10 Nisan 2015 Cuma

AHHH O VAR YA O


"AMA"LAR HER ZAMAN BİZLE


Pencere kenarında yağmur damlalarının yere düştüğünde sokak lambasından çıkan ışıkla dansını izliyorum.
Geri planda Müzeyyen Senar'ın sesinden bıkmadan defalarca dinleyebileceğim "ömrümüzün son demi" şarkısı odanın içerisini kaplamış.Gecenin bu vakti üşenmeksizin yaptığım Türk kahvesi ise bunlara eşlik ediyor.


Kışın yerini bahara teslim etmeyip direnmesi bunalttı.Hâlâ soğuklar insanın içine işleyecek şekilde.
Esasında güneş ışınlarına bedenimin eşlik etmesini özledim.Yüzümde soğuğun nefesini hissetmeden yürümeyi özledim.
Gündüz her şeye rağmen doktor kontrolu sonrası kendimi sevdiğim sokaklara teslim edeyim istedim.
Yorulana kadar yürümek...
Sonrası yolumun üzerinde ki güzel bir mekanda soluklanmak...
O soğuk neydi öyle?
Gerisin geriye hemen eve döndüm.


Dünya Varmış'ın Epsilon yayınlarından çıkan
 "Güneş Çavması" romanını bitirdim.
Kitapta ki Mecnun gibi olmak isterdim.Düşünüyorum da gençlik yıllarımdan bu zamana çok yol katetmişim,bir çok şeyi aşmışım ama hâlâ amalarım var.Bu gidişle o amalar ne kadar eksilse de her zaman bir tanesi kişinin kendisiyle hayata devam edecek.Öyleyse o ama ile nasıl yaşadığın önemli.
Kitabın bölüm başlarında ki o küçük yazılar hoşuma gitti;

"cennet'e kaç dünya taşır insan?
dünya'ya kaç cennet?"

"bazen hayallerin tozunu alır
ölüm
canlandırır!"

"böyledir kimileri
zamana düğüm atabilir
dünya kadar boşluğu doldurabilir"

"görüp de bir yaprağın neşesini
niye alkışlamayız ki?"

"isterse
kendi sözlüğünü yazabilir insan
ve acının da tadını çıkarabilir!"

diye devam ediyor.644 sayfalık bir roman,sıkılmadan okuyorsunuz.
Şimdi de Marisha Pessl'in Siren Yayınlarından çıkan
 "Gündelik Felaket Teorileri" 
isimli romanına başladım.


Kitaplar hepsi birbirinden farklı neler neler anlatıyor.Kimisinde kendimizin daha güzel cümlelerle anlatılmış halini buluyoruz kimisinde de adını koyamadığımuz acıların,üzüntülerin,
iç titremelerinin şaplak gibi suratımıza vurulmasını.Gerçekler nasıl da yağan yağmur misali üzerimize üzerimize geliyor...

NOT :
Fotoğraflar bana aittir.
İlk iki fotoğraf Bodrum'dan mutlu anlar.

2 yorum:

Alanay yıldırım dedi ki...

gerçekler üzerimize gelse de onları kabullenmek o baskı duygusunu inanılmaz azaltıyor.ilk kitabı merak ettim ve not aldım ve şu soruyu çok sevdim :
"cennet'e kaç dünya taşır insan?
dünya'ya kaç cennet?"

Mahmutun güncesi dedi ki...

Amalarla yaşamayı ğrenmek bir yerde kabullenmek oluyor.Hayatı daha kolaylaştırıyor.