.

Savaşın gerçekte abinin olmak istediği şeyi ve hayallerini engellediğini öğrenmek içimi acıttı.
Küçük kardeşin ise çocukken yaşadığı olayın (ki bu olayda babası ölüyor) etkisinden ömrü billah kurtulamadığını görüyoruz.
Ne acı bu olay tüm hayatını da etkilemiş.


Nefreti ve geçmişin yaşanılan o acısını hissedemedim.
Geçmişten birşeyler anlatılırken,
yüzde hiç bir duygu emaresi  olmaksızın gözlerin öylesine bir yere bakıyormuşcasına olması...
"Tutku" nerde?
Duygu coşmaları yaşanırken içerisinde barındırdığı iniş/çıkışları (tüm duyguları) coşkuyla yaşatıp yerimde oturtmamalıydı diye düşünüyorum.Onlar sahnede ben de oturduğum yerde darma duman olmalıydım.
Olmadım...


Bir savaşın aile bireylerine yaşattıkları...
Farklı taraflarda,farklı yerlerde farklı farklı yaşanan yaşamlar...
Oysa yaşam hepimize "hayatın kendi etrafımızda dönmediğini" nasıl da göstermiştir.Oyunda bunu hissettim.


DİKTAT


DİYARBAKIR DEVLET TİYATROSU

Süre :75 dakika/Tek Perde

YAZAR
ENCO CORMANN

ÇEVİRNEN
NÜKHET İZET

YÖNETMEN
IŞIL KASAPOĞLU

DEKOR - GİYSİ TASARIMI
HAKAN DÜNDAR

IŞIK TASARIMI
İZZETTİN BİÇER

BESTECİ
FATİH ÇİÇEKLİ

YÖNETMEN YARDIMCISI
PELİN TOZKOPARAN

SAHNE AMİRİ
NİHAT DOĞRU

KONDÜVİT
UMUT AYANOĞLU

IŞIK KUMANDA
OĞUZ YILDIRIM

SUFLÖR
YUNUS EMRE ÜNLÜ

OYUNCULAR

MÜMTAZ AYDOĞAN MENGİ
FATİH YURDAKUL

SESLER
CÜNEYT TÜREL
TİLBE SARAN


ADRES:

İstanbul Devlet Tiyatrosu 
Mete Cad.Necip Akar İş Merkezi 
No:26 Taksim/İstanbul 

Rezervasyon ve Toplu Satış:

Basın Tanıtım:

Öneri Dilek ve Şikayetleriniz:

Şişli Cevahir Sahnesi Gişe:

Beykoz Feridun Karakaya Sahnesi Gişe:

Harbiye Kenter Tiyatrosu:

Taksim Gişesi:

Üsküdar Tekel Sahnesi:

Küçükçekmece DT Sahnesi:

Küçük Sahne:

Fax:

e-mail:bilet@istdt.gov.tr

NOT 1: 
Fotoğraflar İstanbul Devlet Tiyatrosu'nun internet sitesinden alıntılanmıştır.
İnternet adresi:

 
NOT 2:
Oyun hakkında yazdıklarım eleştiri değildir.Sadece o an bana hissettirdikleridir.Bu konuda tiyatro eleştirmenlerini okumakdan çekinmeyelim.Eleştiri daha güzele ulaşabilmek için farklı bir yoldur.
Eleştiriyi yürek kaldırmalıdır.
Görünmeyeni görünür yapar.Eğer siz de bunu istiyorsanız problem yoktur.

18 Mayıs 2015 Pazartesi

BURASI BEYOĞLU


BEYOĞLUNDA BİR PAZAR GÜNÜ 


Beyoğlu,sevdiğim bir bölgedir ama İstiklal'in kalabalığı sıkıyor artık.
Tarihi yüzünün yavaş yavaş kayboluyor olması eski büyüsünü yok ediyor sanki.


Nerede o ağaçlar?
O kalabalık yoldan iki de bir polisleri taşıyan arabaların geçmesi ve Galatasaray'ın her zaman polisler tararafından işgal edilmiş olması ruhumu daraltıyor.
Yürüdüğüm bu yerlerden artık eskisi gibi tat alamıyorum.


Kendimi yormadan usul usul bu yerlerle,mekanlarla vedalaşıyorum.
Kendime istediğim yeni bir kapı açtığımda eskisini çok keskin bir şekilde açılmayacak şekilde kapatıyorum.
Kendimi yeni açılan kapının içine atıyorum.Kolları kollarıma dolanmış yeni yaşamın içinde sarmaş dolaş yaşamayı seviyorum.
"Eski" kelimesinde ki eskimişlik nasıl da birden etrafı sarıyor.
Oysa geçmişi yansıtan bu kelime bana göre değil.
Yaşanılan daha gerçekci.
Şu an,şimdi...


