18 Mayıs 2015 Pazartesi

BURASI BEYOĞLU


BEYOĞLUNDA BİR PAZAR GÜNÜ 


Beyoğlu,sevdiğim bir bölgedir ama İstiklal'in kalabalığı sıkıyor artık.
Tarihi yüzünün yavaş yavaş kayboluyor olması eski büyüsünü yok ediyor sanki.


Nerede o ağaçlar?
O kalabalık yoldan iki de bir polisleri taşıyan arabaların geçmesi ve Galatasaray'ın her zaman polisler tararafından işgal edilmiş olması ruhumu daraltıyor.
Yürüdüğüm bu yerlerden artık eskisi gibi tat alamıyorum.


Kendimi yormadan usul usul bu yerlerle,mekanlarla vedalaşıyorum.
Kendime istediğim yeni bir kapı açtığımda eskisini çok keskin bir şekilde açılmayacak şekilde kapatıyorum.
Kendimi yeni açılan kapının içine atıyorum.Kolları kollarıma dolanmış yeni yaşamın içinde sarmaş dolaş yaşamayı seviyorum.
"Eski" kelimesinde ki eskimişlik nasıl da birden etrafı sarıyor.
Oysa geçmişi yansıtan bu kelime bana göre değil.
Yaşanılan daha gerçekci.
Şu an,şimdi...


İnsan hayatı boyunca kendisine yaşamak istediği kaç hayatı bağışlar?
Kişi çevreyi takmayıp kendi hayatını yaşabilecek duruma geldiğinde ise zaten yaşamının büyük kısmını harcamış oluyor.
Şu yaşıma geldim her konuda,her şeyde o kadar açık olduğum halde çevremde beni tanıdığını sanıp tanımaktan uzak o kadar çok insan var ki.
Birbirini tanımayan insanlar topluluğu...
Sanıyorum bu konuda da hayatımı sadeleştireceğim.

Bu haftasonu iki tiyatro oyunu izledim;

DİKTAT
(Diyarbakır Devlet Tiyatrosu/
İstanbul Devlet Tiyatrosu Küçük Sahne)

"Bizler,hepimiz birer çocoğuz;bırakın da barış içinde huzurla oynayalım.Ama dualarımızıngerçek olacağınainanacak kadar saf mıyız?Dünyanın,bizim umutlarımız,dileklerimiz doğrultusunda bir yörüngeye mi oturacağını düşünüyoruz?Yanıtımız hayır.Barış,barış sözünün içine kısılıp kalmış.Savaş,çelikten ve etten.Kelimeler ise bunları asla karşılamıyor.Gidiyor,ayrılıyor,bırakıyor,terk ediyoruz.Bunun böyle bitmesi bizim elimizde değildi.Daha önce yazılmıştı.Her şey önceden belliydi."
Yukarıda ki yazı oyun kitapçığından alıntılanmıştır.


Oyunu sıkılmadan izledim. 
Duygu coşmaları oyuncuyu sahnede darma duman ederken beni de oturduğum koltukta darma duman etmeliydi diye düşünüyorum.
Nefret ve sevgi..
O duyguyu hissedemedim.

Oyun hakkında ki yazımı aşağıda ki linki tıklayarak okuyabilirsiniz;


PERADA Kİ HAYALET 
(Ortaoyuncular/Ses Tiyatrosu)

"Ünlü olmakla,daha doğrusu "olmakla" kafayı bozmuş gençlerin hikayesi hikayemiz.Bizim jenerasyonumuzun,bizim dejenerasyonumuzun hikayesi."
Yukarıda ki yazı oyun kitapçığından alıntılanmıştır.


Eğlencelik,sıkılmadan kahkahalarınızla eşlik edebileceğiniz bir oyun.
Kedi miyavlamaları başladığında gülme sinirim nasıl bozuldu anlatamam.Kendimi bıraksam bir daha toparlayamazdım.
İlk önce kasetten sandım ama sürekliliği ve farklılığı devam edince oralarda bir yerlerde bir kedi olduğu anlaşılıyor.
Bu seferde insan kedinin nerede olduğunu merak ediyor.2. Perde de o minik,tatlı şey sahnenin bir yerinden fırlayıverdi.
Sevimli şey seni...

NOT :
Fotoğraflar bana aittir.


2 yorum:

absalom dedi ki...

mahmut geçen hafta beyoğlundaydım...

uzun yıllar yaşamıştım üzerinden seneler geçmişti...
ilk düşüncem şu oldu,
istanbul beyoğlu bu kadar pis açık hava çöplüğü müydü?
ben mi farkına varmıyordum?

karmaşa tamam karmaşa hep vardı...
fakat istiklal bu kez beni boğdu...
tarlabaşı balat eminönü daralttı beni.

bilemedim.

birbirini tanımayan insanlar topluluğu:))

valla ben çizdim çok kişinin üzerini omuzlarımdaki yükü attım bi süre önce.
darısı başına.

arayınca ulaşamıyolar yazıyolar eşe dosta yazıyolar internetten yazıyolar.
ama yok abi.

ben artık kuş gibi özgür kaldım.

eskilerden yanıma 3-5 kişi aldım.

diğerlerinin yolunu allah açık etsin.

denemeye değer.
tavsiye ederim.

Mahmutun güncesi dedi ki...

Beyoğlu için çoğu insandan duyduklarım aşağı yukarı aynı.
B.kunu çıkardılar.
Omuzlarımdaki o yükü azaltıyorum,daha da azalacak.