12 Temmuz 2017 Çarşamba

İKİ KADIN


YAĞLIBOYA ÇALIŞMAM


Bodrum'da yaşamaya başladığımdan beri yağlıboya hiç çalışmamış, suluboya portre çalışmalarla yetinmiştim. Tercihimi bu yönde kullanmam balkonda rahat çalışmamdan kaynaklanıyordu. Yer olarak masa yeterliydi. 
Bu kış yağlıboya çalışmak istedim ve yukarıdaki çalışmanın taslağını hazırladım. Ayakta çalıştığımdan ortam rahat hareket edeceğim bir yer olmalı. Çiçek saksılarının kuşattığı balkon bana bu ortamı sağlayamadı. İçeride çalışmak ise sıktı. Bu durum bana bahçe katında oturmam gerekliliğini düşündürdü. Tabii şu an oturduğum yerdeki gibi bir bahçeden de bahsetmiyorum. Ağaç ve çiçeklerin ekili olduğu yerler dışında çoğunlukla beton. Ben bahçe gibi bahçeden bahsediyorum. Saksılara değil de toprağa çiçek ekebildiğim bahçeden. Her neyse "İKİ KADIN" isimli çalışmamı içim darala darala, sıkıla sıkıla anca bitirdim. 

NOT :
Fotoğraf bana aittir.
"İKİ KADIN" isimli yağlıboya çalışmamın fotoğrafıdır.


21 Haziran 2017 Çarşamba

HER YER KALABALIK


BEN İSE EVDEYİM

                     Kumbahçe 
                     Gümüşlük
                      Gümüşlük
                      Türkbükü

Bayram yaklaştı ya Bodrum kalabalıklaştı. 
Gerçi diğer zamanlarda da gözle görülecek bir kalabalık söz konusu artık. 
Bodrum'a gelenler bilir, girişi ile marina arasında ki  yolda trafik yaz-kış yoğundur. 
O yola giriyorsan acelen olamaz, bir yere yetişmek için gaza basman söz konusu olamaz, hele hele korna çalarak iki etrafı rahatsız etmek hiç olmaz. Sanki korna çalınca arabalar hareket etmeye başlıyor. 


                      Bodrum birası
                      Maya AZUCENA


Bu tarz aptal insanlar böyle tatil günlerinde daha bir artıyor. Paralelinde mekanları satın almışcasına davranan görgüsüz insanlar çoğalıyor. Bu durumlarda çoğunlukla dışarıya çıkmamayı yeğliyorum. Ya da kendimi Bodrum gecesine bırakır, kendi eğlenceme teslim olurum. 

                            Akyarlar 
              Giritli teyzenin yeri (İçmeler)
                           Ev hali

Kalabalık beni bunaltıyor. 
Dolayısıyla tenha yerlere atıyorum kendimi ya da havuz kenarında iPad'tan dergilerimi okuyarak güneşleniyorum. Sessiz, sakin ve güzel. 




Gündüz acıkan kediler ziyaretime geliyor. 
Onlarla meşgul oluyorum. 
Minnoşumun dışında balkonumu mekan tutan iki kardeş kedi var. İkisi de çok tatlı.
Minnoş bunlara alıştı, küsüp gitmiyor artık. 





Sitenin iki de bir hamile olan kedisi komşumun önayak olmasıyla torba barınak tarafından kısırlaştırıldı. Yavrular 3 ayı doldurmak üzere. 



Hayvan sevgisi bir başkaymış.
Kedileri gördükçe içim acıyor. Yaz bitiminde Bodrum sokaklarında bırakılmış bir çok güzel kedi-köpek olacak. Kimisi sokak hayatına uyum sağlayacak kimisi ölüp gidecek. Şu aralar ortalıkta bir çok yavru kedi var. Ürkek ve korkuyorlar. Gözleri kapanmak üzere olan bir tanesini kurtardık. Çoğunluğu kaçıyor. Bir yerlerde ölümünü bekleyecek. Ne diyelim doğanın kanunu. Yavrucakların kimseye zararı yok ama rahatsız olan oluyor. Canlılar içerisinde en zararlı olanı insan. İki etrafınıza bakmanız yeterli. 

