17 Mayıs 2016 Salı

BİR BAŞKASININ GÖZÜNDEN BAKMAK


BAKABİLDİĞİNİ ZANNETMEK

                    Ressam Ahmet Yeşil

Bugün sahilde oturup denizi seyrederken ressam Ahmet Yeşil'in eserlerinde resmettiği denizi gördüm.Nasıl oldu anlatamam ama
kementlerin dalga olup birbirlerinin üzerinden nasıl geçtiğini,dalgaların olmadığı yerde kementlerin nasıl süzüldüğünü,
teknelerin birbirlerine bakışlarını ve dalgalarla oynayışlarını gördüm.
O anı yakaladıktan sonra karşımda ki manzarayı bir süre böyle seyrettim.
Kısa bir süre...
Sonra gözümün alışık olmadığı ve bir an için yakaladığı şeyde kementler birbirinden ayrılıp kendilerini oluşturan ipler haline gelmeye başladı.İpler koptuğunda ise yabancısı olmadığım,seyretmekten büyük keyif aldığım manzara tüm doğallığıyla karşımdaydı.

                 Ressam  Ahmet Yeşil

Denizin kendinde sakladığı renk tonlarına bakar mısınız?
Hele gökyüzünün etrafa saçtığı maviye ne dersiniz?


Bodrum'la ilgili kitap almaya devam ediyorum.Her kitap ayrı bir tat.
Anı kitaplarını okumayı seviyorum ama Bodrum'la ilgili anı kitaplarını okumak beni daha da mutlu ediyor.
Evlerin dağlara doğru taşmadığı ve Bodrum'u yansıtmayan abartılı lüks evlerin olmadığı,sahil kasabası olduğu zamanları yaşamak isterdim.
Şimdi sahil kasabası tadında bir şehiri andırıyor.Toki buralara da girip yüksek apartman katları yapmaya başladığında o özelliği yok olacaktır.O zaman kaçma zamanımın geldiği andır.



Elinize aldığınızda bitirmeden bırakmayacağınız "BODRUM BODRUM" kitabının yazarı Nedim Göknil;

"Yaşam devam ediyor Bodrum'da ve devam edecek.Yeni insanlar yeni kuşaklar gelecek,anı dağarcıklarını doldurup dönecekler.

....
....

Gelin,gelin...Söyleyecek bir şeyim yok;ama sadece almaya değil,bir hafta sonluk "orji" için değil,birkaç paparazzi fotoğrafı için değil,kalan son arazileri parsellemek için değil,VERMEK için gelin,kendinizden bir şey vermek için gelin.Eminim sizin de verecek bir şeyleriniz vardır.Ve inanın,daha güzel hissedeceksiniz kendinizi...Rodos Şövalyeleri'yle başlayan süreçte,"ben de vardım," demekten gurur duyacaksınız.

....
.... 

Nedim Göknil "


"Şehrin Sancısı" kitabını Mesud Topal yazmış;

"İnsan hoşuna gitmeyen bir yerde fazla durmamalı,
Canı cehenneme bütün nezaket kurallarının..."

Ziya'nın olduğu bölümü okurken hem üzüldüm hem kahkahalara boğuldum.

"...
"Sana abi diyebilir miyim Şehir Abi?"
"De Ziya de"
"Abi?"
"Evet Ziya?"
"Abimsin ya ondan dedim abi"
..."

Şehrin sancısı kitabı bir solukta bitti.
Ulan Aysel sen neymişsin be...
Bu aralar okuduğum öykü kitapları dışında bir okuma oldu.
Okuyun.


NOT :
İlk iki fotoğraf internetten alınmıştır diğer fotoğraflar ise bana aittir.
1) Nedim Göknil "Bodrum Bodrum" Everest Yayınları
2) Mesud Topal "Şehrin Sancısı" 
Destek Yayınları


6 Mayıs 2016 Cuma

RENK CÜMBÜŞÜ


DENİZİN SONSUZLUĞUNDA RENKLER İÇERİSİNDE KAYBOLMAK...


O sonsuzlukta lacivert ve ara ara yeşile kaçan turkuaz rengin tonlarına bulanıp birden kızıl bir rengin açıktan koyuya doğru uzanan renkleriyle iki etrafa dağıldığımı düşünürüm.
Bir yanda kırmızının tonlarında ateş gibi yanarken diğer yanda sakinleşmemi sağlayan mavi tonlar vardır.
Renk cümbüşünün yaşandığı o sonsuzlukta hayalim de rengarenktir.
Ben ve hayalim...
Renkler dünyası.



Şiir kitapları sizleri bekliyor.Onları kendinizden mahrum etmeyin emi...

"BA" şair Birhan Keskin'e ait bir şiir kitabı;


KESİF SU

Puslu ve sarı bir çin sabahı gibiyim bazen
Sağım solum kış,şehir,
Üstüne ay mavisi düşmüş bazen uzak nehir...
Dünya bana göre bazen,bazı zehir...


....(Seçtiğim şiirleri ve diğer şiirleri kitabı alarak okuyabilirsiniz.)



"ALENGİRLİ ŞİİRLER" şair Ali Lidar'a ait şiir kitabı;


HERKES GİDER!

Herkes gider
Ne?
Bilmiyor muydun sanki
Sevgili kalbim!
Neden hala apartman boşluğunun
Gün ışığı görmeyen penceresinde
Kuş sesleri beklersin.

....(Seçtiğim bu şiiri ve diğer şiirleri kitabı alarak okuyabilirsiniz.)

NOT :
Fotoğraflar bana aittir.
1) Birhan Keskin "BA" Metis Yayınları
2) Ali Lidar "Alengirli Şiirler" İthaki Yayınları

27 Nisan 2016 Çarşamba

ÜZGÜNÜM


BU NASIL HAYAT

Kışın taşındığım Bodrum'da ki sitenin bahçesinde birçok kedi içerisinde çok küçük siyah bir kedi vardı.Bu kedinin yanında diğerleri aslan gibi gözüküyordu.
Bıraksan gelip eve yerleşecek hallerinden çoğunun ev kedisi olduğu belliydi.


Hayvanları seviyorum ama kendimi evde besleme sorumluluğunu alacak durumda hissetmiyorum.
Tek yaşayan,kafasına estiğini yapan bir insan olarak evde hayvan beslemeye hazır değilim.
Ancak kendime ait bahçeli bir evim olursa böyle birşey yapabilirim diye düşünüyorum.


Kışın yeğenin düğünü için Adana'ya gidip geri döndüğümde yukarıda bahsettiğim küçük siyah kedinin karnını şiş gördüm.
Fiziksel durumundan diğer kedilerin hoyratça kullandığı anlaşılıyordu.
En azından doğurana kadar kendine gelsin diye mamayla beslemeye başladım.
Acıktığında geliyor,karnını doyuruyor gidiyordu.Sırtında ki tüylerin yolunduğu kısımlar bir süre sonra yeni çıkan tüylerle kapanmaya başladı.
Önceye göre ne kadar iyi olsa da en nihayetinde çok küçük bir kediydi ya.


2 gün önce yemek için gelmedi,ortalıkta da hiç gözükmedi.Merak ettim ama doğurmuş olabileceğini düşündüm.
Ertesi sabah her zaman geldiği saatte yemek için geldi,yedi ve gitti.2 saat sonra yine geldi,yedi ve gitti.Öğlen tekrar geldi,yedi ve gitti..
Öğleden sonra bekledim gelmedi.
Sitede kedi sever çok olduğundan onlardan biri doyurmuştur diye düşündüm.
Akşam yemeği için ağzında yavrusuyla geldi.Hazırlıklı olmadığım birşeydi.
Mamasını yerken kartondan bir yuva hazırlayıp içine bir havlu serdim.
Şimdilik yavrusuyla burada yaşasın istedim.


Sabah kalkıp baktığımda mutluluğun yerini başka duygular aldı.
Zor bir durum.
Yavruyu dışlamış,velattalin amin.
İki etraftakiler doğursa da yavrularına bakamaz yorumu yapıyorlardı ama ben yine de böyle bir sonucu beklemiyordum.
Üzüldüm.

NOT :
Fotoğraflar bana aittir.



22 Nisan 2016 Cuma

MAVİ BARIŞ


RESSAM HÜSEYİN YILDIRIM



Yolunuz Bodrum Oasis alış-veriş merkezine düşerse 
Nurol Sanat Galerisine bir uğrayın derim,güzel bir resim sergisi var;
Ressam Hüseyin Yıldırım'ın "Mavi Barış" isimli resim sergisi.




Daha ayrıntılı bilgi almak için Hüseyin Yıldırım'a ait aşağıda ki internet sitesini ziyaret edebilirsiniz;
http://www.hyildirim.com/



NOT :
Fotoğraflar bana aittir.


19 Nisan 2016 Salı

İÇİMDEKİ FIRTINA


İÇİMDEKİ FIRTINA



içimde ki fırtınayı kim bilebilir
ben olmadıkça.
yüreğime sus diyemiyorum
sızlıyor,
için için kanıyor.

aniden bastıran yağmur altında
kafamda binbir düşünce,
ıslanıyorum.

önce...
elimi uzatıyorum.

sonra...
      (M.YUMRU)


NOT :
Şiirime eşlik eden fotoğraflar bana aittir ve Bodrum'dan kareler içermektedir.

14 Nisan 2016 Perşembe

İŞTE ÖYLE BİR HAYAL


MAVİNİN HER TONUNA MERHABA


Sahilde ayağımı uzatıp denizin sıfırlandığı noktaya bakıp hayal dünyasına dalıyorum.
Sağımda kale varmış,solumda Halikarnas,
karşımda Kos adası varmış kimin umurunda.
Geminin olduğu yere doğru mavinin her tonuna merhaba diyerek davetkar,
işveli,yavaş yavaş yürüyorum hayalimle el ele tutuşarak.


Özlem yüreğinize yapışıp sizi bırakmadığında denizin sıfırlandığı noktada hayalinizde ki insanla elele yürüdüğünüzü düşünün.


Bir solukta okuyacağınız kitap.
Anlatımına bayıldım.
Yaşanan duygu sarmalının içinde ise eridim.
Üzüntünün çoşkusu beni kendimden geçirdi.

"bir kalbin ölümü/Mürebbiye" Stefan Zweig (Türkçesi Salah Birsel) Yordam Kitap.

NOT :
Fotoğraflar bana aittir.


9 Nisan 2016 Cumartesi

BOYANIN SUYLA DANSI


BEN BUNU SEVDİM


Suluboya çalışmayı,yapanın egemenliğinde boyanın suyla dansı diye tanımlarım.
Boyanın su üzerinde izlediği yolu seyretmenin nasıl bir duygu olduğunu bilir misiniz?
Kendinizi kaybetmeye ramak kalmıştır ama buna müsade etmezsiniz.Müsade ettiğiniz takdirde o yaptığınız şeyin sizden birşey olmayacağını bilirsiniz.
Yaşamalısınız.



Şu an oturduğum evi,duvarlarına beni yansıtan kendi çalışmalarımdan oluşan tablolar asarak yaşanılır ev yerine yaşadığım ev yapmak çabasındayım.
Beraberimde getirdiğim suluboya malzemelerimi çıkararak çalışmaya başladım.Çalışmaya devam ettikçe güzel şeyler ortaya çıkıyor.Ne olursa olsun çalışmadan hiç birşey olmuyor.



Sanatın hangi dalı olursa olsun içinde olmaktan çekinmemek gerek.
Sanatta sevgi vardır,güzellik vardır,özgürlük vardır,mutluluk vardır.
Tek tiplilik yoktur.En azından birilerini veya kurumları korumak için önüne yatmak ihtiyacı duyacağınız şeyler yaşamazsınız.
"Çocuk istismarı" gibi önemli bir olayı "önüne yatmak" lafını öne çıkararak unutturmaya çalışmaya kimsenin hakkı yoktur."Önüne yatmak" lafı üzerine ortalığı yıkanlarla,ceplerle dolu kıyafeti üzerine çarşaf dolayarak kefen duygu sömürüsü yapanları eşdeğer buluyorum.
Ah keşke bu insanlar (devlet kademelerinde görev alanlar ve politikacılar da dahil olmak üzere) "çocuk istismarı" nda da aynı taşkınlığı gösterselerdi.


Portrelerden oluşan yeni suluboya çalışmalarımdan bazılarını paylaşıyorum.
Çalışmalara son hızla devam ediyorum.
Bunların bazıları çerçeveye girip duvarımı süsleyecek.
(Bu örneklerden ilk baştakini sevdim.)


NOT :
Fotoğraflar bana aittir.
Fotoğraflarda ki suluboya portre çalışmaları da bana aittir.

7 Nisan 2016 Perşembe

RESSAM TAMER ŞAHİNOĞLU


BODRUM'DA GÜZEL BİR SERGİ

Sizleri Bodrum Sanat Galerisi'nde sergilenen ressam Tamer Şahinoğlu'nun "Doğaya Dönüş" isimli kişisel sergisinden haberdar etmek istiyorum.Yolunuzu düşürün ve gezin derim.İnanın galerinin yakınından hergün geçiyorsunuzdur.Meyhaneciler sokağına manavcıların bulunduğu kısımdan değil de diğer taraftan girdiğinizde biraz ilerde sağda ki  ilk sokak.

Bodrum'da yaşadığını öğrendiğim ressam Tamer Şahinoğlu'nun sergisinde 13 tuval üzerine akrilik ve 37 kağıt üzerine suluboya resmi sergileniyor. Şahinoğlu,bizlere cömert davranan doğaya dikkat çekmek istediğini söylüyor.Doğanın önemini eserlerinde çok güzel vurgulamış.

Sergi 23 Nisan tarihine kadar açık kalacak.

