deprem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
deprem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Şubat 2020 Cumartesi
BİR KAÇ KONU HAKKINDA
Hiç bir ülke ile savaş istemiyorum.
Hele hele bir başka ülkenin topraklarına girip o ülkeye ayar verilmesi taraftarı değilim.
Ülkeyi kim yönetirse yönetir, kişisel olarak o kişiyi sevmeyebilirsiniz ama ülke çıkarları ön planda olmalı. Yıllardır Ortadoğu bataklığına girmemek için her şey yapıldı da şimdi ne oldu da girdik. Ölüm haberleri arka arkaya gelen askerlerimiz ne için şehit oluyor?
Ailesine, ülkesine bu acı niye yaşatılıyor?
Bir ülkeyi yöneten kişiler, kendi halkının problemidir, bir başka ülkenin değil.
Kendi ülkesi için mücadele edecek genç insanların ülkemizde işi ne?
Ülkesinden kaçan bu insanlar için kırk milyar dolar harcandığı söyleniyor. Kendi insanlarımızı refaha ulaştırdık da fazlasını bunlara mı harcıyoruz?
Bu paranın hangi kaynaktan nerelere harcandığını bilmek isterim. Bunun da en doğal hakkım olduğunu düşünüyorum.
Kırk milyar dolarlık yardımdan bahsetmişken Kızılay’da olanlar için bir kaç şey söylemekten kendimi alamayacağım. Yaşıtlarım ve benden büyükler ilkokul yıllarındaki Kızılay amblemi olan kumbaraları hatırlayacaktır. Küçük yaşlardan itibaren yardımlaşma ne güzel öğretiliyordu. Günümüzde o saflıktan eser kalmamış. Şimdi güvenebileceğim başka kanallardan yardımı tercih ederim.
Tamam. Şartlı bağış yapılırmış, anladım.
Anladığım, Kızılay’ a bağış yaparsın ama örneğin yürüyen aşevi ya da sabit aşevi yapacaksın dersin ya da başka şey. Yani Kızılay’ ın kendi bünyesinde bağışını harcamış olursun. Başka bir vakıfa direk yardım yapılacak durumdayken Kızılay yolu ile yapılması tuhaf. Bu konunun uzmanları buna “devletten vergi kaçırma” yolu diyor. Kızılay’ a yapılan yardım paralarının tamamı vergiden muaf oluyormuş. İşin kötüsü bu yapılanı hükümette onaylıyor. Açıklamalar bu yönde. Yardım kuruluşlarına, vakıflara yapılan yardımlar ve bunların nasıl harcandığı sıkı takip edilmel ve araştırılmalıdır. Devletten vergi kaçıranlar, devletin malını ve parasını çalanlar, yiyenler büyük ceza almalı hatta mal varlıklarına el konulmalıdır.
Kızılay demişken Elazığ’ da olan depremden bahsetmemek olmaz. Kızılay aynı gün mesajla para toplamaya başladı. O ana kadar hiç bir hazırlığı yok muydu? Daha önce toplanan paralarla ne yaptı? Hiç kimseyi, hiç bir şeyi sorgulayamıyoruz. Sorgulayınca, sorgulayan suçlu oluyor. Suçlama yapılacağı yerde daha önce toplanan paralar nasıl ve nereye harcandı açıklanamaz mı? Paralar nasıl resmi toplanıyorsa harcanırken de belgeli harcanıyordur (kafaya estiği gibi değil) değil mi? Devlet bu günler için var. İlk önce devlet daha sonra yetmediği yerde bizler vatandaş olarak her zaman varız. Bilim insanlarına kulak verilmiyor, uyarıları dikkate alınmıyor. İlk önce gerekli tedbirleri alalım ondan sonra Allah’ın takdiri diyelim. Ölenlerin ailesine başsağlığı diliyorum, depremi yaşayanlara geçmiş olsun diyorum. Daha önce üç depremi (Adana, Gölcük, Bodrum) yaşayan bir insan olarak acınızı paylaşıyorum.
Tamam. Şartlı bağış yapılırmış, anladım.
