31 Aralık 2014 Çarşamba

BODRUM MAHMUT KAPTANIN YERİ


YENİ YILI KARŞILAMAK İÇİN GÜZEL BİR MEKAN

Çarşı içerisinde gittiğim mekanlara bir tane daha ekledim;
Mahmut Kaptan'ın yeri.


Mekâna akşam erken saatlerde gittim.Amacım kimse yokken bloğumda kullanmak üzere mekânla ilgili fotoğraf çekmekti.İzin istemeye kalmadan ortalık kalabalıklaştı.Bu durumda fotoğraf çekmek hoş olmayacaktı,
ben de çekmedim.
(Mekânla ilgili fotoğrafları aşağıda ki NOT 2 de belirttiğim blogdan görebilirsiniz.) 
Ortamda ki insanların birbirlerini tanıdıkları her haliyle anlaşılıyor.Mahmut Kaptan'ın da gelen insanları tanıdığı onlarla sohbetinden belli oluyor.Yabancı gördüğü bizim masaya da gelerek samimi,sıcak bir "hoşgeldin" dedi.Yapılan kısa sohbette mekânın günün her saati açık olduğu ve bir kişinin muhakkak bulunduğunu ama servisin akşam saatlerinde başladığını söyledi.


Hafta içi gittiğim bu mekân dolu doluydu.Aslında hafta sonu da gidip bloğunu takip ettiğim insanlara bir merhaba demek ve sorularıma yanıt almak istiyordum ama ortamın güzelliği böyle bir şeyin hoş olmayacağını düşündürttü.Şahsen kendimi onların yerine koydum ve keyfini çıkarmak üzere geldiğim sevdiğim bir mekânda böyle birini çekemiyeceğimi düşündüm.Neden bir başkasına bunu yaşatayım dedim ve geldiğim günün keyfini çıkardım.


Hoş,sıcak,samimi ve içten bir ortama sahip bir meyhane.Bu meyhanenin en büyük özelliği kışın açık olması.
Kasım ayında açılıp mayıs ayı deyince kapanıyor.Benim gibi Bodrum'un kışını da seven ve Mahmut Kaptan'ın yeri ile tanışmamış insanlara tavsiye edilir.


Mekânı kolayca bulabilirsiniz.
Çarşı içerisinde TEB bankamatiğini arkanıza aldığınızda karşınızda Mahmut Kaptan'ın yerini görürsünüz.


Mutlu yıllar...

NOT 1:
Mahmut Kaptan'ın yeri ile ilgili ayrıntılı bilgiyi aşağıda ki linki tıklayarak edinebilirsiniz.



NOT 2:
Mahmut Kaptan'ın yeri ile ilgili güncel bilgileri aşağıda ki linki tıklayarak okuyabilirsiniz.Bodrum'u seviyorsanız ve onunla ilgili bilgiler edinmek istiyorsanız bu bloğu takip edebilirsiniz.Yazıları keyifle okuyacaksınızdır.


NOT 3:
Fotoğraflar bana aittir.

30 Aralık 2014 Salı

"SEVGILI HAYAT" OYUNUNA DAIR...


SEVGİLİ HAYAT


Acı ve hüzünün iç içe olduğu bir oyun.
Sahnedeki iki kişinin yaşadıklarıyla beraber içerisinde bulundukları toplumun neler yaşamış olduğunu anlamamak mümkün değil.İçim acıdı.
Müzik o anın vermiş olduğu duygu yoğunluğunun artmasına ve insanın ne bileyim sanki içine kapanmasına neden oluyor.Sanki yürek yapılanları kaldırmıyor.


Oyunculardan birinin fıçı içine girerek cephede kaybettiği asker sevgilisinden kalan değerli şeyi yok etmeye çalışması ve bunu yaparken yüzündeki acı,çok şeyi birden kaybetmek,yapmakla-yapmamak arasındaki duygu içimi acıttı.


Bazen hayat ne kadar acımasız oluyor.Oyuncular o acımasızlığı bize de yaşattılar diye düşünüyorum.


Bir yaz tatilimde Midilli adasına gitmiştim.Mübadela döneminde bu adaya gelenler yaşadıkları yerdekine benzer kurdukları sokağı görmüştüm.
Bu sokağı gören insanların onların yaşadıklarını hissetmemesi mümkün mü?Sokağın durumu herşeyi gözler önüne seriyordu.Orada duyduğum acıyı oyun izlerken de hissettim.


Emeği geçenleri kutluyorum.
Alkışınız bol olsun emi.


