28 Ocak 2015 Çarşamba

"CADI KAZANI" OYUNUNA DAİR...


CADI KAZANI


Hafta içi yorucu bir çalışma geçirdiğim için dışarıya çıkmaktan ziyade evimde dinlenmeyi tercih ediyorum.Hafta sonu "cadı kazanı" oyununun pazar günü oynanacağını duyunca hemen proğramımı yaptım.
İzlemek istediğim bu oyuna gitmeliydim ve gittim.


Yıllar önce yazılan bir oyun günümüze nasıl da uyuyor.
Adeta bugün için yazılmış gibi.
Günümüzü bir başka zamanda izledim.İktidar ve iktidara sahip insanların yaptıkları hangi dönemde olursa olsun birbirinin aynısı.
İktidar nasıl bir şey ki insanın gözünü kör ediyor ve kendi çıkarı herşeyin önüne geçiyor.Aynı şey iktidarın etrafındaki herkes içinde geçerli.
Hay Allah şu an aklıma nerden geldiyse anayasa proföseri Burhan Kuzu geldi.De git Allah aşkına.
En azından bir tiyatro oyununun içinde olma yahu!


A. Miller,günümüz Türkiye'sini düşünerek mi bu oyunu yazmış?


Kalabalık bir oyuncu kadrosuna sahip.Genç oyuncularla usta oyuncular aynı sahnede.
Kimi sahnelerde güldük ama sanki orada böyle bir şey olmamalıydı diye düşünmekten de kendimi alıkoyamadım.O sahnelerde bir tutukluluk var gibiydi.Söylenecek cümleler mi unutuluyordu acaba?


İktidardaki insanların güçlerini kendi çıkarları uğruna nasıl kullandıklarını göstermesi açısından güzel bir oyun.
Hem geçmişi hem de bugünü keyifle izledim.Korku,yıldırma adını ne koyarsanız koyun iktidarda olanların gerçekleştirebileceği yöntemlerden.
Bu da yabancısı olmadığımız bir ortam,yöntem.İzleyin derim.


Emeği geçenleri kutluyorum.
Alkışınız her zaman böyle dolu dolu olsun emi.

"Cennetle cehennem bizim sırtımızda oynuyor.Her şey ortada.
Şimdi artık çıplağız.Çırılçıplak"

"İnsan bazan Allah'ı uykuda sanır,uyumaz oysa.O herşeyi ama herşeyi görür."

"Yanıyor,alev alev yanıyor dünya!Şeytanın ayak seslerini duyuyorum!"

TİYATRO TATAVLA


CADI KAZANI

Süre :2 Perde/Ara dahil 2 saat

Yazan :Arthur Miller
Çeviren :Sabahattin Eyüboğlu/
Vedat Günyol

Yöneten :Eraslan Sağlam

Müzik :Altuğ Kutluğ
Dekor :Cihan Aşar
Kostüm :Hüseyin Özay
Işık :Koray Erhan Doğrul
Koreografi :Ömer Akgüllü

OYUNCULAR
İrem Erkaya
Hande Eleman
Elif Öztürk
Yeşim Gül
Gülnara Golavina
Şebnem Usanmaz
Erhan Özkoç
Erhan Tuna
Ayhan Sümercan
Hürol Balakoğlu
Yasemin Yeşilgöz
Kaan Songün
Ömer Akgüllü
Tuba Zehra Sağlam
Ersan Uysal

TATAVLA SAHNE

ADRES :
Firuzağa Mah.
Taktaki Yokuşu,No: 2B Cihangir
Beyoğlu/İstanbul

Telefon : 
0538 371 87 92


NOT 1: 
Fotoğraflar Tiyatro Tatavla'nın  internet sitesinden alıntılanmıştır.
İnternet adresi:


NOT 2:
Oyun hakkında yazdıklarım eleştiri değildir.Sadece o an bana hissettirdikleridir.Bu konuda tiyatro eleştirmenlerini okumakdan çekinmeyelim.Eleştiri daha güzele ulaşabilmek için farklı bir yoldur.
Eleştiriyi yürek kaldırmalıdır.
Görünmeyeni görünür yapar.Eğer siz de bunu istiyorsanız problem yoktur.