Anladığım, Kızılay’ a bağış yaparsın ama örneğin yürüyen aşevi ya da sabit aşevi yapacaksın dersin ya da başka şey. Yani Kızılay’ ın kendi bünyesinde bağışını harcamış olursun. Başka bir vakıfa direk yardım yapılacak durumdayken Kızılay yolu ile yapılması tuhaf. Bu konunun uzmanları buna “devletten vergi kaçırma” yolu diyor. Kızılay’ a yapılan yardım paralarının tamamı vergiden muaf oluyormuş. İşin kötüsü bu yapılanı hükümette onaylıyor. Açıklamalar bu yönde. Yardım kuruluşlarına, vakıflara yapılan yardımlar ve bunların nasıl harcandığı sıkı takip edilmel ve araştırılmalıdır. Devletten vergi kaçıranlar, devletin malını ve parasını çalanlar, yiyenler büyük ceza almalı hatta mal varlıklarına el konulmalıdır.
Kızılay demişken Elazığ’ da olan depremden bahsetmemek olmaz. Kızılay aynı gün mesajla para toplamaya başladı. O ana kadar hiç bir hazırlığı yok muydu? Daha önce toplanan paralarla ne yaptı? Hiç kimseyi, hiç bir şeyi sorgulayamıyoruz. Sorgulayınca, sorgulayan suçlu oluyor. Suçlama yapılacağı yerde daha önce toplanan paralar nasıl ve nereye harcandı açıklanamaz mı? Paralar nasıl resmi toplanıyorsa harcanırken de belgeli harcanıyordur (kafaya estiği gibi değil) değil mi? Devlet bu günler için var. İlk önce devlet daha sonra yetmediği yerde bizler vatandaş olarak her zaman varız. Bilim insanlarına kulak verilmiyor, uyarıları dikkate alınmıyor. İlk önce gerekli tedbirleri alalım ondan sonra Allah’ın takdiri diyelim. Ölenlerin ailesine başsağlığı diliyorum, depremi yaşayanlara geçmiş olsun diyorum. Daha önce üç depremi (Adana, Gölcük, Bodrum) yaşayan bir insan olarak acınızı paylaşıyorum.
Binaların yıkıldığı yerde can kurtarma için yaşanan kaosu benim gibi sizlerde televizyondan izlemişsinizdir. Neydi o kalabalık, düzensizlik, kargaşa?
Yapılacak şeylerin önceden belirlenmiş bir kuralı vardır. O doğrultuda ne yapman gerekiyorsa onu yaparsın. Aynı kargaşa ve bilgisizlik yaşanan çığ olayında da kendini gösterdi. Bunun sonucu oldukça yüksek ölüm oranlarını getirdi.
Amacımız insanlarımızı yaşatmak olmalı, ölümünü seyretmek değil.
Bunlardan ders aldık mı? Hayır.
Geçmişte yaşadıklarımızı bu gün tekrar yaşıyorsak bu şekilde devam edilirse yarın da aynı şekilde yaşayacağız.
Hani Kızılay üzerinden yardım yapan hayırsever vatandaşımız vardı ya, yaptığı yardımın bu kadarla kalmadığını düşünüyorum. Muhakkak başka yerlere de güzel yardımlar yapmıştır.
Böyle hayırsever vatandaşlarımız varken “tank palet fabrikasına” neden Katar’ ı soktuk. Bu tarz hayırsever vatandaşlardan o parayı rahatlıkla alırmışız meğer. Bak şimdi ne aklıma geldi; Amerika’ da yargılanan hayırsever bir vatandaşımız sorgulamasında bir vakıfa yaptığı yardım paralarını söylemişti. Hemen akabinde vakıfın sitesinde yardım yapanların listesinin yayınlandığı kısımda böyle bir yardımın yer almadığı gazetelerde yer almıştı. Aynı gün vakıfın sitesi internete kapatılmıştı.
Abooo yoksa bu yardım da...
12 Ağustos 2017 Cumartesi
BETON ÜZERİNDE SALLANMAK
DENİZİN ÜSTÜNDE SALLANMAK GİBİ DEĞİL
Kaç deprem yaşarsanız yaşayın bunun tecrübesi yok. Donup kalıyorsunuz. Süre uzayınca duvarlardan gelen sesler sizi panikletiyor. Devam ederse her şeyin üzerinize yıkılacağını biliyorsunuz. Eğer durursa karma karışık bir duygu içerisinde hemen bulunduğunuz yeri terkediyorsunuz. Yaşam her şeye rağmen güzel. Ama nereye kaçarsanız kaçın geleceğiniz yer aynı yer. Çünkü orada yaşıyorsunuz.