                           Minnoş
                            Yaman
                            Püsküllü

Ben minnoşumla, yamanımla, püsküllümle mutluyum. Onlar bana sevgilerini veriyor ben de onlara. Önlerine bir kap mama koy yeterli. 
Sokak kedilerine mama veriyorsanız ve size alıştılarsa eğer, önce sevgi istiyorlar, mama sonra geliyor.



Bu ara  iki yılın ardından yağlıboya resim çalışmaya başladım. Özlemişim. Tamamlanmadı ama şu an ki durumunu paylaşayım istedim. 

NOT :
Fotoğraflar bana aittir.


12 Mayıs 2017 Cuma

GEÇEN AYDAN


DÜŞÜNDÜKLERİM


Referandum öncesi evet oyu kullanılmasını isteyen siyasetçilerin ve ülkenin her vatandaşını kucaklaması gereken makam sahiplerinin hayır oyu kullanan vatandaşlarını suçladıkları şeylerden dolayı özür borçları var.
Evet bu insanların vatandaşlarından özür dilemesini bekliyorum. Aynı şeyleri 2019 seçimlerinde de umarım yapmazlar. Zaman kaybetmeden hemen uyum içinde çalışan MHP ve AKP bir araya gelip siyasi partiler ve seçim yasasını değiştirmeli. 
Milletvekillerini parti genel başkanları değil halk seçmeli. Şu an halk sadece parti lehine oy kullanmış oluyor. 
Gerçi bundan sonraki seçimlerde seçilen milletvekillerinin bir fonksiyonu kalmıyor ama olsun. Şimdi nasıl "KHK" lerle yönetiliyorsak aynen devam edilecek. Şu, bu, o anayasaya aykırı diye dillendiriliyor ama dinleyen kim? 
Kişilerin demokrasi ya da hukuk anlayışı değil evrensel demokrasi ve hukuk uygulanmalı. 
Bu arada parlementer sistemi referandum süresince (ki öncesinde de) yerden yere vuran
Başbakan'ın görevinden istifa edip 2019 seçimlerine kadar yerini başkasına devretmeli diye düşünüyorum. Gerçi bu sistemi kötüleyen birinin  niye Başbakan olmayı kabul ettiğini de anlamıyorum ya. 
Herhal 2019 da Cumhurbaşkanlığına aday olacak diyorum. 
Yoksa parlementer sistemin tıkanıklığını çözecek her olanağı elinde bulunduran bir insan bunun için neden bir şey yapmasın ki.

Başbakan bir konuşmasında ülkeyi yönetenlerin yargılanmasının zorlaştırılmasını ülke için yapılanların daha rahat, korkusuzca yapılması için diye tanımladı (aşağı yukarı böyle). 
Yanlış hatırlamıyorsam kanunsuz dinlemeler ayyuka çıktığında ve insanlar dinleniyorum diye seslerini yükselttiklerinde "yanlış bir şey yapmıyorsan dinlenmekten niye korkuyorsun?" gibi bir laf etmişti. Buradan yola çıkarak ülkenin yararına bir şey yapan insanın yargılanmaktan korkusu olmamalı. Dolayısıyla yargılama zorlaştırma yerine daha kolay hale getirilmelidir. 
Birinci kural olarak ülkenin yargısı bağımsız hale getirilmeli, siyasi otoritenin etkisinin olmayacağı bir sistem olmalı. Kanunlar açık ve net olmalı. 
Kişilere göre farklı farklı yorumu olmamalı. 
Aksi halde adalete olan güven her geçen gün azalmaya devam eder. Adalete güvenin olmadığı bir yerde ise kargaşa söz konusudur.

Son olarak her makamın saygınlığı vardır ve her insan da saygı duyar (duymalı) . Makama oturan kişinin saygınlığını ise makam değil kendi yaptıkları sağlar. 

NOT :
Konuya eşlik eden fotoğraf suluboya çalışmamdır.

18 Nisan 2017 Salı

BAHAR GELDİ


BAHÇE VE BALKONUM ÇİÇEK AÇTI




İki etraftan çiçek kokuları yayılmaya başladı.
Böyle bir ortamda yürüyüş yapmanın keyfini anlatamam.Zaman zaman yürüyüşüme ara verip bahçelerden sarkıp sokağa kokusunu salan çiçeklerle ruhumu güzelleştiririm.
Görüntü ve koku uzun süre belleğimde yerini alır.
Yürüyüşün sonunda ise bunlara mavinin her tür tonunu barındıran deniz ve bira eşlik eder.