SEVGİLİ HAYAT


İSTANBUL DEVLET 
TİYATROLARI

Süre :Tek Perde/75 dakika

Yazar Funda Özşener
Yönetmen Metin Belgin
Dekor Tasarımı Nalan Alaylı
Giysi Tasarımı Nalan Alaylı
Işık Tasarımı Serhat Akın
Yönetmen Asistanı Aslı Büşra Sarınç

OYUNCULAR
Ebru Aytürk Evren,
Yeşim Gül

Sahne Amiri Özgür Ayaz
Kondüvit İsmail Cem Dağlı
Işık Kumanda Abdullah Basık


ADRES:

İstanbul Devlet Tiyatrosu 
Mete Cad.Necip Akar İş Merkezi 
No:26 Taksim/İstanbul 

Rezervasyon ve Toplu Satış:

Basın Tanıtım:

Öneri Dilek ve Şikayetleriniz:

Şişli Cevahir Sahnesi Gişe:

Beykoz Feridun Karakaya Sahnesi Gişe:

Harbiye Kenter Tiyatrosu:

Taksim Gişesi:

Üsküdar Tekel Sahnesi:

Küçükçekmece DT Sahnesi:

Küçük Sahne:

Fax:

e-mail:bilet@istdt.gov.tr

NOT 1: 
Fotoğraflar İstanbul Devlet Tiyatrosu'nun internet sitesinden alıntılanmıştır.
İnternet adresi:

 
NOT 2:
Mübadela günlerini anlatan güzel bir oyun da Tiyatro Pera'nın 
"ah smyrnam,güzel İzmir'im " oyunudur.2015 de oynanırsa gidin derim.Oyun üzerine yazımı aşağıda ki linkten okuyabilirsiniz;


NOT 3:
Oyun hakkında yazdıklarım eleştiri değildir.Sadece o an bana hissettirdikleridir.Bu konuda tiyatro eleştirmenlerini okumakdan çekinmeyelim.Eleştiri daha güzele ulaşabilmek için farklı bir yoldur.
Eleştiriyi yürek kaldırmalıdır.
Görünmeyeni görünür yapar.Eğer siz de bunu istiyorsanız problem yoktur.


29 Aralık 2014 Pazartesi

BODRUM'DAN RÜZGAR GİBİ GEÇTİM


YOK CANIM O KADAR DA DEĞİL

Bodrum...

Plansız proğramsız yapılan bir tatildi.
Bodrum gülerek karşıladı ve gülerek yolcu etti.Hava çok güzeldi.Hatta sahilde kısa kollu giysiyle otururken 2-3 kişi de denize giriyordu.

Mutlu olduğum yerden mutlu olarak ayrıldım.

Bodrum'da...


                  Çarşının içi sakindi.



    Gün batımının güzelliği sizi alır götürür.

         Gün doğumu ise ayrı bir güzeldir.

           Sahil boyunca anılarla beraber 
                        yürürsünüz.


        Bir görüntü size kendinizi hatırlatır.


 Renklerin dansı sizi hayâl alemine götürür.

              Bu post bensiz olur mu?
                       Olmazzzz.

NOT :
Fotoğraflar bana aittir.

21 Aralık 2014 Pazar

"ENKAZ" OYUNUNA DAİR...


ENKAZ


Farklı insanlardan hayatlarında yaşadıkları (bizlerin de çevremizde ki insanlardan ve kendi yaşadıklarımızdan şahit olduğumuz) hikayelerini dinliyoruz.Anlatıcılar bazen tek bazen birden fazla...

Keyifliydi.Bol bol güldüm.Hatta oyuncu gözüme gözünü diktiği için gülmemeye çalıştığım oldu.Çünkü kendisi acıklı durumdaydı.Yoksa kahkahalarımı ortaya saçardım.Saçtığım da oldu.
Oyuncuların seyirciyle göz teması hoşuma gitti.
Yer yer seyirciyle sohbet de hoştu.
İlk önceleri oyunun bir parçası olduğunu düşündüğümüz sohbete karşılık verilmedi ama daha sonra karşılıklı konuşma keyifli ve eğlenceli anlar yaşattı.


Bakıcısı ve sonrası kocasına...
Hay Allah o manyak neydi öyle ya.
Her an saldıracak gibi.
İzleyici üzerinde gezdirdiği gözleriyle fiziken olmasa da yapacağını yaptı diyorum.
Hahahaha Hahahaha

"Hayatları bitmeden kendileri biten 10 sıradan insanın,10 sıradan hikayesi.Benim,senin,onun,bizim,sizin,onların hikayesi..." 

Emeği geçenleri kutluyor,alkışlarının daim olmasını diliyorum...