22 Ocak 2015 Perşembe

BODRUM'DAN MİKANOS'A TAŞ SOKAKLAR


YARIN NE İLE KARŞILAŞACAĞIMIZI BİLMİYORUZ

      Bu taş yollar neden korunmaz ki?

    Bu güzelliği o taşları kaldırsanız bulabilir misiniz?

Eski korunsun istiyorum...
Özellikleri kaybolmasın,restore edilerek gelecek nesillere aktarılsın istiyorum.

Bu yollar da bir zamanlar taştı ve öyle daha güzeldi.

Tarihi mekanlarda dolaşırken buraların bir zamanlar yaşam dolu olduğunu düşünür hayallere dalarım.
Yıllara direnmiş o taşlara elimi sürerim.Zıplayıp,koşarak sokaklarda gezinen çocukların  elini duvara sürmesini hatırlatır.Bilmem belki ben de çocukluğuma yolculuk yapıyorumdur.Zaman yolculuğu...

           Utanmasalar asfalt dökerler

Bodrum'u yansıtan o eski taş yollarında yürümek ayrı bir keyif.
Neden değiştirirler anlamakta zorlanırım.Fotoğraflara göz gezdirin hangi durumda güzel kendiniz karar verin.Utanmasalar asfalt dökecekler.

Komşumuz taşları kaldırmayı düşünmemiş

Mikanos Adasının sokaklarında taş yollarda yürümek güzeldi.
Düzenlemişler ama taştan vazgeçmemişler.Hangi sokağa girerseniz girin taş yollar sizi karşılıyor.

Taş sokakların oluşturduğu labirentte dolanıp duruyorsunuz.

Otel yapılmasına da müsade edilmiyormuş fiyatın düşmesine sebebiyet verir diye.Bizde de Bodrum'un girişinde yeşilleri tırpanlanmış adanın üstünde yükselen o iğrenç oteli görmeniz mümkün.Kaç senedir öylece duran bina bu sene bir şeyler olacağa benziyor.

Taş sokaklarında yürüyen ben kendimi bulmuş gibiyim.

Her şeyde olduğu gibi turizmde de belli bir politika yok.Hükümetlere hatta bakanlara göre her şey değişebilir.Elimizdeki güzellikleri nasıl da yok etmeyi seviyoruz.

Her şey para.
Günümüz gerçeği;
İşin ucunda para varsa satılmayacak şey yoktur...

NOT :Fotoğraflar bana aittir.

19 Ocak 2015 Pazartesi

"TATMİNKAR ÖDÜL" OYUNUNA DAİR...


TATMİNKÂR ÖDÜL


Terkedilmiş bir gökdelenin 33. katında bir kadın.Tek başına.Yerinde duramıyor,sıkılmış gibi.Camın önünde dışarıyı seyrediyor.Kapıyı açıp seyrettiği dışarıya çıkmaktan ziyade oradan yalnızlığını giderecek birilerini bekliyor gibi.Kadının durumu içimi acıttı.Günümüzde de itilmek istenen nokta bu değil mi?Eve hapsedilmek,
yalnızlığıyla baş başa bırakılmak.


Kadın yalnızlığını bir takım oyunlarla gidermeye çalışıyor.Binanın girişine astığı ilanla bu oyunun erkek kahramanını arıyor.
Erkek kahramanın ise verilecek ödül için yapmayacağı şey yok gibi.İşini yapıp bir an önce ödülünü alma çabasında.
Dışarıda bir yerde hayatını sürdürdüğü yere dönmek istiyor.

Kahramanlardan biri karşısındaki insanın gitmemesi için diğeri ise ödülünü alıp gitmek için elinden geleni yapıyor.Her iki durum da bana yalnızlığı çağrıştırdı.Sanki biri yalnız kalmamak için diğeri ise bir an önce yalnızlığına kavuşmak için çabalıyordu.Bunlar yaşanırken içerisinde bulundukları korku duygusunu da güzel verdiler.
Tek başına kalma/Gidememe...