Kimi zaman bir gösteride, bir eğlencede, yürürken, uyurken, otururken karşı karşıya kalıyorsunuz ve ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. Öncesi ve sonrası yok ki sadece yaşanan o an var.
1998 Adana depremine evde yakalandım. Bir sene sonra 1999 İstanbul depremini evde yeğenimle telefonda konuşurken karşıladım. Daha sonra ki olan sarsıntıları hep oturduğum 7. katta karşıladım. Adana da tavanın dalga şeklinde oynaştığını ve bir türlü dışarıya çıkamadığımı hatırlıyorum. İstanbul da ise telefonla konuşurken koltuk üzerinde istem dışı hareketleri hatırlıyorum. Yeğenim telefonu kapatma dayı demişti. Perdenin altının tavana değdiğini gördüğüm an telefon dahil her şeyle iletişimimi bitirmiştim. Duvarda ki o hışırtı her şey bitti diyordu. Sallantı bittiğinde 5 dakika sonra aşağıdaydım. Basamakları kaçar kaçar atladım hatırlamıyorum. Aşağı katlarda oturanlar çağırmamıza rağmen gelmediler. Bir süre sonra 7. kata çıktım ve oradan her zaman olduğu gibi işe gittim. Hayat devam ediyordu. Eğer eviniz yıkılmadı ve can kaybı yaşamadıysanız şanslısınız ve hayat deprem sonrası da öncesinde olduğu gibi devam ediyor. Hiç bir can kaybı yaşamamış ama televizyonu, raflarda ki ıvır zıvırı kırılmış insanları en acılı halleriyle dinlemek zorunda kalmıştık. Daha sonra yüzlerce can kaybını duyunca bu insanlar hangi duyguları bünyesinde yaşadı bilemem. Bu tür insanlar bencildir, kendinden başkasını düşünmezler.
"Biliyong ya!"
Yukarıda ki cümle çok şey anlatır ama herkes anlamaz. Can kaybı yerine mal kaybı yaşamış kendini acındıracak derecede anlatan bu kişilere hep acımışımdır. Beklenmedik olaylar tanıdığınızı sandığınız insanları hiç tanımadığınızı gösterir.
Bodrum'da artçılar devam ediyor. Anlayacağınız sallanmaya devam ediyoruz. 5'in üzerinde ve uzun sallantılarda korku yaşıyoruz. Kısa sürenler ise adeta okşuyor gibi. Bir süre sonra alışıyorsunuz. Çünkü yaşamınızın doğal bir parçası oluyor.
Hayat devam ediyor.
Bu yazıyı yeğenimin sözüyle noktalamak istiyorum.
"Ya dayı gittiğin her yeri sallıyorsun, orada yaşayanları düşün ve Bodrum'a yerleşmekten vazgeç."
Bu da benden;
"Hahahahaha Hahahahahah".
Yazıya eşlik eden resim bana ait bir yağlıboya çalışmasıdır.
23 Ekim 2011 Pazar
ÖLENLER ÜZERİNE...
ÖLENLER ÜZERİNE...
İnsanı nasıl da darman durman ediyor,çevresinde olup bitenler.Haftanın başında şehit haberleri,şimdi de Van'daki deprem haberleri.
Ölüm düştüğü evlerde acılar bırakıyor,hem de ne acılar..Bizler onların acılarını sadece paylaşmakla yetiniyoruz.Çünkü yapabileceğimiz pek bir şey yoktur.Maddi olarak yapabileceklerimiz neyse yaparız zaten...
Şehit haberleri,içimi oldukca acıtmıştı,neler neler söylüyordum baştakilere.Küfür etmeyen bir insan olarak neler çıkmadı ağzımdan.İçimin acısını,yanmasını burada kelimelerle anlatamam.Şehit olan elbette abim değildi,kardeşim değildi,babam,oğlum,bir yakınım değildi.Hangi şehirlerden olursa olsan bu topraklarda beraber büyüdüğüm yetişkin biriydi.Aynı havayı soluyoruz,aynı çeşmelerden içiyoruz.Ben burada yaşıyorken,o, başka şehirlerde yaşamış olsun.Ne farkeder.Aynı Ülkenin insanları değil miyiz?
Şimdiyse deprem;iki kere yaşamış bir insan olarak ne kadar kötü olduğunu biliyorum.Yapabilecek bir şey yok.Hayatın gözünün önünden geçtiği an.Çaresizlik,hiç birşey yapamamak,sadece seyretmek...Herşeyi oluruna bırakmak,böyle bir şey.
Yine acı,yine üzüntü...İnsan,içinin acımasının ne demek olduğunu bu zamanlarda daha iyi anlıyor.
Elimizden gelen ne varsa yapmak,en güzeli.
İnsanları sınıflandırmadan,duygusal davranmadan..
Türkiye hepimizin.
DEPREMDEN KALAN
gözler de yaşlar kurudu,
ağıtlar çıkmaz oldu.
hareketsiz kaldı tüm insanlar
bir köşede büzülmüşler.
yerlerde uzunlamasına yatan insanlar
ince bir çarşaf veya gazete örtülmüş
kimbilir nerdeler şimdi?
evler,bir yığıntı.
eşyalar taşlar arasında ezilmiş...
yıkıntılar arasında uğultular,
dışarıda bağrışmalar.
kar ise alabildiğine beyaz rengini salmış etrafa.
bir tipi,don acılarına binbir acı
evsiz,barksız kalan
ve bir depremin arkasında bıraktığı
bu aciz insanlar...
yine ağlaşıyorlar,yine ağıtlar yakıyorlar...
(M.Yumru)
İnsanı nasıl da darman durman ediyor,çevresinde olup bitenler.Haftanın başında şehit haberleri,şimdi de Van'daki deprem haberleri.
Ölüm düştüğü evlerde acılar bırakıyor,hem de ne acılar..Bizler onların acılarını sadece paylaşmakla yetiniyoruz.Çünkü yapabileceğimiz pek bir şey yoktur.Maddi olarak yapabileceklerimiz neyse yaparız zaten...
Şehit haberleri,içimi oldukca acıtmıştı,neler neler söylüyordum baştakilere.Küfür etmeyen bir insan olarak neler çıkmadı ağzımdan.İçimin acısını,yanmasını burada kelimelerle anlatamam.Şehit olan elbette abim değildi,kardeşim değildi,babam,oğlum,bir yakınım değildi.Hangi şehirlerden olursa olsan bu topraklarda beraber büyüdüğüm yetişkin biriydi.Aynı havayı soluyoruz,aynı çeşmelerden içiyoruz.Ben burada yaşıyorken,o, başka şehirlerde yaşamış olsun.Ne farkeder.Aynı Ülkenin insanları değil miyiz?
Şimdiyse deprem;iki kere yaşamış bir insan olarak ne kadar kötü olduğunu biliyorum.Yapabilecek bir şey yok.Hayatın gözünün önünden geçtiği an.Çaresizlik,hiç birşey yapamamak,sadece seyretmek...Herşeyi oluruna bırakmak,böyle bir şey.
Yine acı,yine üzüntü...İnsan,içinin acımasının ne demek olduğunu bu zamanlarda daha iyi anlıyor.
Elimizden gelen ne varsa yapmak,en güzeli.
İnsanları sınıflandırmadan,duygusal davranmadan..
Türkiye hepimizin.
DEPREMDEN KALAN
gözler de yaşlar kurudu,
ağıtlar çıkmaz oldu.
hareketsiz kaldı tüm insanlar
bir köşede büzülmüşler.
yerlerde uzunlamasına yatan insanlar
ince bir çarşaf veya gazete örtülmüş
kimbilir nerdeler şimdi?
evler,bir yığıntı.
eşyalar taşlar arasında ezilmiş...
yıkıntılar arasında uğultular,
dışarıda bağrışmalar.
kar ise alabildiğine beyaz rengini salmış etrafa.
bir tipi,don acılarına binbir acı
evsiz,barksız kalan
ve bir depremin arkasında bıraktığı
bu aciz insanlar...
yine ağlaşıyorlar,yine ağıtlar yakıyorlar...
(M.Yumru)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