Tiyatrolar hep böyle dolu dolu olsun emi...


ENKAZ


CRAFT TİYATRO

Süre :Tek perde/80 dakika

yazan.                      :Neil LaBute
uyarlayan.              :Ezgi Esma Kürklü
yöneten.                  :Çağ Çalışkur
yardımcı yönetmen: Okan Başar Bahar
şarkı.                         :OzBi
fotoğraf.                  :Ege İşlek
proje ekibi.               :Çağdaş Dilber,
Dalya Kilimci,Benan Özkaya

OYNAYANLAR :
Berrin Şeker Civil, 
Olgu Baran Kubilay,
Ümit Yaşar, 
Gözde Kansu,
İbrahim Aslan, 
Ece Yüksel,
Erdeniz Kurucan,
Lesli Karavil,
Onur Dursun,
İrem Deniz

ADRES :

Craft Tiyatro
Pürtelaş Mah. Mebusan Yokuşu No:15 Kat:6 Fındıklı,
34427 Beyoğlu / İstanbul






NOT1 :
Fotoğraflar Ceaft Tiyatro'nun aşağıdaki internet sitesinden alıntılanmıştır.


NOT 2:
Oyun hakkında yazdıklarım eleştiri değildir.Sadece o an bana hissettirdikleridir.Bu konuda tiyatro eleştirmenlerini okumakdan çekinmeyelim.Eleştiri daha güzele ulaşabilmek için farklı bir yoldur.
Eleştiriyi yürek kaldırmalıdır.
Görünmeyeni görünür yapar.Eğer siz de bunu istiyorsanız problem yoktur.

19 Aralık 2014 Cuma

ELİMİ UZATTIM (ÖYKÜ 28)


HAVADA KALDI


Yıllar öncesine gittim.
Taa 1998 yıllarına.
O yılı arkadaşlarla bir yerde eğlenceyle karşılaşayacağız.Bir kaç gün öncesi gelemiyeceğimi belirtmek üzere telefon ediyorum.Israr etselerde gelemiyeceğimi ısrarla belirtiyorum.Esasında ben de gitmek istiyorum ama babam için gitmiyorum.Gözle görünen bir şey yok ama iyi değil.Bunu hissediyoruz.
Yılbaşı olması ve çoğu hastanede çalışanların tatile çıkması bizim için kötü.Yılbaşının geçmesini bekliyoruz.

Yeni yılın ilk günleri...
Babam hastanede,gözetim altında.
Hastanede geçen acılı ama bir o kadar da sessiz saatler.Koridorlarında bir oraya bir buraya koşuşturma.
Bu esnada babam kulağıma fısıldıyor;
"tuvalete gitmem gerek diyor."
Arabanın üzerinde yatan ve kalkacak durumda olmayan babama;
"aman baba düşündüğün şeye bak.
Bırak,ilerisini gerisini düşünme,rahat ol."
diyorum.
Rahatladığı yüzünden belli oluyor.
Memnun oluyorum ama gördüğüm manzara beni ürkütüyor.
Üzülüyorum,yüzümü bir karanlık kaplıyor.Kimseyle konuşmak istemiyorum.O arada yanımızda bize eşlik eden hastane görevlisiyle birlikte asansöre koşturuyoruz.
Bilmem kaçıncı kata çıkıyoruz.
Evinden acilen çağrılan doktor kapıda bizi bekliyor.Ağzına bir şeyler sokulmak isteniyor.O istemiyor.
"Baba bütün bunlar senin sağlığın için.
Doktorlara yardımcı ol lütfen."
diyorum.
Sessiz,uysal bir şekilde her denileni uyguluyor.Birden bir şeyler oluyor,
bizi odadan dışarı çıkarıyorlar.
Oradan koşturarak yoğun bakıma alıyorlar.Biz sadece seyrediyoruz.
Yoğun bakımdayken bir kere içeri kabul ediliyorum.Yüzünde bir tebessümle beni karşılıyor.Birdenbire fenalaşıyor.
O an bulunan doktorlar müdahale ederken çağrılan diğerleri geliyor.
Beni odanın dışına alıyorlar.
O an ki çaresizliğim,acım,
üzüntüm...

Ahhhhh....

Bekleyiş...
Ne kadar uzun sürüyor.
Yerimde duramıyorum.
Kapıdan her çıkanın bize haber getirmesini bekliyoruz.
En sonunda biri bizim için geliyor;
"kaybettik."
Yüreğimden acılı bir kuş uçuyor.
Yüreğim kanıyor...
Ne yapacağımı bilmiyorum nasıl davranacağımı da.
İçim nasıl acıyor,ağlayamıyorum.
Etrafımdakilere destek olmak istiyorum olamıyorum.
Bağırmak istiyorum bağıramıyorum.