Kadın oyuncu sonlara doğru ani duygu değişimlerini o kadar güzel yaşattı ki bayıldım.
Adamla yaşadığı oyunda söyledikleri bazı şeylerin yalan olacağını vurgulayıp yeni şeyler anlatması,işin çığırından çıkıp birbirlerine bağırmaları ne bileyim sanki orada karı-koca kavgasının ortasındayız  hissi uyandırdı.Biri bir an önce gitmek istiyor diğeri onun gitmemesi için her yola başvuruyor.
Sonuç değişiyor mu?


33. katta iki insanın yaşadıklarını izlerken kimi yerlerde insanın kendini sorgulamaması mümkün değil.
Kendinize fırsat yaratın nerede oynanıyorsa gidip izleyin.

Emeği geçenleri kutluyorum.
Alkışınız bol olsun emi.

TİYATRO AŞHK


TATMİNKAR ÖDÜL

 Süre :Tek Perde/75 dakika

Tiyatro AŞHK Sanat Yönetmeni :
HÜSEYİN KÖROĞLU

Yazan :CAROLE FRECHETTE

Çeviren :ECE OKAY

Yöneten :HÜSEYİN KÖROĞLU

Dramaturgi :DİLEK TEKİNTAŞ

Sahne Tasarımı :HÜSEYİN KÖROĞLU

Koreografi :ÖZGE MİDİLLİ

Efekt Tasarım :ERSİN AŞAR

Işık Tasarım :CENGİZ ÖZDEMİR

Afiş :DİDEM İNCESAĞIR

OYUNCULAR

ŞENAY SAÇBÜKER,
HÜSEYİN KÖROĞLU

Yönetmen Yardımcısı :ARDA ALPKIRAY

Asistan :ALARA KÖROĞLU

Fotoğraflar :ÖZGÜR COBUTOĞLU

Kurumsal İletişim :ODİS İLETİŞİM - RUŞEN HATİPOĞLU


NOT 1: 
Fotoğraflar Tiyatro Aşhk'ın  internet sitesinden alıntılanmıştır.
İnternet adresi:


NOT 2:
Oyun hakkında yazdıklarım eleştiri değildir.Sadece o an bana hissettirdikleridir.Bu konuda tiyatro eleştirmenlerini okumakdan çekinmeyelim.Eleştiri daha güzele ulaşabilmek için farklı bir yoldur.
Eleştiriyi yürek kaldırmalıdır.
Görünmeyeni görünür yapar.Eğer siz de bunu istiyorsanız problem yoktur.

17 Ocak 2015 Cumartesi

SANATLA BAŞLAYAN GÜNÜ SANATLA BİTİRMEK


BİR SERGİ İKİ TİYATRO OYUNU VE TAKSİM


Taksim her zaman olduğu gibi kalabalık.
İnsanların az göründüğü yerin fotoğrafını çekiyorum.


Bu beton haline bir türlü alışamadım.
Bir ürperme vücudumu sarar ve hava ne kadar sıcak olsa da üşüyor gibi olurum.
Etrafın yeşil olmasını hayâl eder dururum.Herhalde verdikleri söz bir kaç kova içine yerleştirilen küçük ağaçcıkların etrafa serpiştirilmesi değildir.Bak hiç dikkat etmedim,onlar hâlâ duruyor mu?Yoksa tepkiler üzerine öylesine mi konulmuştu?


Hemen girişteki Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisi Maksem'e "HAVADİS 1914-191525/YÜZ YIL ÖNCE" sergisini gezmek üzere giriyorum.
25 mart 2015 tarihine kadar gezebilirsiniz aklınızda bulunsun.




Sergide üzerinden 100 yıl geçen birinci dünya savaşı ile ilgili görseller ve yazıları bulabilirsiniz.