Balkonumda ki her bir saksı da çiçek açtı.
Saksılar arasında kimi zaman minnoşum kimi zaman da ziyaretime gelen diğer kediler eşliğinde şarap içmeyi seviyorum.Resim çalışırken şimdilik hiç biri rahatsız etmiyor.


NOT :
Fotoğraflar bana aittir.

14 Mart 2017 Salı

ARKADAŞIM GÜLE GÜLE


ARKADAŞIM GÜLE GÜLE


Aziz'in;
"Arkadaşlar Sezai'yi maalesef kaybettik. 
Hepimizin başı sağ olsun."
mesajıyla allak bullak oldum.
Cahit Külebi'nin "hikaye" şiirini onunla bildim ve beraberinde bir çok şiiri.
Şiiri bana sevdirdi.O ve Aziz...
O yıllar Aziz Nesin,İlhan Selçuk,Oktay Akbal ve bir çok sevdiğim yazarı görüp bir merhaba demişsem ve adıma imzalı kitap almışsam bunların etkisi olmuştur.Böyle arkadaşlara sahip olmak ne hoş.
Sezai'nin üniversiteden mezun olduktan sonra Amerika'ya gittiğini biliyorum.
Ne yazık ki daha sonraları görüşemedik.
İki etrafımdaki insanlar da doyurucu haberler veremedi.Onlar da duyduklarını aktardı.

Daha çok gençtin be Sezai.
Her erken gidiş hayatta olanların beklenmedik bir zamanda gideceğini hatırlatıyor bana.
Her iki taraf için de üzücü.
Erken gitmek...
Aniden gitmek...

O kesik kesik gülüşün hala kulaklarımda...
Sevgiyle kucaklıyorum.
Güle güle arkadaşım.


NOT1 :
Diğer arkadaşlarımdan Sezai'nin akciğer kanserinden vefat ettiğini öğrendim.

NOT2 :
Her kitap satın aldığımda içinde muhakkak şiir kitabı olur.Şiir kitabı yoksa bir eksiklik hissederim.
Sevdiğin insanın yanında olmasını istersin ya aynı onun gibi.Bundan sonra her şiir kitabı alışımda seni anmadan geçmeyeceğim arkadaşım.

Cahit Külebi'nin "hikaye" isimli şiirini arkadaşımın anısına sizlerle paylaşmak istiyorum.

Hikaye

Senin dudakların pembe 
Ellerin beyaz, 
Al tut ellerimi bebek 
Tut biraz! 

Benim doğduğum köylerde 
Ceviz ağaçları yoktu, 
Ben bu yüzden serinliğe hasretim 
Okşa biraz! 

Benim doğduğum köylerde 
Buğday tarlaları yoktu, 
Dağıt saçlarını bebek 
Savur biraz! 

Benim doğduğum köyleri 
Akşamları eşkıyalar basardı. 
Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem 
Konuş biraz! 

Benim doğduğum köylerde 
Şimal rüzgarları eserdi, 
Ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır 
Öp biraz! 

Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin! 
Benim doğduğum köyler de güzeldi, 
Sen de anlat doğduğun yerleri, 
Anlat biraz

CAHİT KÜLEBİ


(Şiirler ne kadar uzun olursa olsun ezberden okurdu.Ah arkadaşım ahh.)

 





28 Şubat 2017 Salı

HAYAT ORADA

HAYAT ORADA


1
işte hayat orada.
elini uzat.

2
sadece seyredeceğim.
bu benim seçimim.

3
oysa bir zamanlar hayatın içinde
neler neler yaşandı.
aşk,sevgi,tutku,arkadaşlık,dostluk,yalan,dolan...

yaşananlar insan hayatını şekillendirir.

4
hayatına aldığın insanı bir çırpıda hayatından atabilirsin.

onlar beni anlamadı ben de onları.

5
belki de gerçek yüzümüzü görmek istemedik.
gördüğümüz anda da büyü bozuldu.
artık hiç bir şey eskisi gibi değildi.
çabalamak da hiç bir şeyi değiştirmiyordu.

arkamı döndüm ve çekip gittim.
oynamak bana göre değildi.

6



NOT :
Fotoğraflar bana aittir  ve ikisi de suluboya portre çalışmamdır.