Ahhhhh...

Mutfaktayım...
Pencereye yaklaşıp perdeyi araladım.
Sokakta birikmiş kalabalığa baktım.
Burada bulunmaması gereken insanlar yüzüne üzüntüyü ifade edecek bir maske takarak kalabalığın içerisine karışmış.
Kimisi evin içinde.
Bir çok üzüntüye neden olan bu  insanlar üzüntünüzü paylaşmak için gelmiş.
Pehhh.Ne kadar sahte.
Sahte olduğu kadar da göstermelik.
İlk önce evdekileri sonra da aşağıda ki bu insanları kovalamayı ne kadar isterdim.Yapamadım.
Bu insanları son görüşümdü,bir daha görmek için hiç çabam olmadı.
Bana acımı hatırlatacak bu insanları neden görmek isteyeyim ki?

Ben öldüğümde böyle bir ortam içinde olmak istemem.Sürekli kalacağım yere gitmeden önce bulunduğum odada sevdiğim insanlarla olmak isterim.
Bir köşede sevdiğim bir Türk Sanat Müziği şarkısı "ömrümüzün son demi" Bülent Ersoy ya da Muazzez Abacı'nın sesinden çalıyor olur.
Bir insanı sevdiği ve yapılmasını istediği bir şeyle anmak kadar güzel şey var mı?
Çalsın,hep çalsın emi insanlar ne diyor diye düşünmeksizin.
Zaten hayatımın büyük kısmını bu insanlar ne der diye heba etmedim mi?

Son yolculuğumda ise sadece sevdiğim insanların omuzlarında olmak isterim.
Kalabalık istemem.
Sadece sevdiklerimle orada baş başa bulunmak isterim.
Sessizliğimizi,o an düşündüklerimizi ya da düşünmek istediklerimizi gereksiz biri bozmasın.Orayı kahkahalarım nasıl inletecektir.Siz de eşlik edin olur mu?

Abim,babamın cenazesine yetişemediği için gömüleceği çukura ben inmiş onu incitmeden olduğu yere öylece yatırmıştım.
Ne kadar acı,ne kadar üzüntü verici...
O an aklımdan neler geçmedi ki.
Ağlamak istedim ama ağlayamadım.
Düşündüklerim öyle sarmalamıştı ki beni orada avazım çıktığınca bağırmak istemiştim.Bağıramadım.
Çığlıklarım içimde yankılanırken yanaklarımdan akmayan damlalar içimi yakarak   akıyordu.
Eve geldiğimdeki halimi hatırlıyorum da...
Bu kapıların ardından bir daha o çıkmayacaktı.
Bu bahçe bir daha onu görmeyecekti.
Bu sokak onun adımlarından mahrumdu.
Sonraki yıllarda evi sattık,başka bir semtten bir apartman dairesi satın aldık.
Halam ev için
"Babanın hatırasıydı..."
demişti.
O insanın hatırası illa yaşadığı o evde devam edecek diye bir şey söz konusu değildi ki.
Her zaman her yerde bizlerle.

Uzun yıllar mezarına gidememiştim.
Ahhh o acı,üzüntü,düşünceler,
düşünceler,düşünceler...
Yıllar sonra kendimi mezarın bir köşesinde otururken buldum.
Elimi uzattım.Havada kaldı.
İçimde oradan oraya savruluşum,
çaresizliğim...
Konuştum..Güzel şeyler anlattım.
Sonra bildiğim dualardan okuyup
"hoşçakal"
deyip ayrıldım.

Benim için bir çok güzel değişikliklerin olacağı 2015 yılına gülerek,mutlulukla ve isteklerimin gerçekleşmesini dileyerek sevdiğim insanlarla beraber gireceğim.
Geride bırakacağımız anları güzelleştirmek bizlerin elinde.
Anılar,anılar...

Bir TV dizisinde jön karşısında ki insana
"Yaşam,yaşadıkların değil yaşadıklarından kalan güzel hatıralardır."
demişti.
Ne kadar doğru.
O hatıraları güzelleştiren ise o anı yaşayanlardır.

NOT :
Öyküme konu olan resim,yağlıboya portre çalışmamdır.