Sergiyle ilgili daha geniş bilgiye aşağıdaki linki tıklayarak ulaşabilirsini;

Geçen haftasonu iki tiyatro oyunu izledim.
1)
İSTANBUL DEVLET TİYATROSU


ELLERİMİN ARASINDAKİ HAYAT

"Suç nedir?Ceza nedir?Adalet nedir?Tüm bunların nesnesi ya da öznesi olan 'insan' nedir?
'Kanunlar ülkelere göre değişir,fakat insan karekteri her yerde insan karekteridir.' der Peter Ustinov.Belki de bu yüzden tutunamayacağımız bir konuyla karşı karşıya bırakır bizi...Martovsky adında bir genç,tecavüz suçundan ölüm cezasına çarptırılır ve hikaye başlar..."
(Tanıtım kitapçığından alıntılanmıştır.)

2)
TİYATRO AŞHK


TATMİNKÂR ÖDÜL

"Zengin bir kadın,kendisini etkileyecek,hislendirecek,cezbedecek bir erkek aramaktadır.Kazanana tatminkar ödül vaad etmektedir.Gizemli,sürükleyici ve süprizlerle dolu konusu ile oturduğunuz koltuktan müthiş bir yolculuğa sürükleneceksiniz."
(Oyunu tanıtıcı el ilanından alıntılanmıştır.)

Tatminkar Ödül oyunuyla ilgili düşüncelerimi aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz;


15 Ocak 2015 Perşembe

BİR BİLEN HİÇ BİLEN


HER ŞEYİ BİLDİĞİNİ SANAN HER ŞEYİ BİLEN ADAM


Turşum bitmiş doğru çiçek pasajına.
Her zaman ki gibi kelek,acur ve salatalık turşusu aldım.
Her şeyin turşusunu yapmışlar.


Kavanozların içindekilerini görünce şaşmamak elde değil.Meyve olarak yediğimiz şeyin turşu olarak damakta bırakacağı tadı merak ettim.Bir daha ki sefere deneyeceğim.



Her yerden tarih fışkırıyor.
Ahhh bir de değerini bilsek.


Paravanın önünde etraflarına toplanmış insanlara müzik ziyafeti çekiyorlar.Hem kendileri hem de iki etrafta ki eğleniyor.
Paravanın arkasında ise tarihi koca bir binanın gözlerden uzak yıkılışının sessiz haykırışı ortalıkta çınlıyor.
Mahkeme kararı alâlacele yıkılan tarihi binayı geri getirecek mi?
Yıkılmasın diye toplanan kalabalığın üzerine tomalardan fışkırtılan tazyikli su,sıkılan gaz unutulur mu?
Kalabalığa yaşatılanlar?
Polis kimi temsil ediyordu,kimin hakkını koruyordu?
Devlet ne için vardı?


O tarihi binayı eski haliyle istiyorum.
Restore etmek yeni bina dikmekten daha masraflı diye ya yakıyorlar ya yıkıyorlar.Hemen yanında ki Demirören AVM yi her gördüğümde vücudumda ki tüm tüyler dikeliyor.
Bu gidişle İstanbul rant uğruna geçmişini anlatacak tarihi bir yapıya sahip olmayacak.Çünkü hepsinin yerinde AVM ve rezidanstan oluşan kompleksler yer alacak.


Geçmişi anlatan tarihimizi geleceğe iletmek üzere korumaya çalışmaktan ziyade geçmişte yaşanan gücün özlemi içerisinde dünyaya da ayar vermenin düşleri içerisinde yanıp tutuşan insanların elinde debelenip duruyoruz.


Bir ara tiyatroya da göz dikmişti ki boşa değilmiş.
Gösterisinin fotoğrafları Türkiye basınını bırakın dünya basınında bile yer aldı.
Her şeyi bildiğini sanan her şeyi bilen adam.
Bir bilen hiç bilen.

10 Ocak 2015 Cumartesi

DİN İLE İLGİLİ KONUŞMAYIN


SİZİN YALANLARINIZ DİNDEN UZAKLAŞTIRIYOR


Dini ağzına pelesenk etmiş insanların söyledikleriyle yaşadıklarının farklılığı  "öteki dünya" söylemlerini sorgulamama neden oluyor.Şimdi bu düşünceme bir çok insanın karşı çıkacağını bilerek yazıyorum;
"Cennet de cehennem de yaşadığımız dünya içerisinde."
Eğer böyle değilse dini dillerine dolayıp söz de dinin emrettiği şekilde yaşayan insanların şaşalı yaşamlarını gördükçe bulunduğu konumlarda olmamaları gerekiyor diye düşünüyorum.Niye bunların yalanlarını dinleme mecburiyetindeyiz?Artık yapılanın ortada olup da bunu görmemezlikten gelerek tersini söyleyen insanlara tahammülüm kalmadı.Bunu destekleyen insanlara da.
Bu nasıl kafa ya!
Sorgulayan insan ne zaman olacağız?

Kapasitesi sınırlı olan insanı hak etmediği yerlere getirirsek ağzımıza s.çması gayet normaldir.
"Ohhh tır tır ne güzel s.çıyor"
dersek problem bizdedir.Karşıda ki karnının bozulduğunun farkında değildir ya da etrafındaki insanlar sağlıklı olduğuna kendisini inandırmıştır.Eeee o zaman böyle mi devam edecek?
Tabii ki hayır.Her şey de cümlenin sonuna eklenen ama uygulamada hiç birşey yapılmayan "millet" değiştirecektir.

"Millet değiştirecektir" derken sanmayın inanarak söylüyorum.Geçen bir arkadaşla konuşmada konuşmanın bir yerinde
"Bir tarafta bir eli yağda bir eli balda olan insanlar diğer tarafta açlıktan ölen,soğuktan donan v.s. insanlar.
Cenneti de cehennemi de bu dünyada yaşıyoruz.Etrafına bir bakıver."
dedim.Karşımdakinin tepkisi
"ya öyle olur mu Mahmut.Bu dünyada ki yaptıklarımın karşılığını mükafat olarak diğer dünyada hurilerle..."
lafını duyunca zaten atmış olan tepemin tası,fırıl fırıl dönmeye başladı.Ben ne diyorum adam neyin peşinde.
"Cenneti de belden aşağıya düşürdünüz ya,bravo."
dedim.Bu insanla daha fazla bir şey konuşmak istemediğimden ortamı terkettim.Bu tür insanlar (ki çok fazla) olduğu sürece Türkiye'nin bulunduğu konumundan daha ileriye gitmesini mümkün görmüyorum.

Dünya tarihine göz gezdirdiğinizde din,hep birileri tarafından çıkar uğruna kullanılmış.Geçmişte bu hep böyle olmuş.
Bugünün dünyasına bakınca geçmişin devamını görüyorum.Bu bana yarın da böyle devam edecek diyor.

Geçen bir milletvekilinin konuşması ortalığı kasıp kavurdu.
"Akrabanı kolla,..."
muhabbeti.Ayetleri de kendilerine göre ayarladılar ya bravo.

Ya Allah aşkına din ile ilgili bir laf söylemeyin.Susun susun ya.
Dini kendinize göre şekillendirmeyin.
Kendinizi ona göre düzeltin.

Yaptığınızdan,söylediğinizden yüzünüz kızarsın.Ar damarınız çatır çatır çatlasın.Ortalıktan elinizi ayağınızı çekin ve Türkiye için bir şeyler yapmaya çalışın.

Kim ne derse desin,kim ne yaparsa yapsın bugünü tarih her şeyiyle yazacak.

NOT :
Yazıya konu başlığı olan resim "DOKUNMAK" serisinden bitmemiş bir resim.Ortalıkta rengarenk paraları görmüyorsunuz.Oysa bu seriye ne heyecanla başlamıştım.Bir kaç tanesini tamamlamama rağmen eksik resimler öylece bekleşiyorlar sona ulaşmayı.
Belki bir başka zaman başka şekilde tamamlanır.