NOT : Fotoğraflar bana aittir.


27 Mart 2016 Pazar

MUTLULUĞUN RESMİ


KAĞIT,BOYA,FIRÇA VE SU

             Kaldı işte; çayımız bardakta. Çocukluğumuz sokaklarda. Mutluluğumuz kursağımızda. Sevdiklerimiz uzaklarda. Gülüşlerimiz fotoğraflarda…
Cemal Süreya



Temmuz 2015 e emekli olarak girdim.
O kadar yılın yorgunluğunu bir kaç ay hiç bir şey yapmadan geçirdim.
"Yan gel yat beleş Osman" misali.
Arada doğayla başbaşa kalmak için yakın yerleri gezmek için yerimden kıpırdadım.
Sonrası Bodrum'da yaşayacağım evi buldum derken,yeğenin düğünü derken,
kullanacağım eşyaları getireyim derken bugüne kadar resime dair bir şey yapamadım.
Tembellik...

       "Benimsin” demeden önce “seninim” diyebilmeli insan. 
Cemal Süreya


Hava güzel.
Balkonumda saksılara ektiğim kokulu çiçekler.Etrafta ise kuş cıvıltıları müzik orkestrası ayarında.
Daha ne isterim Allahaşkına...
Kağıt,boya,fırça ve su.

       7 ay sonra en nihayet fırçamı elime alabildim.


Fırçada ki boyanın kağıdın üstünde ki suyla buluşmasını seyretmek...
Ne kadar kendi kontrolünüzde bir şey yapsanızda boya bildiği yolda ilerlesin istersiniz.
Siz bildiğiniz yoldan gidersiniz o bildiği yoldan bir de bakmışsınız resim bitmiş.
İşte bunun adı mutluluk.
7 ay sonra resimle buluşmamın fotoğrafı.
Aslında mutluluğun resmidir.

NOT :
Fotoğraflar bana aittir.
Fotoğraflarda ki çalışmalarım "Çiçek" ve "Portre" isimli suluboya resimlerdir.

13 Mart 2016 Pazar

AHH RESİMLERİN BİR DİLİ OLSA


DUVARDAN YAYILAN ENERJİ


Resim sanatıyla uğraşmayı seviyorum.
Tuvalin karşısına geçip elimde fırça,boyaların içerisinde kaybolmak hoşuma gidiyor.
Bu anlar dünyadan koptuğum anlardır.
Geri planda sevdiğim bir müzik çalar.
Genelde Kerem Görsev'in bir CD'si bana eşlik eder.Müziğin eşliğinde boyaların dünyasında kendime yeni bir dünya kurarken bir kenarda yudumlanmayı bekleyen bir kadeh beyaz şarap ya da viski öylece bekler.Genelde resim bittiğinde bana eşlik etmeleri hoşuma gider.Ne keyiftir ama bitmiş bir çalışmamın karşısına geçip o kadehi yavaş yavaş bitirmek.
Bu anımı kimseyle paylaşmak istemem sadece bana aittir.


Bu bloğu arada sırada da olsa ziyaret ediyorsanız resimle amatörce uğraştığımı biliyorsunuzdur.Resimlerimi kolay kolay paylaşmam.
"Turşusunu mu kuracan?"
deseler de istemediğim insana vermem.
Bir kaç tane nezaket kuralları çerçevesinde verdiğim olmuştur.
Genelde tablolarımı benden bir hatıra kalmasını düşündüğüm sevdiğim insanlara veririm.Bunların içerisinde hatıra olarak yaptığım bir tabloyu almak yerine kullandığım şemsiyeyi tercih eden bile çıkmıştır.Şimdi bu yağmurlu havalarda kullanıp kulağımı çınlatıyor mudur acaba?
Hahahahaha...


Bu yazıda paylaştığım çalışmalarım yakın zamanda evlenen yeğenim ve sevgili eşinin yaşadığı evin duvarlarını süslemesi için verdiklerimdir.Bunların içerisinde kendim için ayırdığım ama onların da aynı ihtimamı göstereceğini düşündüğüm resimlerim de var;
"Balerin çocuk","Papağanlar" gibi.
Benden,onlara hatıra...


Tablolar duvarda farklı bir enerji yayıyor sanki.

       Parka AVM yapılmasın diyen insanlara gaddarca davranışın sonucu yaşananları yansıtan seriden 3 çalışmam..

      Tuvala hapsedilmiş çalışmamın asılı olan duvardan odaya doğru yaydığı güzellik...

    Bu tablo ressam Günseli Ayan'a aittir

NOT :
Fotoğraflar bana aittir.
En altta ki tablo ressam Günseli Ayan'a diğerleri ise bana aittir.