İnsan hayatı boyunca kendisine yaşamak istediği kaç hayatı bağışlar?
Kişi çevreyi takmayıp kendi hayatını yaşabilecek duruma geldiğinde ise zaten yaşamının büyük kısmını harcamış oluyor.
Şu yaşıma geldim her konuda,her şeyde o kadar açık olduğum halde çevremde beni tanıdığını sanıp tanımaktan uzak o kadar çok insan var ki.
Birbirini tanımayan insanlar topluluğu...
Sanıyorum bu konuda da hayatımı sadeleştireceğim.

Bu haftasonu iki tiyatro oyunu izledim;

DİKTAT
(Diyarbakır Devlet Tiyatrosu/
İstanbul Devlet Tiyatrosu Küçük Sahne)

"Bizler,hepimiz birer çocoğuz;bırakın da barış içinde huzurla oynayalım.Ama dualarımızıngerçek olacağınainanacak kadar saf mıyız?Dünyanın,bizim umutlarımız,dileklerimiz doğrultusunda bir yörüngeye mi oturacağını düşünüyoruz?Yanıtımız hayır.Barış,barış sözünün içine kısılıp kalmış.Savaş,çelikten ve etten.Kelimeler ise bunları asla karşılamıyor.Gidiyor,ayrılıyor,bırakıyor,terk ediyoruz.Bunun böyle bitmesi bizim elimizde değildi.Daha önce yazılmıştı.Her şey önceden belliydi."
Yukarıda ki yazı oyun kitapçığından alıntılanmıştır.


Oyunu sıkılmadan izledim. 
Duygu coşmaları oyuncuyu sahnede darma duman ederken beni de oturduğum koltukta darma duman etmeliydi diye düşünüyorum.
Nefret ve sevgi..
O duyguyu hissedemedim.

Oyun hakkında ki yazımı aşağıda ki linki tıklayarak okuyabilirsiniz;


PERADA Kİ HAYALET 
(Ortaoyuncular/Ses Tiyatrosu)

"Ünlü olmakla,daha doğrusu "olmakla" kafayı bozmuş gençlerin hikayesi hikayemiz.Bizim jenerasyonumuzun,bizim dejenerasyonumuzun hikayesi."
Yukarıda ki yazı oyun kitapçığından alıntılanmıştır.


Eğlencelik,sıkılmadan kahkahalarınızla eşlik edebileceğiniz bir oyun.
Kedi miyavlamaları başladığında gülme sinirim nasıl bozuldu anlatamam.Kendimi bıraksam bir daha toparlayamazdım.
İlk önce kasetten sandım ama sürekliliği ve farklılığı devam edince oralarda bir yerlerde bir kedi olduğu anlaşılıyor.
Bu seferde insan kedinin nerede olduğunu merak ediyor.2. Perde de o minik,tatlı şey sahnenin bir yerinden fırlayıverdi.
Sevimli şey seni...

NOT :
Fotoğraflar bana aittir.


1 Aralık 2014 Pazartesi

GEÇEN HAFTADAN BU HAFTAYA


ZEVKLİ BİR KOŞUŞTURMACA


Contemporary İstanbul'un sunduğu güzellikler yorgunluğumu unutturdu.
Ama ben hâlâ bir resim yapmak üzere tuvalimin karşısına geçemedim.
Bu da benim mutluluğumu etkiliyor.
Hafta arası iş yorgunluğu elime fırça almayı zorlaştırıyor.Hafta sonu ise kendimi evden dışarıya atmak istediğimden uğraşamıyorum.
Ne bilim emekliliği yakın olan insanlardan son aylarını rahat geçirdiklerini duyuyorum.Benim şansım mı böyle bilemiyorum yoğun ve berbat bir şekilde çalışmak?


Sanat yaşamın her alanında olmalı.
Bir müzik,bir tiyatro,bir plastik sanatlar,bir fotoğraf sanatı...
Bunların yanına eklemeler yapabilirsiniz.Böyle şeylerle uğraşmayan insanları çevrenizde hemen ayırt edebilirsiniz.İş veya kendi özel yaşamınız,hiç farketmez.
Hayata,olaylara,insanlara,işe bakışı
size anlatır onu.Gerçekte kullandığı cümleler,cümleler içerisindeki kelimeler karşınızdakini öyle güzel anlatır ki.Bu insanlar özel veya iş yaşamınızda sizin hayatınıza önem vermeksizin kendi yaşantısını yaşıyorsa konuşmalarında ki ciddiyet,gayri ciddi olarak algılanabilir.Ben öyle algılıyorum.


Bu zaman aralığında bazıları hakkında düşüncelerimi ayrıca yazacağım tiyatro oyunları izledim;

1)Tiyatro Pera'da "Kısasa Kısas" isimli oyunu;


"Suçu değil de suçun kendisini mi cezalandırmalıyım?"
"Benim günahlarım,seni suçsuz bir insan mı yapar?"
"Kimi hatalar gözükür,kimilerinin yaptığı hata ise gözükmeyebilir."

Geçmişte değil de günümüzde geçen bir olay gibi izledim.Güç nasıl bir şeymiş yahu eline geçireni nasıl da sarıp sarmalıyor.

Oyun hakkındaki düşüncelerimi aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz;

2)Tiyatro D22'de Ekip tiyatrosunun "İki Kapılı Ev" i;


Ekip Tiyatrosundan daha önce izlediğim oyunların kezzetinde bir oyun bekliyordum,hayâl kırıklığına uğradım.Hatta 2.Perdeyi beklemeksizin çıkmak istedim ama çıkmadım.Aileler çocuklarını alıp gidebilirler.

3)Devlet tiyatrosunda "Sevgili Hayat" oyununu;


Oyun içeriğini bilmeyen ilk başlarda ne olduğunu anlamayabilir.Bu da oyundan kopmalara neden olabilir.
Çocuğuyla gelenlere ne demeli?Çocuğunun nelerden hoşlandığını biliyorsan ona göre bir oyuna götürsene.Ya da öncesi oyun hakkında bir açıklama yapsana.
Tiyatroyu sevdireceğim derken nefret ettirirsen ne olacak?
Fısır fısır konuşmalarla tiyatro izlenir mi Allah aşkına?Offff.
Hele ikide bir telefonunun ışığı yanan ve onunla meşgul olan yanımda oturan "aptal" a ne demeli?Yahu anlaşıldı senin için oyunun önemi yok,etrafın dikkatini dağıtmaya hakkın var mı?"S.ktir ol git ya."

Oyun hakkındaki düşüncelerimi aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz;


4)Şermola Performans'da Tiyatro Vira'dan "Olmak ya da Olmamak" oyununu;


İki kişilik oyun ama oyun sonunda tek kişiyi alkışladık.2.yi ben mi göremedim acaba?Yok yok baştan aşağı siyah bir kostüme sahip birini o ışık altında görmemem mümkün değil herhal.Oyunda ki danslar daha iyi olabilirdi.Öylesineydi.Eğrelti...

5)Craft Tiyatro'da "Enkaz" isimli oyunu;


Keyifliydi.Bol bol güldüm.Hatta oyuncu gözüme gözünü diktiği için gülmemeye çalıştığım oldu.Çünkü kendisi acıklı durumdaydı.Yoksa kahkahalarımı ortaya saçardım.Saçtığım da oldu.
Oyuncuların seyirciyle göz teması hoşuma gitti.
Yer yer seyirciyle sohbet de hoştu.
Bakıcısı ve sonrası kocasına...
Hay Allah o manyak neydi öyle ya.
Her an saldıracak gibi.
Hahahaha Hahahaha

Oyun hakkındaki düşüncelerimi aşağıdaki linkten oluyabilirsiniz ;

 izledim.

Kiminde hayâl kırıklığı,kiminde coşku,kiminde ise büyük keyif yaşadım.Oyunlar için sosyal medyada paylaşılan yorumlar,hep olumlu.Bunları artık ciddiye almıyorum.Oyunu izlemediği halde sırf RT edilsin diye yazanları gördüm.
Ayıp ya vallahi ayıp.
Burada Melih Anık'ın kulağını çınlatıyorum.Kalemi keskin,
yazdıkları gerçekler üzerine kurulu tiyatro yazılarını bizden esirgemediği için de teşekkür ediyorum.Onun oyun öncesi ve sonrası araştırmalar sonucu ortaya çıkan eleştiri yazıları,
farklı açılardan bakmam için yeni pencereler açıyor.Düşünmediğim ama düşünmem gereken noktaları gözlerimin önüne seriyor.
Melih Anık,ne düşünürlerse düşünsünler siz hep yazın emi...

Her gittiğim oyunda muhakkak bir köşede "kaç oyun izledin?" diye konuşmalara başlayan bilmem jüri üyeleri veya bir yerlerde yazı yazan bilmem tiyatro eleştirmenleriyle karşılaşıyorum.Bazen yazılarını okurken şaşkınlığa düşüyorum.
O oyunu izlerken ben de oradaydım ya,ben de izliyordum..."Bu ne ya!" demeden yapamıyorum.

Bu gün biraz resim çalışayım.

NOT :
Fotoğraflar bana aittir.