16 Aralık 2014 Salı

ZEKİ MÜREN


HAYAT HİKAYESİ

Bodrum öncesi Zeki Müren şarkılarını benimle dinlemek ister misiniz?Buyurun;


6 Aralık 1931 tarihinde Bursa’da doğdu. Bursa'da başladığı orta öğrenimini İstanbul'da Boğaziçi Lisesi'nde tamamladı. İstanbul'da Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nin Yüksek Süsleme Bölümü Sabih Gözen atölyesinden mezun oldu. Desen çalışmalarını öğrencilik yıllarından başlayarak pekçok kez sergiledi.


Zeki Müren, Bursa'da tamburi İzzet Gerçeker'den aldığı solfej ve usul dersleriyle musiki bilgileri öğrenmeye başladı. 1949'da, Boğaziçi Lisesi'nde okurken Agopos Efendi (sinema yönetmeni ve senaryo yazan Arşavir Alyanak'ın babası) ile udi Kirkor'dan aldığı derslerle de musiki eğitimini sürdü. Daha sonra, fasıl musikisini iyi bilen ve geniş bir repertuvarı olan Şerif İçli'den çeşitli eserler meşk etti; Refik Fersan'dan, Sadi Işılay'dan, Kadri Şençalar'dan yararlandı.


1950'de sınavla İstanbul Radyosu'na girdi. İstanbul Radyosu’nda 1951'de, canlı olarak yayımlanan bir programda ilk radyo konserini verdi ve bu konseri çok beğenildi. Bundan sonra Türkiye radyolarında düzenli olarak okumaya başladı. Radyo programları on beş yıl sürdü, bunların çoğu canlı yayın programlarıydı. Müren bundan sonra kendini daha çok sahne ve plak çalışmalarına verdi. 


Zeki Müren 600'ü aşkın plak, kaset, CD doldurdu. Plağa okuduğu ilk şarkı Şükrü Tunar'ın "Bir muhabbet kuşu" güfteli şarkısıdır. Müren 1955'te, "Manolyam" adlı şarkısıyla Türkiye'de ilk kez verilen Altın Plak Ödülü'nü kazandı. Zeki Müren Türkiye'de en çok konser veren ses sanatçısıdır. Bir yılda yüz konser verdiği dönemler olmuştur. 
İki yüz dolayında şarkı besteledi. On yedi yaşındayken bestelediği "Zehretme hayatı bana cânânım" mısraıyla başlayan acemkürdi şarkı bestelediği ilk şarkıdır. "Şimdi uzaklardasın gönül hicranla doldu" (suzinâk), "Manolyam" (kürdilihicazkâr), "Bir demet yasemen" (nihavend), "Gözlerinin içine başka hayal girmesin" (nihavend) güfteli şarkıları sık sık okunan, en sevilen şarkılarıdır. 


Zeki Müren 1954'te Beklenen Şarkı adlı filmde sinema oyunculuğuna başladı. Büyük bir ticari başarı kazanan bu filmden sonra şarkılarının çoğunu kendisinin bestelediği on sekiz filmde daha oynadı. 1955'te de Arena Tiyatrosu'nca sahneye koyulan Çay ve Sempati adlı oyunda da baş roldeki oyuncuydu. Ayrıca 'Bıldırcın Yağmuru' isimli bir şiir kitabı da vardır.


Zeki Müren kalp rahatsızlığı ve şeker hastalığı yüzünden 1980'den sonra sahne hayatından ve musikiden uzaklaştı. Bodrum'daki evine kapandı, münzevi bir hayat yaşadı. 24 Eylül 1996 Çarşamba günü, TRT İzmir Televizyonu'nda kendisi için düzenlenen tören sırasında geçirdiği kalp krizi sonucu öldü. Mezarı, doğum yeri olan Bursa'da Emir Sultan Mezarlığındadır.


Şarkıları dinleme durumu...
Afiyet olsun.Hadi bakalım iyi dinlemeler...

Bir tatlı tebessüm
Bir muhabbet kuşu

Sen hep beni mazideki halimle tanırsın

Rüzgar kırdı dalımı

Ben küskünüm feleğe

Pişman olurda bir gün

Saklı radyo kayıtları(güzel Türk Sanat Müziği şarkıları)

Aylar geçiyor sen bana hâlâ geleceksin ile başlayıp arka arkaya okunan güzel şarkılar

Hayat bazen tatlıdır

Yorgunum

Kahır mektubu

NOT1:
Zeki Müren'in hayat hikayesi aşağıdaki internet sitesinden alıntılanmıştır.
NOT2 :
Fotoğraflar internet sitelerinden alıntılanmıştır.

NOT3 .
Sevdiğim Zeki Müren şarkılarını "youtube" proğramından paylaşıyorum.

NOT4 :
Zeki Müren müzesini aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz;